”hüzünden vazgeçemiyorsan,onu seveceksin” der Yılmaz ErdoÄŸan bir yazısında….kahrolası bir kelimedir aslında..! içinde kahrını taşır, kendine bile ağır gelir ki baÅŸkalarına yıkar yükünü…ya sevemiyorsa insan yine de hüznünü…o kendisini bu kadar sahiplenmiÅŸken ve hatta sevdiklerinde bile adın geçerken,  adının baÅŸÂ harfi hüzün olmuÅŸsa…! pusuya yatmış sinsi bir düşman gibi,  en kahkahalı vakitlerin en dar anında dil çıkarır sana…fayda vermez inadına dinlediÄŸin ÅŸarkının, rock tadı bile aslında…hüzün ayrılıklardan bozma bir mirastır insana…bütün varlığın olur bir anda…çok gözyaşı bulandığı için, lekeli bir mendilidir yüreÄŸinin….yaÄŸmuru niye bu kadar seversin, denizden neden alamazsın gözlerini….?ya gecenin koynuna girrmek için gündüzleri niye satarsın beleÅŸe….yalnızlığının yanına bir onu yakıştırırsın, bir o dokunabilir kimsesiz suretine….o olmasa sen ne yazabilirdin bir beyaz boÅŸ kağıda….sevinçler misafirdir ne zaman terk edecekleri belli olmaz….bundandır harflerin dans etmeyi sevdiÄŸi ve seviÅŸtiÄŸi sevinçten bozma hüzünbaz dokunmalar…VEdE DOKUNDURMALAR bir boÅŸ kağıda….terkedilmekten bu yana terketmeyi beceremiyorsan, mecburen seveceksin sana üç öğün kahır sunan, bu iki sesli üç sessiz kelimeyi….gülsen de aÄŸlasan da, gezsen de oynasan da, bileceksin yüreÄŸinde hep bir leke…! rakında meze, sohbetlerinde gizli özne…..
Ve bütün günlerin Eylülden dökülme sapır sapır…!!! Bir yanın hep yetim, boynun bükük Boynumuz kıldan ince bizi terk etmeyen hüznümüze…. |
Yaklaşık bir buçuk yıl önce baÅŸlayan blog hayatıma ilk blogcu.com da baÅŸladım..Nisan ayından bu yana da wordpress de devam ediyorum…ama wordpresse geçerken oradaki yazı ve ÅŸiirlerimi buraya aktarmadım…anlayacağınız blogcunun panelinde öylece duruyorlar…çoÄŸu kez girip tekrar tekrar okuduÄŸum ve hatta hangi duygularla, düşüncelerle yazdığımı dahi hatırlıyorum…bu sabah yine açtım blogcu panelimi ve çok sevdiÄŸim bir yazımı buldum…onu tekrar burada yayınlamak geldi içimden…biraz karamsar ve çok duygusal bir yapım olmasına raÄŸmen aslında neÅŸe dolu cıvıl cıvıl da bir tarafım vardır…dün akÅŸam sevgili gülçinimle birlikte bu halim tekrar gün yüzüne çıktı…uzun zamandır bu kadar kahkaha attığımı hatta gülmekten kendimi yerlere atıp tepindiÄŸimi hatırlamıyorum:))….gecenin ilerleyen saatleri olmasına raÄŸmen ikimizde hala cin gibiydik ve istemeye istemeye olsa da msn de vedalaşıp yatmaya gittik…tabii ben yattım ama yatakta bile gülüyordum….hızımı öyle bir almışım ki, durduramıyordum kendimi….neÅŸemiz daim ve bol olsun
)hatta bana ”emel ya ben senin bu hallerini hiç bilmiyordum ne olur hep böyle kal” diye güzel temennilerde de bulundu:))…bayaÄŸ bi güldük, bayaÄŸ bi eÄŸlendik, hatta koptuk yaa:))…bi ara Burak’ıda yakalayıp, ona da bulaÅŸtırdık bu kahkahalardan bir parça…:)) arada telekom gıcıklık yapsa da bana, kah gülmekten, kah baÄŸlantıdan düşmekten bayaÄŸ bir yerle haşır neÅŸir oldum:))) ve dedik ki hep böyle gülelim, neÅŸeli olalım…bunun için mucize gerekmiyor…mucize biziz zaten:))ÅŸimdi blogcu da kalan bir yazımı burada tekrar paylaÅŸmak istedim…hadi okuyun bakalım;))
MUCİZE SENSİN
Bazen yalnızca bir mucize bekleriz hayattan….bir sihirli deÄŸnek dokunsun da herÅŸey bizim arzu ettiÄŸimiz gibi olsun isteriz….Oysa mucize içimizdedir….hayat bize sunulmuÅŸ bir armaÄŸan ise; onu keÅŸfetmek de neden bu kadar zor gelir….belkide bakmasını bilmiyoruz, onu sevmeyi beceremiyoruz….ÅŸikayet etmekten vazgeçmiyoruz….hep almayı bekliyoruz ama vermesini bilmiyoruz….içinde ki küçük periyi uyandır artık!….sen istemezsen hiçbirÅŸey olmaz….hayat kendine inananları hep sevmiÅŸtir….bundandır hep, ÅŸansın bizden baÅŸka herkes de olduÄŸu inancımız…ÅŸikayetlerimizi, ümitsizliÄŸimizi beynimizi kurcalayan ÅŸeytana teslim edelim….MELEKLER BİZİ SEVİYOR….ve inan yalnızca kapıyı açmanı bekliyor…uzaklar da arama…MUCİZE SENSİN…
                                                                                    emelce(20.02.07)
![]() |
Nasılda bırakmışız kendimizi
yalınayak bağdaş kurup öylece dalıp gitmişiz
bir müddet ne sesimiz duyulmuş ne soluğumuz
karanlığı örtü diye üstümüze örtmüşüz
duvarların bu denli soğuk olduğunu
dost diye sırtımızı ellerine verdiğimizde anlamışız
zamanı en son onun gözlerinde bıraktığımızdan bu yana
bu dünyada hiç yaşamamışız
ne gece ne gündüz vurmuş suratımıza
son sözler yüreğimize bir tokat gibi indiğinden beri
nasıl da bırakmışız kendimizi
soyutlamış
yok saymış
adımızı unutmuş
dört duvar
bir yatak bir döşek
evin en yalnız en karanlık odasında
kendimizi unutmuşuz….
YOKmuÅŸuz aslında…
                        emeL

nasıl birÅŸeysin ki sen yüreÄŸim…? ya dipteyim ya semada…bir ölürken bin yaşıyorum…vazgeçtiklerim hesapsız geliÅŸlerim oluyor bir anda….seviyorum senin bu tutarsız hallerini ve tutup seni sımsıkı kendimi salıyorum sokaklara….ÅŸehrin tüm ışıkları dans etsin ÅŸimdi etrafımızda….önce patika yolları aÅŸmalı sonra maviye dokunmalı buz gibi…kimin emaneti kalmışsa üstümüzde hepsini yaÄŸmurun ellerine bırakmalı…
güzel birÅŸeysin sen yüreÄŸim….seni üzenleri bıraktık kaldırım taÅŸlarının arasında….her sevdalı adım attığında ezilip taÅŸ olsun diye yürekleri…ve dönüp asla bakmadan ardımıza maÄŸrur ve dik ama gülümseyerek yolumuzu çizmeli…
seni şımartmalı yüreÄŸim…
geceyi seversin…..
                        denize aşık…..
                                            yaÄŸmura hasret…..
O halde bütün yıldızları toplayıp maviye çalmalı ve benim yüreÄŸime yaÄŸmur ÅŸimdi yaÄŸmalı….

çırpındıkça batmışım…!!! oysa ben kağıttan küçük küçük kayıklar yaparken umutlarıma, kürek çekmeyi unutmuÅŸ birileri…ne kürek olabilirim ne derya….etten kemikten algılanırsam sadece, ruhum küsmez mi…!!! binlerce kayık kürek çekiyor yakamozlar arasında ve suskun ruhum yansımasını izliyor yalnızca…
Tüketmeyi sevmiÅŸ birilerimiz hep….yolu düştükçe, HaN bellemiÅŸ yüreÄŸi…içi sıkılmış,canı sıkılmış cılkını çıkarmış…avutmayı iki kelime sanıp kandırdıkça kendi de kanmış…
Ruhum KüSMüŞ…Küreklerim KaYıP…Kayıklarım ALaBoRA…!!!
Ne derya olabilirim ne bir liman SıĞınTı RuHLaRa…….
Kanat çırpacak yüreÄŸim SESSİZCE… elvedaların hatrı kalmasın diye yinede,  son bir kayık yapıp bırakıyorum…umut kalsın adım yüreÄŸinin kıyılarında….
                                                                                                                         emeL

YaÄŸmur yaÄŸdı düşlerime…
                               YoRuLDuM…!!!
                                            YüreÄŸime dönüp bakamayacak kadar KaSKaTıYıM…
Güneşin sıcak yüzüne kanıp
                                DüŞLeRiMi saldım sokaÄŸa…
Bilemedim
                                Konduramadım                  Â
                                                                      Koruyamadım
                                                                                                       Yine YanıLdım
Aynı nakaratı tekrar edemeyecek kadar yoksulum…!
Kahrolası emeklerimi de verdim eline
Düşlerim erirken yabancılık çekmesin diye…
Düşler yağıyor başımdan aşağıya
Akıp öylece geçiyor yanımdan küfredercesine
                                         YeTeR ARtıK…
                                                                                                   YoRuLDuM…!!!
                              Â
                                   Â
üst üste duygusal yazılar yazınca bana bi haller olur…sürekli aynı gömleÄŸi giymek gibi birÅŸey bu…sıkılırım hatta ”yeter koktun derim”
…arada tiÅŸort giymek hatta pijamalarla dolaÅŸmak lazım…rahat olmak adına….tamam fazla duygusalız ama bunalım hiç deÄŸiliz
)…sadece hayatın ince noktalarını arada dürtmeyi ve herkes de var olan  bu dürtüleri harekete geçirmeyi seviyorum… derken derken yazıyoruz iÅŸte kendimizce birÅŸeyler…bazen kızıyor, bazen aÄŸlıyor, bazen de gülüyorum yazdıklarıma….duygu patlaması yaşıyorum anlayacağınız
)
ÅŸimdi durum ne diye sorarsanız; hani hep içimizde ki çocuk deriz ya…hani ÅŸu kendini hiç göstermeyen…sesi içerden ama uzaklardan bir yerlerden gelen bir de hiç büyümeyen:))OnA SoRmAK LaZıM derim ben….tamamen meydan okumak istiyormuÅŸ hayata…duygusallığın boÄŸazını sıkıp bir müddet sesini kesmek istiyormuÅŸ…hatta mikrofonu kendi eline alıp avazı çıktığı kadar ÅŸarkı söyleyip dans etmeliymiÅŸ…oldu canım oldu olacak kaset de yapalım sana…:))
Ben de yelkenler fora bu ara…öyle saldım gitti kendimi…açık denizlere açılmak lazım…yeni duyguları arayıp bulmak kalemin ucuna dökmek lazım…gülümseyen yüzümüzün bir parçasını da serpiÅŸtirmek lazım,  iki ara bir dere de yazılarımızın arasına…çakraların tıkanmasına geçit vermeden full enerji doldurmalıyız bedenimize…ki tadı kaçmasın gözüm gibi baktığım blogumun sonra
)
Hayat sen ne garipsin…! daha dün ”yürek çığlık çığlığa avazını zorluyor” derken bugün de ” yeter artık kes biraz sesini…zırlayıp durma!! ” dercesine neÅŸeye davet ediyoruz  kendilerini…neÅže’m saoÄŸlsun….hiç ummadığım anlar da kendisini hatırlatıyor bana…Ve ben aslında hayatın kahkaha kısmını sürekli baÅŸa alıp izlemeyi seviyorum…
Duygusallığım kızmaaaaa….iki güne kalmaz yine buralardasın…
)
susmuyor deÄŸil mi…? sesi kulaklarını sağır edecek kadar çığlık çığlığa bağırıyorken, üstelik bu sesleri sadece bir sen duyuyorken…!? SUSTUR!!!-A-MAMAK…YüreÄŸinin sesi hiç bu kadar isyan etmiÅŸ miydi…?
Nasıl…? hayat etrafında her saniye sahne alıyor deÄŸil mi…oyuncular aynı, replikler ezberden akıyor adeta…hangimize hangi rol biçildiyse maaÅŸallah hiç ÅŸaÅŸmadan hakkını veriyoruz….
ve mecbursundur,  bazen dışardan da olsa izlemeye bu oyunu…
halbuki içinde ne fırtınalar kopuyor…VE YüReK HaYKıRıYoR…ama kimse duymuyor!!!
Sen savaşını veriyorken yüreÄŸinle, ne acı kimse bilmez aslında…ROL yapmaya geldik ya bu aleme, oyuncuyuz ya hepimiz!!!…sahte bir kimlik duruyor her zaman elimizin altında…çaktırma…!!! ve gülümse ÅŸimdi…YALAN da olsa….
Susmuyor deÄŸil mi…? ne yapsan nafile….boÅŸuna çırpınma…çırpındıkça batar gemilerin….kendi gözyaÅŸlarının için de boÄŸulur gidersin…umudu hiç davet etme… duyup bir el uzanmayacak nasılolsa yüreÄŸine…onun dilinden bir sen anlarsın…gülümsemen gereken yerde, yüreÄŸin bütün sesleri bastırıyorken bu oyuna bir daha devam E-D-E-M-E-Z-S-İ-N….
En büyük isyan kendi dünyanda kopuyorken ne zordur bir dala tutunmaya çalışmak …bilirsin o dal çoktan kırıldı aslında ve yüreÄŸin bu yüzden çığlık çığlığa…korkmadan dokun yüreÄŸine ve birlikte haykırın kulakları sağır, gözleri kör olmuÅŸ sahte oyunculara…!!
                                                                                                                     emeL
”hüzünden vazgeçemiyorsan,onu seveceksin” der Yılmaz ErdoÄŸan bir yazısında….kahrolası bir kelimedir aslında..! içinde kahrını taşır, kendine bile ağır gelir ki baÅŸkalarına yıkar yükünü…ya sevemiyorsa insan yine de hüznünü…o kendisini bu kadar sahiplenmiÅŸken ve hatta sevdiklerinde bile adın geçerken,  adının baÅŸÂ harfi hüzün olmuÅŸsa…! pusuya yatmış sinsi bir düşman gibi,  en kahkahalı vakitlerin en dar anında dil çıkarır sana…fayda vermez inadına dinlediÄŸin ÅŸarkının, rock tadı bile aslında…hüzün ayrılıklardan bozma bir mirastır insana…bütün varlığın olur bir anda…çok gözyaşı bulandığı için, lekeli bir mendilidir yüreÄŸinin….yaÄŸmuru niye bu kadar seversin, denizden neden alamazsın gözlerini….?ya gecenin koynuna girrmek için gündüzleri niye satarsın beleÅŸe….yalnızlığının yanına bir onu yakıştırırsın, bir o dokunabilir kimsesiz suretine….o olmasa sen ne yazabilirdin bir beyaz boÅŸ kağıda….sevinçler misafirdir ne zaman terk edecekleri belli olmaz….bundandır harflerin dans etmeyi sevdiÄŸi ve seviÅŸtiÄŸi sevinçten bozma hüzünbaz dokunmalar…VEdE DOKUNDURMALAR bir boÅŸ kağıda….terkedilmekten bu yana terketmeyi beceremiyorsan, mecburen seveceksin sana üç öğün kahır sunan, bu iki sesli üç sessiz kelimeyi….gülsen de aÄŸlasan da, gezsen de oynasan da, bileceksin yüreÄŸinde hep bir leke…! rakında meze, sohbetlerinde gizli özne…..




Son Yorumlar