![]()

Bazen çok sıkılıyorum fazla duygusal yazılar yazmaktan…hoş arada neşeli yazıları da araya serpiştiriyorum ama sadece serpiştiriyorum
.Bazen ben bile şaşıyorum kendime içim kıpır kıpırken bile nasıl oluyor da bu kadar bunalım yazılar yazabiliyorum diye…sanırım herkesten
önce ben bile o kadar benimsemişim ki bu duygusallığı, yapıştı kaldı üzerimde
.
‘’hadi emel, yazı yaz bakalım bloguna’’ dediğim vakit kendime, kendimi kaybediyorum..hemen o havaya bürünüyorum…biraz ara vermek lazım hüzünlü, duygusal yazılara
…Blogun tasarımını da değiştim..neydi o öyle kapkara…bahar da geldi…gözümüz gönlümüz açılsın…içeriye mis gibi taze çiçek kokuları girsin…az soluk alalım yaw
Bahar bahar diye tutturdum…erken geldi gözünü sevdiğimin, havasına aşık, kokusuna mest olduğum baharım…ama hala ağaçlarda bir tek çiçek tomurcuğu bile yok
…oysa kiraz çiçekleri açsa, erguvanlar gözlerimizi büyülese, papatyalar sevenlerin ellerinde oyuncak olmadan pıtır pıtır pıtırasalar…ben atsam kendimi çimenlere, çiçeklerin kucağından gökyüzünü izleyebilsem….
Valla sizleri bilmem ama benim sevgi kelebeği olasım geliyor….yaydığı enerji her bünyede farklı etki yapıyormuş…kimi sinirli (nasıl olabilir aklım almıyor
), kimi aşık, kimi yorgun, kimi mutlu kiminde ise yorgunluk halleri…yok ben kelebeği alayım
şöyle salına salına uçayım, sebepli sebepsiz ya da yerli yersiz güleyim, uçayım, koşayım; olmadı zıplayıp arada şarkılar söyleyeyim…AsaBii olanlar yanıma yaklaşmasın kendime benzetip kanat takar, uçururum
…yalnız geçen bir yerler de okudum; bahar erkekleri çarpıyormuş!..ya benim bildiğim erkekler zaten doğuştan X şeklindeler…duygusal bakımdan yani…bundandır bir türlü duygusal dünyalarında ki denklemi çözememiş olmaları ve hep sınıfta kalmaları
… biz bayanlar kendimizi parçalıyoruz ama nafile
… X değil XY olacak; Y deki değeri kabullenecek paylaşımcı ve açık olacaksın…anlatıyoruz ama anlayan yok!…
dimi sevgili bayanlar? Burası biraz karışık oldu ama bayanların anlamakta zorluk çekmeyeceğinden eminim…ehehehuuehu…(sataşmadan duramadım yine
)
Bende maşallah daldan dala atlıyorum bugün…ah bahar ahhh!…kendimden girdim konuya, sana atladım ordan erkeklere uzattın …uzattır..dın..dın.dın..ya yani pes sana
Bütün sorun sarhoşluğumdan…herkese yorgunluğu düşer bana sarhoşluğu…Alçak Köfte bütün kabahat sende…Ama ben sana aşıktım dimi
Yok aşkıma laf!…o ne yaptırsa haktır, hatta arada dilim sürçse bile…Af ola sayın BaYLaR, sizi seviyoruz biz BaYaNLaR…her ne kadar kaderiniz de X olmak varsa da
Neyse neyse şimdi beni de çarpacaklar….acilen tüyüyorum…Sevgi kelebeğiyim ben, kanat da çırparım, arada da çarparım
Şimdi hangi dala konsam acaba

11 Mart 2008 saat 13:05
hüzünler sevinçler mutluluklar
herşey zamanı gelince yer değiştiriyor
ama asıl olan kendimizin durduğu nokta
sevgiye adım attıkça duygularımızda büyüyor
bütün kavramlarla empati kuruyoruz
sanki herkesin yaşadıklarına ortak oluyoruz
mutlu haftalar
12 Mart 2008 saat 09:09
Güzel bir çalışma…
Bahar güzellğinde, bahar neşesinde, bahar heyecanında…
Ama!….
Yazının rengarenkliği içinde,
ışıl ışıl olmasının göz kamaştırıcı aydınlığında,
gözden kaçırılan bir nokta var.
Bu sayfaları okuyan,
bu sayfalara gönüllerinin sesini aksettirebilen,
bu sayfalarda ayak izleri buluna tüm bayanların duygularını çözümleyebilen,
analiz edebilen,
sonuçta buradan bir senteze varabilen bayların istisnasız tümü,
tam olmasa da,
bayanlara yakın duydusallık pırıltıları taşımaktadırlar yüreklerinde.
En azından bunu kelimelerle ifade edebilme yeteneğine ve cesaretine sahiptirler.
Bence emelsen’in sıraladığı sitemlerin muhatabı,
yolu asla bu gönül sayfalarına düşmeyen beylerdir.
Sayfaya bahar gelmiş gerçekten.
Bizler de mi vazgeçsek klasik gece karası ve hüzün manzaralı sayfa düzenimizden?
Bizde mi hüzünleri unutup, tebessümleri yazsak biraz?
İlginç bir düşünce…
12 Mart 2008 saat 11:40
sevgili uzakdost, daha öncede söyledim yine söylüyorum ki benim yazılarımı en güzel analiz eden ve en iyi şekilde sonuca bağlayan,ve her zaman yazılarını severek ve beğenerek takip ettiğim blogcu arkadaşlarımdan birisin…
)
bazen dokundurma yapmayı, sataşmayı daha doğrusu tatlı sataşmaları seviyorum…dediğin gibi sıraladığım sitemlerin muhatabı gönül sayfalarına düşmeyen beyler ya da bu gönül dilinden anlamayanlar diyeyim…
sayfa düzenine gelince; bence sen de bahar açtır sayfanda…şöyle taze çiçek kokuları yayılsın, mis gibi güneş girsin içeri…baharın etkilerini hissettiğimiz anlaşılsın…
güzel yorumun için teşekkür ederim tekrar…
12 Mart 2008 saat 12:05
Biraz mis kokulu bahar
kaç Emel kaç bi ordu erkek geliyor seni paralamaya.. 
biraz yeşile boyanan yamaçlar
biraz kelebek kanadında uçuşlar
ve biraz da hırçın ve bir o kadar sevimli sataşmalar..
Yine yapmışsın yapacağını..
şaka bir yana Emel’im yine harika kıpır kıpır bir yazı olmuş, sayfana diyecek yok girdiğimiz zaman içimiz açılıyor kasvetten uzak kalmak iyi geliyor devam diyorum arkadaşım…
Her anın bahar olsun inşallah…
Sevgimle canım…
14 Mart 2008 saat 23:43
bahar kadar güzel bir mevsim var mı…umudu,coşkuyu anlatan..tıpkı yazındaki gibi…