![]()

Bir odaya hapsolmuş yüreğim…
bakışlarım kaçak…!
ben herbirinize benzemekten usanmışken karanlıklarınız daha da kabusum oluyor….
çıkmaz bir sokak odamın kapısı….
içi de bir dışı da…
ahhh yüreğim sürgün!
sürgün !
sürgün!
yine başı silik
sonu kopuk yollarıma…
ciğerimi yakan tütünüm bile daha masum canıma….
ki canım yansa da ruhuma asla şahit olamayacak yüreğiniz
hangi akıl adımlarınıza yön verdi
ya da hangi söz kulaklarınızı sağır etti…
buraya kadar her cümle yabancı ruhunuza
bir iç sesin dışavurumu yalnızca
bende ki harp çok önce başladı
tek başına zaferler kazanmak uğruna çırpınıyorken benliğim
bir korkuluk gibi tek ayak üstünde…başım önümde…. kargalara yem oluyor bütün duygularım
hanginiz tutuyor ki elimden sıkıca
bıraksam kendimi düşeceğim
ve biliyorum en acısını
üstümde ayak izleriniz daha da çok yakacak canımı
fazla arabesk hava saldım bu kez üstünüze…!
söz de sitem varsa
her yol mübah…!
nasılolsa boş kaset yüreğiniz
ne kayda değer
ne de okumaya….
varın gidin hadi yolunuza…!
emelSen


10 Şubat 2008 saat 15:37
önce bir boşlukta salınıp gidersin… birden düşüp çakılmazsın ama. çakılırsan işte o zaman yem olursun acımazsa kargalara. yavaş yavaş sindire sindire yüreğini yere koyarsan kimseler görmez düştüğünü daha bir hafif kalkarsın ayağa…
öyle bir hayat bu dünya… güçsüzleri vardır güçlüleri vardır, her birini ayrı ayrı yaşatır. sen güçlüler arasındasın unutma…. ben de öyle…
anladın demek istediğimi. öpüyorum seni bi tanem…
11 Şubat 2008 saat 14:13
Bilemiyorum,
nasıl başlasak söze,
nasıl tercüman etsek kelimeleri duygularımıza?
Zor bir yazı bu…
Okuması zor,anlaması zor,yorumlaması zor.
Cümleler bir ilmik oluyor,sıkıyor insanın boğazını,
anlamlar, kuytu köşelerine gizlenmekteler hayatın…
Sitem mi?
Öfke mi?
Yoksa öylesine deşarjı mı duyguların bu çalışma?
Ya da bir haykırışın yansıması mı, tozlu bir aynanın sevimsiz, şekilsiz, soğuk penceresinden?
Eğer,
bu sayfanın yazarını takip ediyorsanız,
yazılarından,resimlerinden,şiirlerinden,bu güne kadar yazdığı yüzlerce cümleden haberdar iseniz,
öyle fazlaca karamsarlığın kucağına düşmezsiniz…
İçimizde birikenleri bazen dışarıya vururuz ya hani,
bir tatlı sitemle anlatırız ya,
ya da küstüğümüz olur da bir sevdiğimize,
çıkış yolunu bulamayız da,
en karasını seçeriz renklerin ve sözlerimizi,yazılarımızı boyarız ya,
işte öyle bir anlatım sezinlersiniz bu cümlelerin nihayetinde,eğer satırların yazanı az buçuk tanıyorsanız…
Yok,
tanımıyor,
ilk kez yolunuz düşüyor ise buralara,
bir bedbaht,bir mahzun,bir yıkılmış,
ümitlerini,sevdiklerini,yarınlarını kaybetmiş,
öfkelerle,lanetlerde,sitemlerde gezinen bir duygu fırtınasıdır sizleri karşılayacak olan.
Üzüleceksiniz, yüreğiniz acıyacak….
Belki gözleriniz dolacak….
Ama,emin olun,
bizim bildiğimiz,tanıdığımız Emelsen,
asla bu ikinci katagoriye dahil olmayacak bir yaradılıştadır…
Kelimelerinden bildiğimiz,tanıdığımız kadarı ile tabiki…
11 Şubat 2008 saat 22:38
kimler yabnacı değil ki bize
bilemiyoruzki kimlerin arkasında tuzaklar
kestiremiyoruz ki nerde bu çıkmaz sokaklar
elimizdeki feneri bile almış gece
mutlu haftalar
11 Şubat 2008 saat 23:31
Boş kaset dinliyordum…
Arkadaşım yanıma geldi ve sordu :
Ne yapıyorsun sen?
Kafa dinliyorum dedim.
Sen de dinle, huzur doluyor bünye…
14 Şubat 2008 saat 01:50
Döner dönmez sarılmışsın kaleme yeğenim…hem de ne sarılış…;))