Geçebiliyormuş meğer günler…çoğu düştü takvim yapraklarından yere….ve her düşüşle sen de düşüyordun gözümden…her güne bir acı sığdırdım…inadına elimle yırttım, fırlattım…acı benim değil miydi…? ona bile sahip çıktım…gittiğim her yere taşıdım…kah gözümden aktı görmediler, kah kahkahalarımın ardından patladı farketmediler….biraz aşıma kattım…biraz koynunda uyudum….
”terk etmek” bunun adı…kolay mıydı öyle acıyı yüzüstü bırakmak….bırakılmıyordu işte….
bal çalınmamıştı ki yüreğime…!
acıyla sıvanmıştı ve hakkını vermek lazımdı….
Öyle ya korkunun ne kadar üstüne giderse, o kadar emin olur ya insan kendinden;
Dışı beton bedenimin içinde ne depremler kopuyorken, her bir hücrem sızlıyorken acıdan
ve bana değil emanet, resmen devredilmişken ”acı…!”
ben yüreğime de acımada sahip çıktım…..
Ve piştim…!
Sabrın sonu selametmiş….yüzüne bile bakmadığım ruhum geri döndü bugün….o beni affetti ben gidenleri asla…!
şimdi salına salına düşüyor takvim yaprakları yere…hiçbirine el sürmüyorum…ben dimdik ayaktayım…düşenler yansın derdine…
sahip çıktıkların hıyanet etmezmiş
acı bala dönüştü
balı ben çaldım yüreğime…!
emeL


27 Aralık 2007 saat 00:51
kütt diye kaldım…ölee bakıyorum ne yazsam acaba diye ama bişi bulamadım ki!!!
ne güzel döküyorsun içini ablammm…benim ablammmm;)
duyurulurrrrrrr::::: BU HATUN BENİM ABLAM…..
27 Aralık 2007 saat 01:03
abartma kısss
ruhumu okşadın az biraz 
ama yorumun pek bi hoştu…hani şöyle kopmadım desem yeri olur
27 Aralık 2007 saat 14:41
bir ayının zerafeti ile her zaman balın kokusu peşi sıra sürüklenirken balın tadının nasıl aynı kalıp acının mevsim değiştirdiğini tattık ; ama tereyağı ile beraber kahvaltıda güzel gider..hoş kal..
27 Aralık 2007 saat 15:36
Şu bir gerçek ki,
genellikle hep yılın son günleri gelir aklımıza takvim yaprakları.
Hani,
tıpkı hayatımız gibi, sonu asla gelmeyecek diye düşünürüz ama,
bir bakarsın bir gün,beklemediğin bir gün bitivermiş ömrün ve takvim yaprakları.
İşte,
o bitiş günü,
hesaplaşmaların daha da yoğunlaşır kendinle.
Önceleri hiç umrunda olmaz da takvim yaprakları ardı ardına dökülürken tutundukları köşeden,
bu son günlerinde senenin,bir başka hüzün verir insana nedense.
Eski takvimlerin apraklar çoktan yerlere düşmüş,çoktan süpürülmüştür ya çöpçülerce,
taşıdıkları acı anılar hafızalarda,gönüllerde çakılı kalmıştır hep.
Son günlerinde senelerin,
hani soğuk ve karanlık olur ya geceleri,
hani uzun olur ya karanlıklar,
hesaplaşmalar çokça olur böyle zamanlarımızda kendimizle…
Bazen, yağmur damlalarının o huzur verici tıkırtısına,
bazen,papatyalar gibi,gökten avuç avuç düşen kar tanelerine,
bazen de ayın o eflatun ışığına takılı kalırız da,
hayatı nasıl alt ettiğimizi, acıları nasıl gülümsemelere çevirdiğimizi, mutluluğu nasıl da küçücük şeylerde, mesela iki küçük perensesin sevgi dolu buselerinde yakalayabildiğimizi fark ederiz.
İnsanoğlu ilginç bir yaratık…
Çok hoş bir yazıydı.
28 Aralık 2007 saat 00:33
güzel yazılarını keyifle okuyoruz..sevgiler bizden
28 Aralık 2007 saat 13:25
Bir yemek sundular önüme
biraz değil baya acıydı hani
ağzım yanarak yedim
üzerine su aradım
suyum yok
dedim bari tatlı sunun
tatlı yerine isot verdiler
içim yanarak yedim
bir müddet sonra baktım ki
acı ben olmuş, içimi yakmaz olmuş
ne yapalım dedim kader buymuş
acıda var olarakta yaşanırmış
sadece sabretmek gerekirmiş
derken bir gün farkettim ki
asıl tatlıyı insan
ağzına kendi çalarmış
Her acının birde tatlı yanı vardır. Onu bulmak biraz meşakkatli olsa da sonunda bulunur ve tadılır.
Güzel bir gün diliyorum…
Sevgimle…
28 Aralık 2007 saat 13:55
Ömrümden gün gün koparıp atarken takvim yapraklarımı
sensizliğe mi bu isyan…..
29 Aralık 2007 saat 03:07
sabrım felan yok valla dağınık bıraktım artık herşeyi ama senin umutlu olman pek güsel iyi geceler güzel bayan
))))
29 Aralık 2007 saat 16:32
şimdi salına salına düşüyor takvim yaprakları yere…hiçbirine el sürmüyorum…ben dimdik ayaktayım…düşenler yansın derdine…
sahip çıktıkların hıyanet etmezmiş
acı bala dönüştü
balı ben çaldım yüreğime…!
anlatım müthişti yeğen..bunun farkındasın değil mi…köşe yazarlarına on basarsın valla….nice yeni yıllar bizimle ve sevdiklerimizle beraber olsun
)
29 Aralık 2007 saat 19:24
acıyı bile
acı cekmeyi bile eline yüzüne bulaştıran var …!
sen ne güsel de yazmışsın öyle
acı bal mı çaldın ağızına …!
ifadeni ii belledim…
mıh gibi aklıma yazdım
bu yazını
29 Aralık 2007 saat 22:11
merhaba;
acıyı bal eyle-yebil-mek önemli sanırım,
zaman mı…
onun umurunda değil birşey,
hızla gidiyor-geçiiyor,
ne acelesi varsa…
iyi geceler arkadaşım.
30 Aralık 2007 saat 00:47
Acıdan yandıkça tatlıdan medet ummuşuz, bazen de tatlıya acı karıştırıp yemişiz..
Varsın salınarak dökülsün takvimin yaprakları…
Biz acısıyla, tatlısıyla “büyüdük işte” deriz…
Sevgilerimle Emel…