Ağu 30

Az gittik uz gittik, tam dereye yaklaştık düze gelmeden ilhamiyi bulduk -) ) bilirsiniz arada soteye yatar bulamazsınız…ee tabi sizde yazar yazar silersiniz bişiler…bende ki ilhaminin (ilham) en sevdiği şey müzik…öyle böyle değil ama son ses cırlatacak kadar….mesela az önce ”koy bakalım şurdan bi Anastacia  ‘’set me free” de havamızı bulalım…bu da güzel cırlıyo maaşallah ne gırtlak var kadında didi -) ) ”…şimdi kulaklarımın  bilumum çekiç düzeneğinde kavga var…bizzat şahsıma dair çağrışımlar duyuyorum ) )

bazen başımı tam yastığa koyar, uykumla kucaklaşıp rüyalar aleminin giriş kapısında vizemi beklerken gelir bulur beni…işin yoksa kalk yaz, not al…nerdeee… sabaha hatırlarım umuduyla vizem elimde uçarım rüyalar alemine -) ) tabii sabaha elde var sıfır…

hay allam yaa..ne yazacaktım ben…hayat güzel ama içinde bulunduğumuz küre fazla el yakıyor, sonra yaşamak da güzel ama kan basıncımız yükseliyor…sevmek güzel; fazlası gövde gösterisi yapıyor -) ) sevdanla yandım; için için sana susadım sonrası hararet yapıyor…ben diyorum ki herşeyi dozunda yaşayalım,yaşatalım….biliyorsunuz fazla doz aşımı yan etki yapıyor…sonra duygular ve yaşam arabın saçlarına malzeme oluyor…azı karar çoğu zarar misali…

Efendiim…?

Ne dediniz,  duyamadım…!

Hımmm…hemfikiriz demek ki

Güzel -) )

                                         emeL

admin tarafından yazılmıştır

Ağu 29

Ölüm var yaşamdan öte

Şimdi sıkı sıkı sarılmak lazım bizi sevenlere

Çıkmadan ağızdan her kelime

Düşünmek lazım belki bin kere

 

Ansızın gelecek nasıl olsa

Apansız!!!

Kopartacak

Yükseltecek ruhları göğe

 

Sevenlerin gözyaşları yüreklere

Çığlıkları havaya karışacak

Herşey o anda bitecek

Dolu sandığımız herşey boşalacak

 

Ölüm var yaşamdan öte

Doyasıya çekmek lazım havayı içimize

Dertleri kitap arasına koyup kurutmak lazım belkide

Sevinçleri ise ne  kendimize ne ellere

Hep birlikte elele……

Dakikaların kıymetini

Kendimizin kıymetini

Sevdiklerimizin kıymetini

Bilmek lazım ölüm gelmeden önce….

                     emeL   (07.07.2006)

 

 

admin tarafından yazılmıştır

Ağu 25

Sözün bittiği yerdeyim…Kilise çanları çalıyor etrafımda çığlık çığlığa…ki, ben yabancısıyım, tanımam bilmem kiliseyi de çanlarını da…bundandır belki üzüntüm…ait olmadığın sözlerin içerisine alıp bırakıyorlar ya kendi elleriyle; yabancı kopyanı da dikip  karşına, armayı yüreğinin tam üstüne zamk gibi yapıştırıyorlar…İnsanoğlu bunlar; hani şu ”yüreği kaç para eder…!”  hesabının üstünde çok düşünmeye gerek duyulmaması gerekenlerden…Ama kızıyor insan kendine…zamansız vurulunca kilit diline bir müddet karşı koyları izliyorsun öyle boş boş….birlikte geçtiğin yolların izlerini sayıyorsun tek tek…hangi adımda çivi batmış ayağına kestiremiyorsun….elini uzatıp hesapsızca önüne serdiklerine mi yanarsın, yoksa gerçekten hiçbirşey verememişliğin gerçeğiyle yüzleştiğine mi…? herşeyin adı yalnızca ‘’sevda” idi diye haykırsan ne olacak…onun adı çoktan konmuştur…yargısız infaza kurban gidersin ama yerin bellidir artık…meğer o kapıdan hiç girememişsin içeri….

Sözün bittiği yerdeyim…Kilise çanları çalıyor etrafımda…tanımam bilmem..kimse yormasın kendini, ait olmadığım toprağın izini sürmeyeceğim…yüreğimi de söküp attım yerinden…iki numara büyük geliyor artık bu bedene…verilen sözlerin adresi belli nasıl olsa…her tabelada yönünü şaşırdı, ezildi… geçti….bitti…üstüne  hiç alakasız yenileri eklendi…ki ne zaman eklendi bende ki çiviler ayağımı acıtmaya başladı…yazık oldu…! daha uğrunda dökeceğim gözyaşlarım vardı, bile bile batsa da dikeni ellerime, kanasa da şu yüreğim,  zamanı yine üçe bölecek, kırmızı güllerimi dizecektim yollara…şimdi duvarlar da başımın izleri duruyor…pişmanlığın resmi bu olsa gerek…zorla da olsa alıyor ve asıyorsun kendi ellerinle en sol üst köşeye…yüreğinin yerine…!

                                                                                                                                 emeL

                        

admin tarafından yazılmıştır

Ağu 24

Hayatta ki en önemli zenginliğin, dostluk olduğunu bugünlerde çok daha iyi anladım….Arkadaşmış, sevgiliymiş ya da aile; bunların da hayatımızda ki yeri hiç şüphesiz tartışılmaz ama yüreğin kanasa en önce dostun varsa koşuyor yanına…yaralarını sarmak, kuruyan boğazına bir yudum su vermek için kendi elleriyle, herkezden önce onlar yanında bitiyorlar…dedim ya, bunu bugünlerde daha iyi anladım…ne mutlu bana ki, hayatımda  ailemden sonra, ki yerine göre onlardan bile önce koşan üç tane dostum var…Sevgili Gülçin, Zekiye ve Oğuz….Sizler benim hayatta ki tek gerçek dostlarımsınız….Ne zaman bir sıkıntım olsa yüreğime hep su serptiniz….ağlarken bile beni kahkahalara boğup gözümdeki yaşları sildiniz…ve bıkmadan usanmadan benimle uğraştınız…biliyorum ki, arkadaşlar sıkıntınız olmadığında yanınızda olur ama dostlar sıkıntınız olduğunda yanınıza koşar ve daima size huzur vermeye çalışırlar….Yerine göre hatalarımı örtüp yoluma ışık tutan bu üç insana burdan teşekkür etmek istedim…ne yapsam sizin için azdır…çünkü bana değerli olduğumu her daim hissettirdiniz…

Sevgili Gülçin ; hiç durmadan saatlerce beni dinlediğin zamanları biliyorum…ağlarken de gülerken de hep varlığını yanımda buldum…seninle kurduğumuz o çok güzel hayallerin birgün gerçekleşmesini inan çok istiyorum…yüreğimiz o kadar bir ki iyi olmadığımı hissettiğin anda o yürekten desteğini buldum yüreğimde.ayrı şehirlerde olsak da gecenin bir vakti attığın o telefon mesajların bile gerçek dostum olduğunu hatırlattı bana…Blogcu da tanışıp, aylar sonra o ilk otobüs terminalindeki karşılaşmamızı asla unutmayacağım…sanki yıllardır tanıyor gibiydik birbirimizi hatırlıyor musun ) )

Sevgili Zekiye; sen benim tam 15 yıllık dostumsun…en acemi, en toy zamanlarımızı birlikte yaşadık…tebeşir kokan o tozlu okul yıllarında aynı sıraları paylaştık…yeri geldi ayrı şehirlere düştük ama hiç kopmadık….en mutlu günlerimde de en sıkıntılı zamanlarımda da yine hep sen vardın yanımda….lise de aynı fabrika da staj yaparken geçirdiğimiz o eğlenceli günler hala aklımda…benim dik kafalı, inatçı kişiliğimle az uğraşmadın biliyorum…ne olursa olsun beni bir kardeşten bir arkadaştan öte gördüğünü hep hissettirdin bana..yüreğin hep benimle oldu ….

Ve Sevgili Oğuz, şu net dünyasında neredeyse sağ kolum oldun benim…forum da başım sıkışsa, ki az çökertmedim kendi forumumu biliyorsun; bi ”oğuuuuuuzzzz” diye haykırmam yetiyordu ) ) bıkmadan usanmadan ve asla isyan etmeden her zaman yardımıma koştun…hem yardım ettin hem de çok şey öğrettin….ve asla benden fikirlerini esirgemedin…pozitif enerjinle ve hayata bakış açınla her daim birşeyler kattın bana…”geçmişi unut, geleceği düşünme bugününü yaşa” sloganını bir mıh gibi işledin beynime ) ) insanın tek birşeye odaklanmayıp , etrafında da  güzelliklerin olduğunu ve farketmesi gerektiğini, hayatı dolu dolu sadece ve sadece gülümseyerek yaşaması gerektiğini hatırlattın daima bana…”önce ben!” diyebilmeyi öğrettiğin için teşkkürler…

Sizler iyi ki varsınız…ve sizin de her daim ”iyi ki varsın emel” demeniz bana ne kadar şanslı biri olduğumu hatırlatıyor…herşey gelir geçer ama dostluklar bitmez, bir ömür boyu sürer…inanıyorum dostluğumuz asla bitmeyecek…ve geceleri başımı yastığa koyduğum zaman bir yerlerde üç güzel yüreğin var olduğunu , her zaman benimle olacaklarını biliyorum….huzur veren üç güzel dost, yüreğim her zaman sizinle ) )

HAYATTA GERÇEK DOSTLARI BULABİLMENİZ DİLEĞİYLE….

admin tarafından yazılmıştır

Ağu 21

mahalleyi birbirine katmalı

sevda bu sokaktan geçti de kimsenin yüreği duymadı

parantez içine alınmış aşkların adı bu olmalı

(SEVDA…)

…………………………..

Kendini kendi içinde yaşatmaya benzer

Gramafon kağıdı aşklara istediğin şekli verirken

bu böyle öksüz kalmış

iki çaresiz yüreğe sığınmış

ortaya her çıktığında kulakları tıkamış

gözleri körebeye çevirmiş

iki büklüm sokak başlarını tutmuş SEVDA işte….

kendini herkezden gizleyen

yürekler çarptı mı

sevdalısına kokusunu yollayan

inatçı

hırçın

ama dimdik

Bir yetim SEVDA işte….!

                           emeL

admin tarafından yazılmıştır

Ağu 19

Gitmelere ayıp ettik

Beceremedik karınca kararınca olmayı

Bir sarıldık

Bir kaçtık…

Önce kenetlenip sahip çıktık

Koyduk sonra yüzsüzce kapı önüne…!

Nasıl oldu da hep kandırdık

hayal kırıklığında boğduk parçaladık

içimizden gelip geçen tozu biz de kalmış sevdalara kandık

Herkes bildi de

Bir biz bilemedik gidenlerin çoktan yeni limanlara demir attığını

Aklımızda kalanlar mıydı

Yoksa anılar mıydı çelen yüreğimizi

Bir biz çelme takamadık izi kalmış gidenlerin ayak seslerine

Sonra da sevda diye yaşadığımız

Böbürlenip çığlıklar attık

Hem kendimize

Hem yüreklerimize

Ve de gitmelere ayıp ettik…

Ne gidebildik

Ne de kalabildik….

Söylesene…!

Biz şimdi bu sevdaya hangi yürekle sahip çıkacağız?

Bende ki aşk

Sen de  kalan kırıntıları silmekten yorulduysa

Ben vazgeçtim

Önüm ayrılık

Yolum gitmeler….!

                  emeL

admin tarafından yazılmıştır

Ağu 17

 Onlar büyüyor ama onlar mı çocuk ben mi bilmiyorum ) ve biliyor musunuz ben hiç büyümek istemiyorum…çünkü büyürsem elma şekeri yiyemem, aklıma estimi deliler gibi zıp zıp zıplayıp dans edemem,  evin içinde deliler gibi…gerçi ben böyle yaptığım zaman çocuklar,  bıyık altından derler ya, o misal sırıtıyorlar bakıyorlar ben enerjimi fullemiş tam gaz başım tavanda,  (hihi) onlar da etrafımda başlıyoruz deliler gibi dans etmeye…

 

seviyorum ben çocukla çocuk olmayı…ama iş ciddi konulara gelip o anda ”hadi emel, yaşının insanı ol,  bırak çocukluğu göreyim seni” desem de , cık! olmuyor…nasıl bir kadınım ben…? ağlamayı zırlamayı seven, detaycı, her birşeyi kafasında toka niyetine taşımayı alışkanlık haline getirmiş, kıyımsız, duygusal, inatçı , gözlerinden yaşlar akmaya hemen hazır ve nazır ….vs.vs.vs….

sonra ne oluyor biliyor musunuz…? sıkılıyorum kendimden….ve içimdeki çocuğa sesleniyorum: ” heeeyyy uyuma gel satalım dünyanın anasını,  tokalar acıtmaya başladı…ip atlayalım, top oynayalım hatta parka gidip salıncakta sallanalım”….(ki yapmadığım şeyler değil ) ) ) biliyorum çocuklarım benim en çok bu hallerimi seviyorlar…onlar büyüyecek ama ben büyümüceeeeemmm bananeeeeeeeeee…..!!! bakın bloga da civciv suratlı ) )  ama aslanlar gibi sesi olan Gökhan ımın yeni kıpır kıpır parçasınıda koydum…haydiii çocuk olmayaaa….başı tavana değmeyenlerin tokaları batsın ) )

her daim çocuk kalmayı becerebilenlere bu yazım elma şekeri niyetine gitsin ) )

admin tarafından yazılmıştır

Ağu 14

Hep yürek dedik; yürekten  geçenleri paylaştık …üzgünse ağlattık, mutluysa güldürdük…şimdi nedense çiftetelli oynayıp arada horon tepmek istiyor bu yürek -) ) yavaştan alıp, hızlıdan giriş yapmak için…hatta işi abartıp göbek bile atacak ) )

NeDeN?NiÇiN?NaSıL?

                                     NeReDe?

ÇüNKü he ne kadar kendi duygusallığımda boğsamda arada bir bu kalbi sonuçta benim dimi -) ) kimene ağlatıyorsam…? ben gönül almasını bilirim, kıyımsızında en alasıyım zaten….öyle iki tatlı sözle kandırmam, havalara uçurur havai fişekler halt yesin patlatır patlatır ışıl ışıl salarım gökyüzüne…o zaman değmeyin emel’in keyfine…laf aramızda zırhdan kapılarım var benim…zinciri çektimi üstüne benden gayrı kimse giremez o yürekten içeri…YüReĞiM SENİ SEVİYORUM…! ve izin verdim sana topluca tatile çıkıyoruz..seni üzenlerin ki ben de dahil hesabını dürüp posta kutusunda saklayacağım…gelince icabına bakarız….olur ya bozulur falan derin dondurucunun üçüncü kademesine atıp ayak ayak üstünde frene hiç basmadan gazımızı alalım biz…

Belli oluyor değil mi?  duygular coştu ben de…ee ne dedim ben; horon tepip göbek atacam dedim…randevularıma sadığımdır, neşe bekliyoooo gitmem hatta birilerinin canı yanmadan tüymem lazım… -) )

admin tarafından yazılmıştır

Ağu 11

Vakit tamam…!  doyurmaya çalıştıkça gırtlağa kadar ben doymuşum da farkındalığım yeni çaktı şimşeklerini başımın üzerinde…kaldı ki başımın üstünde yeri de kalmadı kimsenin…elektriğe tutulmuş bu sefer bile bile şokları kendime yaşatmışım…iyi ki de yaşatmışım….zira pişmanlıklar ziyan edilemeyecek kadar önemlidir hayatımızda…bilmeyiz çoğumuz bunun önemini…

kimilerimiz hep almayı sever; aldıkça mutludur ….kafasını kaf dağında gezdirmeyi bir erdem sayar…. vazgeçilmez olmayı sever….ve nedense  sevgilerini cömertçe harcamayı sevmez…doymak bilmez, doyurmaktan bihaber yüreği bir kese zannederek doldurmaya bakar hesapsız kitapsız verilen sevgilerle….

dünya üç günlük denir ya hep; değil üç gün göz açıp kapayıncaya kadar aslında ömür…kıymetini bilmek lazım…kıymet bilmeyenlerin kıçı kırık testisini doldurmaya çalışmak zaman kaybına neden olur,  ki  bu da ALeRJi yapar ) ) …..sonra ne derler biliyormusunuz; ”KaŞıNMa…!”

ben seviyorum lafları dolandırarak yazmayı; eğip bükmeyi….mana içinde mana  aratmayı…bakmayın karışık olduğuna….doyurmayı sevenler çakacaklar köfteyi ) ) doymaktan yana olanların ise boğazına dizilsin laflar….

doyura doyura ben boğuldum…nefes almak istiyorum…!

                                                                                       emeL

admin tarafından yazılmıştır

Ağu 02

dil söyler yürek bilir acıyı…kolay gelir kelimeleri sarfetmek, aklı  nasihatlerle doldurmak…kendine gelmen, kendine kendini sevdirmen içindir bütün çaba…’’sil süpür sıkıntılarını çık bak gökyüzüne güneş ne güzel ısıtıyor yürekleri” denir hep…dünya güzel, hayat güzel yaşamak güzel…!!! güzel de acıyı neden hemen atıyorsunuz çöp tenekesine…?gülün dikenine dokunmadan gülün varlığını hissedemessin….onu kıymetli yapan da aslında dikeni değil midir?…yaşayacaksın sana biçilen her acıyı…!!! kanasıya doyasıya ve hatta kendini unutana dek yaşayacaksın…insan kendine dönüyor en nihayetinde…yine kendine kalacaksın; bırak arada unutsun insan kendini…yoksa her sabah nasıl umuda susamışcasına açabilirsin gözlerini…geceler boyu çektiğin sancılar sabaha umut doğurmaz mı…?

şimdi acıyorsa yürek,  bilirim o yüreği umursayan bir benim…yoksa herkez kapı eşiğinde kendi acısıyla meşgul….aslında duymuyorlar, bakmıyorlar bile….yalnızca dilleri çalışıyor, laflar özensiz bözensiz elbet yerini bulur diye havaya saçılıyor…

yoksa inanma!  kimsenin,  acını yüreğin de hissettiğine…katığını paylaşırsın ama paylaşmak tad verir, katığın kendisi değil…!

şimdi bırakın da beni; bana biçilen acımı yaşayayım…yoksa güneşin yeri de belli, denizin, börtü böceklerin de…dikeni tutmuşken ve kanıyorsa avuçlarım hala,  gülü yaşamaya daha vakit var demektir….

ne demiş Sezen Aksu; ”unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir…acının insana kattığı değeri bilirim…………küsemem”…

                                                                                                                                         emeL

admin tarafından yazılmıştır