![]()

Aklıma düştün aniden….yüreğim titredi, gözlerim daldı gitti bizi ayıran yollara…ve toprağımın nemli çiğ kokusu, odamın pembe dokusu, çocukluğumun yüreğime bıraktığı suskunluğum çöktü yerleşti içime….şimdi öyle bir offff çektirdin ki bana, sanki yaşadığımız onca acıları silip süpürecek bizi kendimize getirecek sandım…
Yıllar çullanıyorken üstümüze ve izi kalıyorken yüzümüzde ”ah ulan manik depresif! herşey senin yüzünden” deyip geçip gidiyoruz hayatımızın üzerinden…
Seni aklıma düşüren sazımın teline dolanayım…bütün bir ömrüm senin dünyanken sensiz geçen onca yıl…ne zaman denize hasretle bakarım seni en çok o zaman anarım…
Eğer çocuk olabilseydim tekrar; beraber tadını çıkaramadığımız o yıllara inat sil baştan yaşayabilir miydik herşeyi…? Kimbilir belki bırakıp gitmelerin de koymazdı bu kadar….biliyorum; gidemezdin…..ki…..
doyamadı…!
ne çocukluğum
ne gençliğim
ne gözlerim
ne de yüreğim babam’a….
işte o kahrolası özlem için ne çok geç kaldık…koşup gelsem, sarılsam da boynuna, ben çocukluğumdaki yerini hala arıyorum ve hep aklımda; ellerin başında….
yine çocuk olsam, yine çıksam omzuna…ve yinelerimizi hiç tüketmeden yaşasam seni doyasıya….
yüreğimde ki en özel yer senin…insan kime doyamıyorsa onu kazıyor ya mıh gibi içine…!
seni seviyorum babacığım…gürleyen sesini seviyorum, sımsıkı sarılışlarını, bütün o deli hallerini, o kocaman kıyımsız yüreğini seviyorum…senden aldığım bakışlarını seviyorum…iyimserliğini ve çatık kaşlarını…bizi hala bir çocuk gibi sevmelerini seviyorum….
arada yollar…hasretler birgün biter; ya ne zaman…?
ve ne zaman düşsen aklıma; arada hep o bizi ayıran yıllar….
Ömrüne ömür, yüreğine geç kalan, bütün mutlulukları senin için diliyorum…
emelSen


26 Ocak 2008 saat 13:06
babalar özellikle de kız çocukları için kahramandır. o dev cüssesiyle, sert bakışlarıyla öylesine güven verirler ki hayat boyu başımız sıkıştığında gideceğimiz ve her kötülüğü bizden uzak tutacak kahramanlarımız olurlar.
çocukkken kırılan oyuncağımızı tamir ederler sonra kırılan kalplerimizi.
iyi ki babalarımız var. her yerde böylesi anne sevdası işleyn yazıların aksine baba larımızı konu yapman çok güzel bir fikir canım.
baba olmak belki annelikten daha zor çünkü. yüreğine sağlık…
26 Ocak 2008 saat 14:02
özledim baba tepesi diye ağladığımda beni omuzlarında gezdirmelerini,
özledim buram buram mis kokan ellerini,
özledim çamurdan bebekler yaptığımda elimin yüzümün çamur oluşuna gülmelerini,
annemin taş fırında yaptığı mis kokulu pidelerine rağmen ağaç tepesinden inmediğimde alıp pideleri yanıma gelişleri,
özledim masmavi deniz gözlerinin içindeki o sakladığın derin sevgini,
özledim baba özledim ben, hem çocukluğumu hem seni…
26 Ocak 2008 saat 16:26
Aynı babanın evlatlarıyız,bu yüzden,benimde duygularımı yansıtmışsın ablam,babaya özlemle geçen yılların ardından,bakmışız ki,büymüş,anne olmuşuz,ama baba özlemi hala çocukluğumuzdaki doruğunda,bir kahkahasına,ömrümü veririm,daha dün akşam yanımdaydı,en küçük torunuyla yerlerde yuvarlandı,sude yi ve nehriri sayıkladı durdu
Yarında onlarla koklaşır inşallah..ben heyecanlıyım bugün,çünkü yarın yanıma geliyorsun hayırlısıyla…oyüzden karmaşık bi yorum oldu,affola 
26 Ocak 2008 saat 22:04
Emel’cim öncelikle iyi tatiller. Migi’ye de selam ve sevgiler. Çok güzel bir yazı olmuş canım. Hele ki benim gibi baboşuna düşkün hala büyümemiş bir kız çocuğu için çok anlam verici. Yazındaki resimin 1/1 aynısı pozumuz var baboşumla. İnsan evlenip de yuvadan kopunca her gittinde baba evine aynı kucaklamaya sahip olması çok büyük bir mutluluk.
27 Ocak 2008 saat 19:03
Ağlattın beni deli kız…!
3 Şubat 2008 saat 13:54
ben yazını aldım bir tane…aala aala

10 Şubat 2008 saat 14:56
Şu yazında bana kaç kez oooffff çektirdin bilemezsin, nasıl da güzel yazmışsın yüreğine sağlık canım…