Oca 09
![]()

Beleşe sattım tutsaklığımı
Kırıp geçirdim yüreğimin demir kapılarını
Gecelerime keder satan ne varsa iflasın eşiğinde…
Ben yüreğimi sen de bulamadım
Sen de bulduklarımı da içime sindiremedim…
Vazgeçilmez olmaktan çıktın
Günler yorgun düştü seni beklemekten
Esaretimi sana yolladım…
Sayfalara sardım
Sayfaları karıştırdım…
Sen de bana dair birşey bulamadım…
Sevdam
Emeğim
Gözyaşım
Herbiri hesap sordu
Bir cevap bulamadım…..!
Namlunun ucundaki mermiye dönüştü duygularım
Elim titremiyor…tetikte
Sıktım gitti
Merhaba diyebilirim artık sensiz yüreğime…
emelSen

9 Ocak 2008 saat 16:59
Heytt be,savulun emel geliyor:))
yine süper yine harika.. yüreğe söz geçiyor artık,sen değil o senin.bunu şimdi daha iyi biliyor,pusmuş köşede bekliyor…pes etse de giriversem kabuslarına diye..ama uyandı mı bir kere,yanmışsa can bir kaç kere; yürek değil, sen oluveriyorsun söz geçiren….
10 Ocak 2008 saat 02:31
canım benim çok geçmiş olsun nasıl üzüldüm okurken ee düzelmi yüzün peki
10 Ocak 2008 saat 11:21
Acısını bildiğimizden olsa gerek,
ya da mahzunluğunu yaşamışlığımız olduğundan belki,
gidenlerin ardından yazılan ve salya sümük ağlanan yazıları,şiirleri hiç sevemedim.
Yürekteki sevda yangını söndürmenin,
kırılan gururu onarmanın,
yitirilen ümitleri,her akşam batışının ardından,her sabah tekrar güne merhaba diyen güneş misali yeniden ışıtmanın,
baharda yeniden yeşeren bir gonca gül misali,tekrar en güzel kokusuna,en güzel görünümüne eriştirmenin de bir onurlu yöntemi var.
Zalim,
yapmış zalimliğini,
çalmış besleyip yüreğinde büyüttüğün sevgini,
sonra da çekip gitmiş arkasına bakmadan.
Beyhudedir artık yalvarışların,yakarışların,ağlamaların…
Sevgi, bir kır çiçeği değil ki, gözlerinden akan damlalarla beslensin,büyüsün,yeniden senin dilediğince,senin beklediğince yer alsın hayatında.
Giden gitmiş,
sevgin ömrünü çoktan tamamlamıştır.
Şimdi sıra ölünün usulünce defnine gelmiştir.
Bırak yakarmaları,dövünmeleri…
Vakur ol…
Son görevini yerine getir de, göm hadi onu zamanın derinliklerine…
Bu büyük sevgiyi şiirleştireceksen de,
Emel gibi, cesurca, hak ettiğince şiirleştir.
Sevgin sevine olsun, bırakıp gidene değil…
Çok beğendim şiirini.
Dik duruşu harika idi cümlelerin…
10 Ocak 2008 saat 12:49
tutsak ettiğimiz duygularımız açığa çıkarken bizi bizden etmiyor mu sanki. geriye dair sayfalar acıldıkça nasıl tozlar insanı rahat bırakmıyor, yüreğin derinliğine inerken de sorgulamalar o tozlar misali bizi rahat bırakmıyor.
belki çok sahip çıkıyoruz sevgiye. herseyin fazlası zarar demişler ya bu da öyle olsa gerek. vazgeeçiyorsa yürek, elin ittremiyorsa ve yoksa bir artısı durma çek o tetiği… çekmişsin de zaten ve ben görüyorum bunu. sen mutlu ol yeter ki bitanem…
yüreğini çok güzel akıtmışsın yine sayfana.. yüreğine sağlık canımmm
10 Ocak 2008 saat 15:11
sessizliğin adıdır yokluğun
baharın rüzgarları püfür püfür
duygularımın ruhunu okşarken
çiçeklerim uğur böceklerim
mutluluğuma renk katarken
ben hep senin olmayı düşlerken
sözü verilmiş ayrılıklara
saygı duyamaz kalbim
10 Ocak 2008 saat 22:32
Elim titremiyor…tetikte
Sıktım gitti
Merhaba diyebilirim artık sensiz yüreğime…
….
kuzennnn çok güzel şiir
çalabilirim ben bunu bi ara,bilginize arz ederim;-))
öptüm
10 Ocak 2008 saat 23:40
Şite hakkınızda yazdığım ufak bir tanıtım:
http://www.leothemaster.net/emel-sen-kimdir-t-3715.html
Not: Forum sitenize üye olamadım malesef, hata veriyor!
11 Ocak 2008 saat 00:11
Bir dakka ben bir daha okudum yine bulamadımi yüzüne bir şey mi oldu sevgili emel?
11 Ocak 2008 saat 00:27
cocuklacocukdemiş ki:
”Bir dakka ben bir daha okudum yine bulamadımi yüzüne bir şey mi oldu sevgili emel?”
yok yüzüme bişi olmadı sevgili arkadaşım:)) yani aslında dişim apse oldu şişti biraz…edacım yoruma yazmış..tabii şiirde aradın sende
neyse bi durum yok gayet iiyim:))
11 Ocak 2008 saat 09:44
Gidenlerden sonra gözyaşlarıyla harmanlanan gecelere mesken kalır günler ama yine de hayat devam eder, tüm hücrelerimizi sızlatsa da…
Canım şiirin yine EmelSEN’e yakışacak cinsden güzel ve bir o kadar da güçlü… Yüreğine sağlık…
Emel’ciğim isim yazmadım çünkü bu sıraları ortalarda görünmek istemiyorum. Zira, çok kırgın ve yorgunum. İsim yazmadım ama mail adresimden kim olduğumu anlarsın diye düşündüm.
Canım seninle bir yazı paylaşmak istiyorum. Belki nette görmüş ve okumuş olabilirsin ama biliyor musun ne zaman artık bittim desem yeni baştan okudğum başucu yazısı oldu bana… Kim yazmıştır bilmesem de güzel bir yazı… Hadi şimdi okuyalım, daha önce okumuş olsan da:)
Sevgimle canım…
Temizlik yaptım bugün..
Hem de tüm benliğimde.
Bütün kaslarımı, sinirlerimi, kemiklerimi hatta kanımı bile temizledim.
En küçük yerlerine, kıvrımlarına girmiş, sinmiş tüm pislikleri attım.
Kırgınlıklarımı dışarı çıkardım ilk önce.
Görmenizi isterdim.
Nasıl da çok yer kaplıyorlarmış, inanmazsınız.
Bağışlamayı yerleştirdim yerine özenle.
Titizlikle her birinin üstüne ektim tohumlarını.
Her yere, görebildiğim, göremediğim her yere serptim.
Atarken kırgınlıklarımı, bakmadım neydi onlar diye.
Geçmişimden de bir parça kalsın istemiyordum.
Gelecek geçmişten çok daha fazla yaşanası.
Bakmadım, merak da etmedim.
Bağışlamayı ekerken tekrar kırılmaktan korkuyordum belki.
Kıskançlığımı çıkardım.
Meğer ben ne az kıskançmışım. Çok kolay oldu.
Sevindim.
Sanki kaybetmiş bir eşyamı bulmuş gibi oldum.
Çok şükür ki kin ve nefret yoktu yüreğimde.
Nasıl temizlerdim hiç bilmiyorum.
Sıra korkularıma gelmişti.
Çıkarmaya bile korktum önce.
Ne de çok alışmışım onlarla yaşamaya.
Bunca acı ve endişeye nasıl alışılır,
İçten içe bir sevgi nasıl duyulur anlayamadım.
Yerini, toprağını sevmiş mor bir menekşeydiler.
E… ne de olsa iyi bakmıştım onlara.
Her gün yeni yeni korkular ekleyip, endişelerimle sulamıştım.
Mutluluklarımı , ümitlerimi ne de çok ihmal ettiğimi anladım o an.
Bu ilgiyi onlara verseydim, her gün onları düşünüp birer umut daha
ekseydim; almadan verip, beklemeden sevseydim.
Her şeyden önce içimdeki gücün ve sevginin daha fazla farkında olsaydım,
böyle bahar temizliklerine ihtiyacım kalmazdı.
Çok zorlandım korkularımla.
Birbirlerinin içine halkalar misali girmişlerdi.
Kenetlenmişlerdi adeta.
Ama onları da sevgiyle çıkardım. .
Bir bebek şefkatiyle , öperek, severek, okşayarak.
ve onları yaşamaktan, hem de bir zamanlar bir kabus gibi yaşamaktan,
pişmanlık duymadan çıkardım. .
Kızsaydım onlara, bağırıp çağırsaydım.
yine dönüp dolaşıp geleceklerini biliyordum.
Güzel kokular geliyor içimden. .
Saçlarım hep parlak gibi dururdu ama parlak değilmiş. .
Ellerim her zamankinden daha yumuşak, .
tenim hiç olmadığı kadar duru. .
Bir su gibi sesim.
Temizlik yaptım bugün. .
Bahar temizliği.
Neşe ektim, hoşgörü, güven, sevgi ektim. .
Almadan vermeyi, sevilmeden de sevmeyi, paylaşmayı ektim. .
Sağlık ektim, bol sıhhat…
Korkusuzlukları ektim alabildiğine…
Saatlerce ektim korkusuzluğu…
Çılgınlık ektim , doğallık. Sonsuzluk…
Bağışlama ektim.
Aşk ektim her hücreme.
Coşku, heyecan, sessizlik ektim.
Tüm güzel fikirler sessizken geliyor bana…
Kabullenme ektim. Başeğme değil. Olduğu gibi kabullenme.
12 Ocak 2008 saat 10:42
Örtbas edilemiyor
toprak katlarında
gizli acılar
taşıyamıyorum
beni
azat et!