Şub 26

nasıl geçiyorsa zaman kararla ve sabırla
öyle işleniyor yüreğime ilmek ilmek her bir gözyaşınızın damlası
attığınız her kahkahanın yanaklarınıza düşen yanı evimin en güzel yankısı
bir telaş bir patırtı yiyorken ömrümüzden
ve kuruyorken hayalini gençliğinizin
kıymeti anlaşılmadan teğet geçiyor yanıbaşımdan ömrünüzün en güzel çağı…
şimdi en masalsı rüyaların en masum kahramanlarıyken
asıl telaş bu garip dünyanın biçtiği rolleri üzerinize giydiğinizde başlayacak ya !
bilmeyin şimdiden ne zaman açılacak perdeler
Anneler melektir..!
kanatları her gece üstünüzü örter
ve çocuklar hiç birzaman annelerin gözlerinde büyümezler
ne zaman soluk kesilir yürek susar,
üşür o vakit bütün çocuklar…
annelik böyledir
hep melek kalınmak ister !

                             emelSen
 

admin tarafından yazılmıştır

Şub 24

kendimi dar ağacına götürüp duygularımı bir söğüt ağacına asacağım…
sonrasında  ağıtlar yakacağım…
yüzüne bakılmayan kızgınlıklarımı
hesaba katılmayan kırgınlıklarımı
zahmet buyurmayanların adına feda edeceğim….
tamamen kişisel…!
kavgam da
karmaşam da
yalnızlığım da….
gölgem eşlik ediyor yalnızca bana
bütün suretler yabancı ve yalancı sabahlarıma
Otuzumda titriyorsa ellerim
çizgilerim erken mesken tutmuşsa yüzüme
neyleyim
hak yok…! naz ve niyaza
kendime yalan söyledim
kimseden duymadığım kadar
üstüme aldım bütün taksiratı
ne ah var ne sitem
tamamen kişisel…!

             emelSen
 

admin tarafından yazılmıştır

Şub 23

Ne güzel şeydir dostluk…ve birlikte paylaşılanlar…canım arkadaşım, canım dostum nam-ı diğer adıyla kuju ile çok önceden ortak açtığımız blog sitesi bayağ bizsiz kalmıştı….yeniden hayat vermek istedik..burada kendimize özel yazılarımızı paylaşırken diğer evimiz de de ortak paylaşımlarımızı sizlere sunmak, dönüşümüzü ayrıca buradan da bildirmek istedik…Dostluk adına,sevgi adına, paylaşmanın tadına birlikte varabilmek adına….

Çok uzun zaman olmuş gerçekten… ne koptuk ne dostluğumuz hasar gördü… Aksine daha da güçlendi daha da büyüdü… Aslında çok uzun bir zaman değil kujuyla tanışıklığımız… Ama bize sorarsanız; belki de yıllar oldu diyebiliriz… O kadar çok şey paylaştık ki; (bir yıldan biraz fazla oldu arkadaşlığımız)  hüznü, neşeyi, kahkahalarımızı; umutlarımızı yediğimiz lokmayı, sanal da olsa kahvemizi, bir sıcak çayımızı bile paylaştık… her gün muntazam görüşmelerimizin hiç farkı olmadı sanal ortamın verdiği sıcaklıktan…ha sanal ha gerçek.bizim için gerçek olan; adını dostluk koyduğumuz yüreklerimizdi….

İkimizin de kendimize ait ayrı bloğu var…bunun yanı sıra bu ortamdan başka bizi bekleyen sorumluluklarımız tabii ki…burayı bir hevesle birlikte açtık (www.blogcu.com/emelkuju) ..birlikte bir şeyler paylaşmak için…ama gün içinde o kadar çok şey paylaşıyoruz ki; belkide bu yüzden burayı unuttuk…burası bizim ortak evimiz…yeniden derlemeli, bakım yapmalı kış havasından çıkarmalı, camı perdeyi açmalıyız ki içeri güneş girsin ve bizi takip eden dostlarımız bu güneşten nasibini alsın istedik…Ve Geri Döndük… ) )

Hayat ağırdır arkadaşlar. Herkesin ki gibi… Kimsenin yaşamı kolay değildir… Türlü türlü sorunlarımız, sıkıntılarımız var… Ve bu sıkıntılar arasında en ihtiyaç duyulan şey sevgidir… Dostluktur… İki sıcak sohbet, bir gülen yüzdür. Çok şükür biz sıkı sıkı bağlıyız ve hep sahip çıktık birbirimize… Kah benim gözyaşım aktı, kah kujunun ama ikimizde birbirimizden uzaklarda da olsak, gerçek dostluk gücünü hep gösterdi bize… Her zaman hüzün değildi yaşamımızda konuk ettiğimiz; yaşamın diğer adı da neşedir… ve çocuk ruhumuzdan yükselen kahkahalarımız kilometreleri aştı, yüreğimizde hissettik… Bir telefon çağrısı bile yetti birbirimize yetişmemize; iki elimiz kanda olsa bile.

Hiç şüphemiz yok bizim dostluğumuzun güzelliğinden… Kimsenin de olmasın… ki onlar kendini çok iyi biliyorlar… Allah izin verdiği sürece sürecek ve ileriki yaşamımız için kurduğumuz hayallerimizde gerçek olacak… İnanmak her şeydir. Başarmanın yarısıdır… Kimsenin bizim dostluğumuza inanmasına ihtiyacımız yok. Biz birbirimize inanıyoruz ) )

Herkes sıkıca tutsun yüreğini… Kimler var kimler yok yoklasın. Mühim olan bir elin parmaklarını geçmesi değil; o yüreği kaç kişiye emanet edebilirsiniz. İŞTE BUDUR ÖNEMLİ OLAN…

İyi ki emelkuju var…kimsenin değil; kendi adımıza… ) )

                                                             www.blogcu.com/emelkuju

admin tarafından yazılmıştır

Şub 21

Ben anne olmasaydım eğer…
Topuksuz ayakkabılarla da şık olunabileceğini bilmeyecektim.
Hamileliğim esnasında 80′li kilolara kadar çıkıp kendi çapımda ilk defa bir alanda rekorumu kıramayacaktım.
O küçücük ellerle renkli kartonlardan yapılmış bir kâğıt parçasının bu kadar değerli olabileceğini öğrenemeyecektim.
Kan yapsın diye danadili haşlayıp üzerine yumurta kırıp ağzının tadına da uysun diye çikolatalı pudingle karıştırmak gibi yaratıcılığın sınırlarını zorlayan tarifler keşfedemeyecektim hiç.
Su almak için elimde kumanda ile buzdolabını açtığımda kumandayı buzdolabına koyacak kadar ya da evden çıkarken telsiz telefonu çantama atacak kadar kendimden geçmeyecektim.
Birinin canı yandığında ötekinin bu acıyı hissedebilmesinin sadece ikiz kardeşlerde olduğunu sanacaktım.
Sabahın köründe gözü kapalı mutfağa kadar gidip, süt ısıtıp yine gözü kapalı dönme yeteneğini kazanamayacaktım.
Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak için insanüstü bir uğraşa asla girmeyecektim.
Bir insanın gaz çıkarması beni bu kadar mutlu edemeyecekti.
Büyüdüğünde arkadaşlarınla birlikte partilerde Süper Anne olarak eğlenmeyi hayal edemeyecektim.
Babanla belki daha az kavga edecek ama sevginin evlat denilen başka bir boyutuna giremeyecektik.
Sevginin böylesine karşılıksız olanını hiç tadamayacaktım.
Telaşsız sevişmenin hayalini kuramayacaktım.
Annemi bu kadar çok sevdiğimi anlamayacaktım.
Annesinden zorla ayırdılar diye “Uçan Fil Dumbo!” çizgi filminde böğürerek ağlamayacaktım.
Geceleri kesintisiz uyuyacak, hafta sonunda sabahları istediğim saatte kalkacaktım ama uyandığımda yanağıma konmuş minik ellerin sıcaklığı ısıtmayacaktı yüreğimi.
Çantamda sürekli bisküvi, ıslak mendil, bir adet oyuncak, düşer bir yerin kanar diye ayıcıklı yara bandı taşımayacaktım.
Acıyı geçiren öpücüğün gücüne inanmayacaktım.
38,5 derece ateş beni de yakıp kavurmayacaktı.
Yağmur sonrası çamurlu sularda zıplamanın keyfine varamayacak, sen bir lokma daha fazla yiyesin diye kalabalığın ortasında kafamda peçete dansı yapmayacaktım.
Sen olmasaydın eğer yaşamın karmaşıklığını unutup tekrar basit yaşamayı öğrenemeyecektim.
Sen olmasaydın eğer ben asla “anne” olmayacaktım.
Bir çocuk doğduğu anda, bir anne doğarmış… Bu lafın doğruluğuna inanmayacaktım!

 

(alıntı yazı eklemiyorum aslında..şimdiye dek sanırım 1tane ekledim…ama bunu okuyunca dayanamadım..gel de ekleme….! bir anne olarak çok etkilendim ve paylaşmak istedim…tüm annelere gitsin bu güzel, anlamlı yazı…en büyük, en güzel aşkın evlat sevgisi olduğunu bilenlere gitsin…)

admin tarafından yazılmıştır

Şub 19

Sevgili, sadberk.blogspot.com/ ve bimaniac.blogspot.com/ arkadaşlar aynı konu üzerinden beni mimlemişler…Konu başlıktan da anlaşılacağı gibi ” Başarısız Blogcu Nasıl Olur? ”….mimlenen arkadaşları gezdim ve okudum… herkes bu konudaki fikirlerini maddeler halinde beyan etmiş…bana da pek bişey bırakmamışlar…hep benzer şeyler yazılmış…demek ki bi çok kişi bu maddeler üzerinde hemfikir…Ben de aynı şeyleri yazmaktansa kendime göre bir-iki madde ekleyip kapatacağım bu konuyu…yani anlayacağınız tarafımdan kimse mimlenmeyecek…şunu da belirteyim her konuda olduğu gibi blog konusunda da herkesin bir zevki var…özellikle görsel açıdan söylüyorum bunu…herkes herkesin temasını, içeriğini beğenmek zorunda değildir…ki bu mümkün olamaz zaten…evet, görüntü kirliliği, kopyala-yapıştır yöntemi, ya da ne bileyim bi labirentin içine girmişcesine çıkış yolunu bulamadığımız bloglar var pek tabii…

Ben diyorum ki; araç değil amaçtır önemli olan…zamanla insan kendisini geliştireceği için bloguda gelişecektir…ne amaçla blog yazdığımız önemli olan…benimde bir blogum olsun , bu camiada yerimi alayım diyenler ayda yılda bir uğrayıp ben de varım derse zaten bitiktir…hem de hiç başlamadan

Herkes blog yazmasın, benden tavsiye…Blog emek ve zaman işidir…Amaç;  bol yorum alabilmek, pagerank değerini milletin gözüne sokmak değil; okuyucularına kendinden birşeyler verebilmek olmalıdır bence…ister günlük tutun, ister edebiyat parçalayın..ya da gerçekten ilgi duyulan konuları araştırın bulun ve kendinizden de birşeyler katarak paylaşın…

Bir de kimseye sataşmayın…! bu işler;  magazin dünyasında prim yapmak isteyen zatlara tahsis edilmiştir…reklamın iyisi kötüsü olmaz demeyin; bLogda Sökmez Tv de söker…!

BLoGdaşlara Başarılar…

admin tarafından yazılmıştır

Şub 17

 

Hangi kelimenin ucundan tutsam da çorap söküğü gibi arkası gelse…gelebilse….Heyy Hayat ! sana söylüyorum; başın fazla büyük biliyorum…ama bu gece içimden seninle konuşmak geçiyor…şöyle hep senin içinde olup seni yaşayarak öğrenmeye mola versek…otursak karşılıklı ben anlatsam sen dinlesen…ne kadar beyan edilecek fikir, yazılacak söz varsa sana dair ben de; işte diyorum yaaa BiRAzDA BeN KoNUŞsaM….

Sert müzik yüksek volume (de) dinlenir….ve içinde ne kadar fırlamaya hevesli düşünce varsa; bazen yalnızca bu şekilde kavuşur özgürlüğüne….

hani seni seviyoruz ya bazen…!? sonra da tekme tokat girişiyoruz soldan sağdan…ne kadar masumsun oysa…

her haLtı biz yiyorken

hep piyon sen oluyorsun yalnızca..

sıyrılmanın, köşeyi geçip sağa dönmenin en kolay yolusun sen…

yalan da sen de gerçek de….

güzel ve çirkin de hep tek omuzunda….

içinde barındırdığın ne çok derdin var oysa…!

biz fakındayız aslında

arada kusuyorsun içini biz nankör insanoğluna…

nankör de biziz yalan da

sana sunulmuş bütün güzellikleri senden çalan da

sana fırlatan da…!

bu heyetin başkanı dürecek defterimizi

lay lay lom ben masumum hayat denilen kavgada…!

bazen SUSMAK herşeyi BİLİYORUM demektir aslında

sözüm meclisten dışarı

mesaj ulaştı taaa Bağdat’ A….!

eeee Hayat…! nasıl, taşlar oturuyormu yerine….?

biz garip mahlukatlarız…Yaradan SINAV demiş…kağıt da sen kalem de…!

üstüne oynuyoruz

bazen kumar bazen de KeLiME OYUNLaRıYLa…

En etkiLi SÖZ en son söYLenendir…!

” Gerçek ne kaldı ki bu dünyada…ben inanmıyorum artık hiçbir yaLana…Susmak yalnızca Sabrın aynasıdır…yanılmasın kimse..Yürek Sindirmez Sığınır HAK’ ka…! ”

şimdi yüzleşsin herkes HAYAT’ la…

kızarmasın yüzün asla

Af etmek Yaradan’ a mahsus

kimse kimseyi kandırmasın

Hayatla kumar olmaz…

içinden çıkıp karşıdan bakmalı herkes ”kendi dünyasına”…!

( farzedin bir hamur yoğurup koydum ortaya..isteyen herkes istediği gibi yoğurabilir ya da YORUMLAYA…! )

                                                           emelSen

 

admin tarafından yazılmıştır

Şub 15

Ben baharı özledim sıkıldım soğuk havalardan..zaten hiç sevmem kışı…bir kasvet çöker içime hep….şapka, atkı, mont,bot offf benim cürmüm ne ki bu kadar zerzavatı bindiriyorum üstüme…askılık gibi oluyor insan….üstelik sokakta yürürken mutlaka normalden iki kat daha fazla enerji harcamak zorundasınız…soğuktan yürünmüyor öyle salına salına…hem vitrinlerinde tadı çıkmıyor….hooopp o gördüğüm elbise kırmızı ile mor arasında bir renkti ama ne renkti? üstelik her eve dönüşünüzde ayakkabılarınızı tekrar cilalamak zorundasınız…

nerde benim kır havalarım….şöyle çimlere uzansam papatya, menekşe toplasam; suya koysam gitsem gelsem koklasam…zaten bahar gelip de havalar az ısınmaya görsün;başlarım sayıklamaya kır,papatya, piknik…piknik, papatya, kır….olmadı baştan taa ki gidene kadar…tabii pikink alanına varıldığı an; bende ki ilk refleks arabadan iner inmez saldım çayıra mevlam kayıraaaa koştur hababam o köşe yaz köşesi bu köşe kış köşesi….herşeyi bir anda yaşamak isterim…” hadi ateşi yakalım,  aa top neredeydi yok yok salıncak yapalım….olmadı siz yapın ben keşf-i yürüyüşe çıkıyorum ”….piknikte en çok keyif aldığım şeylerden biri de çocukları fazla sık boğaz etmek zorunda kalmamak ” yanımdan yürü, elimi bırakma, gözümün önünden kaybolma yapma , etme, düşme” diyememek ne kadar güzel bir duygudur…salıııınn gitsinler…özgürce oynasınlar, düşsünler hatta kirletsinler üstlerini başlarını….zira aslında kirlenmek güzeldir(OMO) günün sonuna doğru içilen çayın tadı da bir başkadır…tadından yinmez pardon içilmez…..

şimdiden takibe aldım cemreleri….havaya düştüğü an benim havam gelir ohhh miss gibidir bahar….full enerji, full neşe….kış uykusunda içimdeki çocuk…bir uyancak pir uyanacak….

meteoroloji kar soldan soldan geliyo diyor….olsun ben sağdan sağdan yollarım onu….

bu arada halimize de şükretmiyor değilim arkadaşlar…Allah’a şükür üstümüze giyecek montumuz, başımızı sokacak çatımız, boğazımızdan geçen sıcak bir tas çorbamız var çok şükür….ve mağdur durumda olan bütün insanlara dualarımı her daim yolluyorum…

Şu soğuk havayı az dağıtayım, içimize erken baharları sunayım istedim…hayaller kurulursa güzeldir ve paylaşılırsa….Şubat’ın 15′i henüz….daha kapıdan baktıracak Mart ayımız var….kazma kürek elde gideriz yane yane…

Kar kış demeyin içinizden baharları eksik etmeyin…

admin tarafından yazılmıştır

Şub 12

 AŞK..! bu çekmemiştir insanoğlundan çektiği kadar…sözün misali…sırtımızda bıçak, ya da kalbimizde ok…al eline fırlat istediğin yere….ister yakana iğne ister paçana yapıştır sonra da sürükle yerden yere………..

doyumsuz mahlukat insanoğlu…neyi çok isterse bulunca buldumcuk olur….kaybetse karalar bağlar, Yunus  Emre sanarak kendini soyutlar dünyadan benliğini….

oysa Yunus’un aşkı; aşkların en yücesine, en güzeline, en hakikatine değil miydi…? kimle aşık atıp bunalıma girmeyi bi halt sanıp bir çuval trip satıyoruz….

Yunus kim biz kimiz ki aşkı bu kadar kolay sindiriyoruz ve de bitiriyoruz….

Yunus’dan gayrımız yalan AŞK’ a….

kimin de pinpon topu, kimin de beyaz mendil olmadı canım el salla KaRaLaR BaĞLa…!

hep mi kurbanıyız yitikliğin…? çöpten aş aramaya benziyor şimdiki sevdalar…ara ki bulasın..! bulsanda yüzüne bakamassın ama bırakamazsın da elinden…öyle ya gerçek ne kaldı ki bu dünyada…?

şimdiki aşklar yakışmıyor Veysel’in teline…velhasıl yaşasa küserdi sazına…!

dürüst değiliz aşk sana….aslında biz seni karıştırıyoruz arzu ve hevesle…öyle ya arzu ateştir suyla söner…heves geçicidir çabuk siner…. sonrasında arayış içinde insanoğlu midesinde anlamsız kramplar….

en güzel aşklar kitap sayfalarının kokularında kaldı….bir de Yunus’un yüreğinde….

tanımıyoruz biz…tanımayacak da bizden sonra gelecekler….!

AŞK…

                AFFEDECEK Mİ…!?

                                       emelSen

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , ,

Şub 10

Bir odaya hapsolmuş yüreğim…
bakışlarım kaçak…!
ben herbirinize benzemekten usanmışken karanlıklarınız daha da kabusum oluyor….
çıkmaz bir sokak odamın kapısı….
içi de bir dışı da…
ahhh yüreğim sürgün!
sürgün !
sürgün!
yine başı silik
sonu kopuk yollarıma…
ciğerimi yakan tütünüm bile daha masum canıma….
ki canım yansa da ruhuma asla şahit olamayacak yüreğiniz
hangi akıl adımlarınıza yön verdi
ya da hangi söz kulaklarınızı sağır etti…
buraya kadar her cümle yabancı ruhunuza
bir iç sesin dışavurumu yalnızca
bende ki harp çok önce başladı
tek başına zaferler kazanmak uğruna çırpınıyorken benliğim
bir korkuluk gibi tek ayak üstünde…başım önümde…. kargalara yem oluyor bütün duygularım
hanginiz tutuyor ki elimden sıkıca
bıraksam kendimi düşeceğim
ve biliyorum en acısını
üstümde ayak izleriniz daha da çok yakacak canımı
fazla arabesk hava saldım bu kez üstünüze…!
söz de sitem varsa
her yol mübah…!
nasılolsa boş kaset yüreğiniz
ne kayda değer
ne de okumaya….
varın gidin hadi yolunuza…!

           emelSen
 

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , ,

Şub 02

Üstünü kapattığımız bütün gerçekler üşüyor…yalan renginde kılıflarımız…ondan arada gözümüze inen perdeler beyaz…Hani bazen…..susarım (ız)…Sanma ki yüreğime sunduklarına kanarım…! Duymaktan korktuğum cümlelerin gözüne bez bağlar, körebe oynatırım…

karbon kağıdı arasına sıkışmış bende ki çok bilinmeyenli denklemler

aslını sormak cesaret ister

ve cesaret bazen kaybetmekten geçer….

suret-i saftır görünen yanımın

ve birgün saf dışı kalacak sabreden tarafım…!

neden yastık altında hep kelimeler

AsL oLan yürektir…!

ve neden önemsenmez gerçek değerler….

farkındayım

ü-Şü-yoR sende ki sözLer….

                             emelSen

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , ,