|
Oca 20
|
Ayrılık vakti, gözleri hayata umarsız bakanım…
Fırtınada bulmuştuk birbirimizi, şimdi içimizde sessizce kopan fırtınalarda bırakıyoruz..
Adaletsiz dünyanın taktığı çelmelerin acısı yüreğimizde
dinlediğimiz bütün sazlı türküleri ”olmasaydı sonumuz böyle” dizelerine terk ediyoruz..
Kimbilir;”biri duvarları yıktı, camları kırdı..fırtına gelip aramıza serildi! ” diye diye
Ciğerimiz yanıyor!
Ne bir Ağaç, ne bir Yaprak!
Bir bütün olamadık birbirimize…
Yaprak yaprak dökülüyorken; bir baktım ki ne dökülecek , ne de savrulacak yaprak kalmış ağacımızda…önümüz kış, dayanamayız kışın sert soğuğuna…ne ben, dal olup kıvrılabilirim koynuna, ne senin koynun baharı müjdeleyebilir dallarıma…
Meşe ağacı bu kadar dayanabildi yalnızlığına…Ne fırtınalar avaz avaz haykırdı da suratına, duyulmadı!
Sonbahara gebeyiz..sancılı geçecek vakitlerin ağır hüküm giymiş kimsesizleriyiz…çırılçıplak bir Meşe bırakılıyor zayıf kökleriyle, boş konuşanların gözlerine…
İyi bakmalı insan bu sahneye, her adama nasip olmaz , Ağustos sıcağında, tipiden savrulmuş bir Meşe ağacına…
Önümüz kış…
Ayrı yollarda
başka hayatlarda mevsimlere hükmedeceğiz…
Biz
Mutluluğu
Ancak
Böyle
Ensesinden tutacağız…
Güle Güle Kolum, Kanadım…
-EmelSEN-
