Ağu 30


Biz mutlu çocuklardık
Oyunun hakkını veren oyunun tadını çıkaran çocuklardık
Yüreğimizden akardı kahkahalarımız
Gülmek en çok bize yakışırdı…
Boyumuzun uzaması mıydı kuralları değiştiren?
Kim çaldı  şekerlerimizi
Kim çelme taktı ayaklarımıza
Soframızdaki acıyla tanışmak isteyen kim?
Önce oyuncaklarımıza el koydular sonra kahkahalarımıza
Topumuz salınmıyor artık öyle göklerde
Birlikte olmanın gücünü yitirdik sek sek oynadığımız taşlarda
Topladığımız çiçekler ezildi, suyu görmeden avuçlarda…
Büyümek için içerdik sütü
Bilemedik boyumuzun uzaması değiştirecekti kuralları!
Bilemedik kursağımızda kalacak tadı
Çocuk düşleri boyuyormuş dünyayı
Neşenin kırmızısı
Kahkahanın sarısı
Masumluğumuzun beyazıymış tabloya değer veren
Koşmak yetiştirmiyor artık hiçbir yere
Çığlıklarımız yaramıyor hiçbir işe
Gözyaşımızı silecek şeker bulunmuyor tek bir yetişkinin yüreğinde
Büyümek yaramadı hiçbirimize
Oyuncaklarımız boyandı yalan ve çıkarla
En önemlisi birbirimizi sevmeyi unuttuk
Küçük ve masum bir yüreğin saflığıyla…
Biz mutlu çocuklardık
Mutluluğumuzu sattık beş para etmeyen bir tabloya !

                                                               emelSen
 

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Ağu 16

 

Bu aralar çok yoğunum arkadaşlar..inanın yazı yazacak pek vaktim olmuyor ayrıca ilham perileri de nadasa yattı  taslağımı kuracaladım bunu buldum sundum gümüş tepside sizlere BLogumu ösLedim, paneLimi ösLedim ama ne yapsak da nafiLe…

umutlar tökezlemiş burkulmuş ayağı inancın
sevgi kendi acısı içinde kaybolup gitmiş
elde cirit atar olmuş yokluk
ve yürek kendini kitlemiş güneş girmeyen zifiri karanlığın içine…
iflasın eşiğindeki bir yüreğin
çırpınsanda kapatamazsın borcunu
bilmesede yitirdiği avuçlarının içinde
anlamasada bir daha çalmayacak aşk kapısını
ne yapsan nafile….
sessizce çekersin kapıyı
ben gerçektim
yitirdiğindim diyemeden gidersin
kursağıma dizildi son sözlerin
anlatamadım bende ki seni
diyemeden….gidersin
sözün bittiği yerde ne yapsan nafile!

 

                                 EmelSEN

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , ,

Ağu 01

 

Poyraz esip savurdu ayaküstü düşlerimi
Yönünü şaşırdı heveslerim, kaygılarım, umutlarım…
Uzun  mavi bir halıydı benim yolum
Topladım çulu, çaputu…gözlerim renklere âmâ…
Beynim oyun oynuyor aklıma
Bütün doğrular karıştı
Dans ediyor siyahlar beyazla…
Saldım gitti sabahın kör ayazında
Hiç bu kadar üşümemişti yüreğim
Bırakırken esen yelin kollarına…
Şimdi düşünüyorum da hangi kefeye akmalı gözpınarlarım
Hangisi zaruri benim ekip biçtiğim riyasız sevda aşıma…
Oysa
Çok değil…
Birkaç gün batımı öncesinde
Birileri tuz döküyordu ben şerbet kaynatırken aşıma…
Merhamet cüssece zayıf kalıyorken
Ve sığmıyorken artık bünyeme
Bütün taşlara dikiyorum gözlerimi
Basıyorum bağrıma…ki…
Kaskatı kesilmeli yüreğim şerbet niyetine tuz dağıtanlara…

                                                       emelSen

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Haz 17

Hep bir umuttu
Hep bir hayal !
İnancın beli büküldüğü anlarda
Başın kollarının arasına saklandığında
Tam çığlık atacakken
Umutlar doğar
Ve adına cesaret koyarlar…

Cesaretin gölgeleri dans ediyor eteklerimde
Daha yerime varmadan tırmanıyorum merdivenleri üçer beşer
Hasretsen suya
İçeceksin kana kana…
Mavinin utangaç, duygusal kızına el sürüp
Rahmet yağdıracağım üzerime!…
Arınıp duygulardan kucak açacağım cesaretime…
Bugün dokundum aynadaki aksime
Gereksiz tozları sildim üzerinden
Mavileri giydim
Düğün var,
Dans ediyor gölgeler…..

                          emelsen

 

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Haz 10

Yürümeden bitmez yol…zift kokulu asfalta bulanmadan ayakların,  kedere caka satamazsın…baş koyduğun her yol emek ister, emeklemeden adım atmayı öğrenemezsin ya! koşmak için bu acelen neye, nereye?
Sabır fırından yeni çıkmış bir somun ekmek; önce kokusuyla avunacaksın ki ağzın yanmasın!
Hürmetler HAYAT!…
Defolu bütün düşünceler
Falso vermiş hareketler
Yamalı tekrarlar ilk senin elinden geçiyor da sınıf geçiyoruz ite kaka…

 

On adım sonrası bir durak
Olmasa kaderde kötürüm  olmak da var
Arada MoLaLaR  gelip yerleşmese baş köşeye
Düşünceler defolu çıkacak…
Koşmadan ağır adımlarla yürümeyi öğretiyor yaşanılanlar
Bir somun ekmeğin kokusuyla ağzımıza KİLİT VURDUK
Yol bitmedi!…
Nakaratlardan pay çıkartılacak…
Hürmetler HAYAT!…
Çok yol aldım…bilirim kapın hep açık
Biraz toza,  biraz ağa bulanmış odamın duvarları
Söyleyecek cümlelerim var
Her zamanki gibi yine yüreğim konuşacak…!
                                             ….bitmeyecek….

                                                     emelSen

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Haz 01

Gerek yok silahın namlusundan çıkacak kurşuna
Bir kalemde silmek var ya!
Silip geçen kurşun yeter canını almaya…
Cüsseyi yere sermek değil marifet
Marifet yüreğe bir çizik atabilmek…
Ne bir sitem
Ne bir ah!
Onlar çoktan yiyip bitirdi kendini
Boş sözlerin birikintisi
Derya deniz olup boğdu geçti bütün bedelleri.
Titremiyor eller
Kırpmıyor kendini gözler
Hayat defterinden bir isim daha eksildi
Bir kalemde silindi gitti!

………………………………………………………
Artık uçabilir güvercinler şimdi….!

                                                                                  emelSen

 

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

May 28

Küçük bir çocuktuk…elim sen de, yakar top, evcilik, uzun eşek..ve niceleri…Severdik; doyasıya oynardık ve hiç doyamazdık…Büyüdük!…Boyumuz da uzadı aklımızda…İçimdeki çocuk hiç sevemedi büyüklerin oynadığı oyunları…


‘’elim sen de’’ dedim!…koşan olmadı peşimden
Topu kimselere fırlatamadım; her darbesinde yanan benim canım olsa da!…
Evcilik de benzemiyormuş hani, ortaya bir kilim serip üzerinde bebek ağlatmaya, plastik bardaktan çay ikram etmeye komşuna…
Büyüyüp de değişmeyen en kral oyun uzun eşekmiş meğer!…hep birileri diğerlerinin sırtına atlayarak geçiriyor ömürlerini…altta kalanın canı çıksa da acımak yok…kural böyle…İMİŞ!


Ya Kral olacaksın, Ya Kralcı!….
Düşüp dizini kanatsan da dönüp kimse pamuk sarmıyor yarana…
Ağlayıp zırlasan da harç yemiş yürekler,  nafile bir el değsin yanağına…
Herkes KÖREBE olmuş, vicdanlar morfin yemiş mazaretli!…
Ortalıkta YARABANTLARI bitiyor arada
SAF yerine koyuyor onları bazı oyun ustaları!…
‘’yaram derin, bulamadım çaresini…canımı yakan acımadı; bir çizik attı geçti gitti..sarar mısın yaralarımı!? ‘’ diyerek işe başlıyorlar bozuk düzenin kahramanları!…
Ve bir yarabandı olduğunun farkına geç varıyor benim gibi bazıları…
Ne bir kral ne de kralcı olmak niyeti var yüreğimin fikir odalarında..
İlaç yememiş vicdanımın kahramanıyım
Kabuk değiştim,  bir gölgem vuracak arada günışığında
Bir de içimdeki çocuk oyun oynayacak en hasından, minik yüreklerin oyun odalarında…


Büyüdüm
Boyum da uzadı
Aklım da…
Hep elimi uzattım maskeli suretlere
Bir kol, bir kanat bir de yüreğim kaldı  borç defteri kabarmışların dalaverelerinde…
Haydi!
Elim sende…
Ben kaçıyorum…
Yakalayamayacak bundan böyle beni hiçbir EBE…

                                                       emelSen

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,