Yalnızlığımı seviyorum..Kendime kalmalarımı seviyorum. 8 yaşında küçük bir kız çocuÄŸuyken de böyleydim yıllar sonra da yine aynıyım.El ayak çekilmelerini beklerim sabırsızlıkla..İçimde büyüttüÄŸüm kocaman bir dünyam var benim..Sessizlik hüküm sürüp, kalabalığın tozları dağılınca etrafa; baÅŸlar benim yolculuÄŸum..Kendime kalma zamanlarımdır artık.
Ve baÅŸlar yaÄŸmurlar yaÄŸmaya…Islanır bütün sokaklarım..hüzün çakar bulutlarımdan..Usulca çekilirim kabuÄŸuma..kendimi bana anlatan bir ÅŸarkı siler pasını kulaklarımın ve onlarca, yüzlerce kez aynı ÅŸarkıyı dinlerim o dar vakitlerde…
Yalnızlığımın melodisi, bazen haykıramadıklarımın içsesi..Sagopa ‘nın ”evvela elveda” parçası kabuÄŸuma çekildiÄŸim vakitlerin sessizce haykıran daimi misafiri…
yaşamın ikileminde yaşamak zorsa
herkes zor insan farkımız nedir
korkularımızdan korkmanın bilinçaltına in bakalım
orda biraz dur bakalım korku nedir
İşte tam bu noktada unuturum kendimi yaÄŸmurun altında…ÜÅŸür ellerim, ıslanır ayaklarım..Bütün sorular bilinçaltımda kapı kapı dolaşır..
raffine üstad vergisi bir hitabedir
kitabem oluÅŸmakta ellerim yazmaktan virane
baÅŸ pervane döner aklım birkaç arşın havada
uçarken özlediklerim karada
çok atmışım söz verirken hayata
Ve sözün bittiÄŸi yerdeyimdir…susarım..susmak en büyük lüksüdür yalnızlığımın…bütün zamanları aynı anda çekerim dünyama…Çözülmesi imkansız bir soruyum kendime…
küçük bir kız çocuyken de böyleydim ben..yıllar sonra da…hüznüme ve kendime sarılıp üÅŸümeyi seviyorum…kimseler anlayamayacak, ben anlatmadıktan sonra…

Biraz da hüznü alalım sahneye..uzun zamandır kapı dışarı edilen bir garip hüznümüzü…öyle ya; hüzün gariptir aslında…çok da sevilmez ama vazgeçilmez de ondan…çünkü o iyi bir arkadaştır…yalnızlığın kankası !
Her duygusal yazımın ardından mutlaka deli dolu bir şeyler koyarım sofraya..Kasten yapılmış bir şey olmamakla birlikte, tamamen dengesiz bünyemin gözleri kapalı, klavyeye saldırmasıyla başlar her şey…Bu cümleden sonra ‘’AHHhhheeeyyy ‘’demek geliyor içimden
…Uzun süre hüzünle fazla haşır neşir olmuş, duygusal yanını fazla deşifre etmiş biriyseniz eğer; gün gelir isyan bayrağını dikersiniz siz de…
Mola verdik hüzünlere….sıra geldi içimize çektiÄŸimiz çiçek kokularını bir solukta yaymaya…hava süpeeer, ben süper; e daha ne olsun!…kış uzun geçti gönlümde, hiç sormadan hesapsızca yaÄŸdı üzerime…arada buz kesti yüreÄŸim, acımadım kendime… körebe oynadım bir müddet; elim kolum kanadı vurupta kaçtıkları anlarda…saklambacı sevemedim; ebe olmak yormuÅŸtu beni karda,  tipide,  fırtınada…. Sabır bir hediye bıraktı kapıma; bahar gülümsüyordu karşımda…ve beni doyasıya sardı sarmaladı.’’yaÅŸa’’ dedi beni doyasıya…
Sardı beni güncel yazı denemelerim..ÅŸiir de duygusallığı iÅŸlemeyi seviyorum daha çok…hatta öyle ki dibe vuracak kadar iÅŸliyorum içine, o zaman da fazla bunalım oluyor…bu aralar hiç o kadar duygusal deÄŸilim..olsam da hooop hemen kapı dışarı…sıkıldım bıktım yaw…ruhumu esir aldı sanki..istemiyiiiimmmmm kederleri, hüznü…ve de verenleri!…
Bugün ÅŸiir yazacaktım..baktım cümleler karışacak birbirine; dedim ‘’emel vazgeç’’…at soteye…son kullanma tarihi geçmeden kullanırsın bir ara…düz yazı, deneme falan derken ‘’cıks’’ sarmadı beni…bazen arapsaçına döner duygularım..iÅŸte o zaman yazmakla yazmamak arasında gidip gelirim…biliyorum huyumu; kelimelerin canına okuyacağım, içine öyle anlamlar katacağım ki arif olan anlar edalarıyla yapışacak blogumun yakasına..anlamayana da davul zurna az deyip sazımı tıngırtatacağım…fazla ukala olacağım anlayacağınız!…
Bu kadar gamsız deÄŸil elbet yüreÄŸimiz…arada saklarız, örteriz üstünü gülümseten cümlelerle…ki bütün gaye; bizim hüznümüz bilir haddini !…diyebilmektir…herkesin yüreÄŸinde vardır bir çizik, bir ur…kim diyebilir ki hasarsız birinci elden sıfır!!!!…bazen uyuyan bir yarayı kanatırız bilerek ya da bilmeyerek…varınca farkına af niyetine ani geçiÅŸler yerini bulur hüzün kokan kelimelerimizin arasında…

.Bazen ben bile şaşıyorum kendime içim kıpır kıpırken bile nasıl oluyor da bu kadar bunalım yazılar yazabiliyorum diye…sanırım herkesten
.
Son Yorumlar