
Çoğunuzunda bildiği gibi benim can dostum, arkadaşım sevgili Gülçin; imkanı olsa dün akşam msn den doğru beni bir güzel dövecekti, şeytana davetiye yazımı okuyunca
…’’ TaiLe gittin, döndün bu ne emooooşşş, bu yazı neeee!!?..çok kızdım okuyunca sana..bahar tadında bir yazı beklerken senden, bu neee’’…Ben biliyom şeytan diken diken etti onun tüylerini Biz ne zaman yazı yazsak ilk önce birbirimize okutur, ondan sonra yayınlarız sayfamızda…
-kııss oku bakem editöryam…nasıl??
-olmuş canım ama şurayı düzelt ya da şöyle olabilir..onun dışında harikaaa
-doğru sölee bak..iyi olmuş mu gerçekten?
-çok güzel olmuş
-tenen…:P
Şeklinde onaydan geçer yazılarımız….
Bu kez editöryayı bulamadık, esti bi rüzgar yüreğimizden, şeytana davetiye çıkartıp koyduk yayına…
GönüL neler neler istemiyor, ya da neLer geçmiyor umut denizimizden de; balık varda oltaya mı gelmiyor!? Birgün iyi isek, bir gün kötüyüz bu aralar anlayacağınız…Kafa karışık hem de çoookkk. Her şey mi üst üste geLir? Geliyor işte çalımını sattığımın hayatı…Oyun oynuyor bu aralar benimle…Üstelik hiç sevmem elim sende oyununu..Ebe olmak, yakalamaya çalışmak yoruyor beni…
Sınıfta kalmaya razıyım, ama ne oLur Hayaaaaaatt gelme üstüme üstümeeee…
Ben kafamdan soruları, sorunLarı atmaya çalışıp, kendimi parkLara salmışken bugün; keyif çatıp, çıplak ayakLa çimenlerin canını okuyacakken, sokak çocukları geldi yanıma…Sohbet ettik uzun uzun…anaların doğurup doğurup sokağa saldıkları çocuklar !
-ablaaa kandiLİn kutLu olsun..bi cigaraa verseneeee
-!!!
Gerek görmüyorum detaya girmeye..az çok tahmin edebilirisiniz konuşmaları…
Gel de umudu yaz, gelde bağır ‘’ hayaaattt çookk güzeeel..seviyorum yaşamayıııı…tırıs gelir tırıs gider’’ demeyi diyebiLmeyi çok isterdim…
İçim acıdı, yüreğim darlandı…Bende de var anne yüreği..AkLım almadı..aLmak istemedi !!
ŞartLar, koşullar ne olursa olsun; doğur doğur at sokağa..İşte bu hiç oLmadı!
Yürüdüm…yürüdüm..yürüdüm
Kendi derdimi, keyfini çatacağım çimenlerin üzerinde bırakıp daldım gittim dünya derdine, 7-8 yaşlarındaki minik yürekLerin tütün kokulu sisLİ dünyalarına…
Gülçin’im, denizyıldızım Emelsen yazsın şimdi umudu, yaşamayı, mutluluğu!
Şıkır şıkır, fıkır fıkır bir yazı yazmak gelmiyor içimden…Ben bu kahrolası hassasiyetimi, duygusallığımı bırakamadıkça yazamıyorum…Hele ki şu sıralar her şey üstüme üstüme geliyorken….Kararlar yüz bin kere değişmek zorunda kalıyorken, seçimlerini aklın değil akılcıklar veriyorken VARSIN HAYAT BİLDİĞİ GİBİ GELSİN!
Elbet bir gün benimde can çekişen umutlarım tekrar hayat bulacak..
Can dostum;
En kısa zamanda yüreğinden benim için geçen güzellikler Yerini bulacaktır, emin oL…
Denizyıldızım’a SevgiLerimLe…
EmelSEN

29 Temmuz 2008 saat 23:26
Hayat biriktirdiklerimizin toplamıdır demiştim eski bir yazımda. Şimdi bu yazınla bu cümlem geldi yerleşti aklıma. Her koyun kendi bacağından asılır diyerek yaşamın canına okuyan nice insan var. İşte bizim derdimiz bu, böyle olamamak. Bizden başkasının derdi bizim sorunumuz değildir diye bakmadık hiçbir şeye. Mesela hiç dikkatini çekti mi bilmiyorum, hani sokakta broşür dağıtan kişiler yoldan geçenlerin eline bişey uzattığında hastalık varmışçasına nasıl da geriden yürür insanlar. Bense tam aksine üzerlerine gider alırım güler yüzümle. İnanın hiçbir şey kaybetmedim bugüne kadar benliğimden. Demek istediğimi anlayan anlamıştır.
Çocuk konusu geçtiğinde de nedense daha bir hassaslaşıyor kalbim. İşin acı yanı sanki her geçen gün çoğalıyor bu çocuklar. Eğitimsizlik mi, büyük şehirlerin büyüklüğümü onları küçültüyor bilmiyorum ama rakam ne kadar büyürse önüne geçilmesi de o oranda azalıyor maalesef. Olan, suçu günahı olmayan küçük bedenlere oluyor.
Nitekim haklısın hayatın güzel yanlarını yazmamakla bitanem de… işte diğerlerini veya hayatın acı yüzünü görerek de hiç geçmiyor zaman. Bir noktada durup yalnızca kendini düşünmek gerek bazen. Gülmeyi unuttuğumuzda yaşamın da anlamını unuturuz, o zaman hep acı içinde oluruz nefes almak bize ağır gelir. Seni çok iyi tanıyorum. O kırılgan narin yüreğin biraz rahat olsun. İçindeki kuşları özgür bırak ve özgür olmanın tadını çıkar. Çok değerlisin bunu yüksek sesle söyle kendine.
Tatil dönüşü tatilin içindeki kıpırtılarını okumak istemiştim ondandı sitemim. Yoksa sen hüznü de cümlelerle dans ettirip güzel ahengi oluşturuyorsun ona diyeceğim yok canımın içi. Bu editörlük işini de belirtmişsin
konuşmalar da nerdeyse bire bir uymuş. Dostluk budur zaten değil mi, içinde fesatlık olmadan dostunun başarısında veya güzelliğinde katkının bulunması sevgili editöryam
Öpüldün güzel yürekli dostum…
(f) :d :d :d
31 Temmuz 2008 saat 22:26
yine de hayat bildiği gibi geliyor ..”gelsin” demesek de..hoş gelmişsin sayfana halası..özlemişim yazılarını…