Mola verdik hüzünlere….sıra geldi içimize çektiÄŸimiz çiçek kokularını bir solukta yaymaya…hava süpeeer, ben süper; e daha ne olsun!…kış uzun geçti gönlümde, hiç sormadan hesapsızca yaÄŸdı üzerime…arada buz kesti yüreÄŸim, acımadım kendime… körebe oynadım bir müddet; elim kolum kanadı vurupta kaçtıkları anlarda…saklambacı sevemedim; ebe olmak yormuÅŸtu beni karda,  tipide,  fırtınada…. Sabır bir hediye bıraktı kapıma; bahar gülümsüyordu karşımda…ve beni doyasıya sardı sarmaladı.’’yaÅŸa’’ dedi beni doyasıya…
Gelincik tarlasında papatya olmak yakıştı ruhuma…usanmıştı gönlüm karda kardelen olmaktan ya; şimdi tadını çıkartıyorum güneşin….
Edebiyat yapmak bile ağır geliyor…yaz kızım dilediğince diyorum kendime….
Yaziiimmmiiiiiiii..hehe…
Haydi o zaman eller havayaaaaaaaaaaa…. Devam?n? okuyun »

Gerek yok çayır çimen gezip aramaya bulmaya…seyyah olmaya yok hacet!…zaten ilk bindiÄŸimiz otobüs indirmemiÅŸ miydi bizi vakitli, vakitsiz yalnızlar durağına…bu ‘’yalnızlık’’ arabesk cümlelerin yakıştırdığı öksüz deÄŸil, yetim hiç deÄŸil….herkesin tek bir sahibi var; bazen dalıp gitsek de bu dünya aleminin içine…O her daim yüreÄŸimizin içinde bir ses, bir anımsama bekler yalnızca….unutmaya ne hacet!
Åžaziye bana bakıyor ben Åžaziyeye (benim pc)…Yüksek Sadakat inde yeni albümü çıkmış…kulaklarımı da bayram ettiriyorum bir yandan…keyfimde gıcır…bir yandan balkon kapısından içeriye hoppadanak giren ılık bahar rüzgarıda dolanıyor etrafımda…her ÅŸey tamam da bir İlhami yok piyasada…yok benimki peri falan deÄŸil…öyle aklı estimi kulağıma bir ÅŸeyler fısıldayan içsesim iÅŸte…suretsiz ama suratsız hiç deÄŸilÂ
çok hovarda; beni en ihtiyacım olduÄŸu vakitlerde terk ediyor hep…ama bir geldimi de kovsam da gitmek bilmiyor…sonra da her güne bir yazı çıkıyor meydana…beni düzenli takip eden arkadaÅŸlar bilirler…İlhami bile ÅŸaşıyor hızıma…o fısıldadıkça ben anında temize geçiyorum bilmem kaçıncı word sayfama…hatta arada kavga ediyor, ” yaw bi sus bi sus!… o cümle oraya yakışmaz”  diyerekten vuruyorum elimin tersiyle başına..hehe…küsüp oturuyor sonra yanıbaşıma…
hayat geçiyorken yanıbaşından; ve arada savuruyorken rüzgarıyla saçlarını yüzüne, bil ki yaşayan bir ölüsündür de farkın farkında değilsindir…
Yaralı/yız aÅŸktan yana….
Bir ÅŸey yapmak gelmiyor içimden.. gülmek ya da aÄŸlamak…düÅŸünmek de istemiyorum…uyumak!…belki saatlerce ya da günlerce…nedeni yok…nedensiz olamaz mı uykularda?…tıpkı nedensiz gitmeler gibi…bir müddet sessiz harflerim kalsın öylece gölgemle birlikte…suskunluÄŸum doyursun ve kansın her ÅŸey, birkaç aÄŸzı kilit harflerime…
Yemek yapmayı çok severim..Ama nereden bilebilirdim ki bir gün sebzenin birinin hışmına uÄŸrayacağı mı?…Geçen gün açtım dolabı yemek yapacam; taze fasulyemi , bezelyemi derken aldım bezelyeleri didim bugün sizi yiceeemmmm
baÅŸladım ayıklamaya…derken; 2-3 dakka geçmedi baÅŸladı saÄŸ iÅŸaret parmağımın,  yüzü etli tarafı uyuÅŸmaya…hani bazen ayaklarımız uyuÅŸur, karıncalanır ya, o gibi…dedim ” alla alla hayırdır noluyoooozzz
” önemsemedim..bezelyeler ayıklandı tencereye konup tıngırdıycak, parmağım daha da bir uyuÅŸuk ve iÄŸne gibi batıyor…yaw aradan dört koca gün geçti ama parmağım geçmedi
 ‘’ canııımm ne oldu sana,  çok canın yanıyooo biliiim ama seni ne diye doktora götürücem şimdi ben’’ diyorum…sahi doktora gitmem gerekir mi ki ne!??
…eee 
Son Yorumlar