![]()

Ben koyamadım adını…içimde garip bir hisler yumağı…ben elimi attıkça dolanıyor ve çözemiyorum….sonrasında bir boş vermişlik bir huzursuzluk hüküm giyiyor ruhum….bir insan değer verdiği şeyler üzerinde kendini yalnız ve çaresiz görmeye başlamışsa, inancını yitirmeye başlamış demektir…ve bu bir geçiş dönemidir…gitmek mi, kalmak mı…? yoksa çırpınmaya devam mı boşu boşuna…? ya dibe çökersem diye hayıflanmakta var işin ucunda…
taş çatlamışsa hayra alamet değildir…kısaca sabrın yerinde yeller esiyordur…ve hayatımızın dönüm noktaları bu gibi durumlarda çizer yolunu…bizi hayatın içine koymuşsa Yaradan; ”rolünü kendin seçeceksin” der…yanlışı yaşayarak doğruya ulaşacak labirentin çıkış yolunu kimi zaman duygularımızla, kimi zaman mantığımızla bulmaya çalışacağız…ama o kadar kolay değil işte…!
Ya Bu Deveyi Güdecek Ya Bu Diyardan Gideceksin…!
İnsanoğlu Çiğ Süt Emmiş..! ağzı süt kokan her beşerin sanma ki alnı ak/pak
ki kimse kalmıyor anasının kucağında, anayola çıkan her şahıs atıyor bir zar ve başlıyor hayatla kumara…
kimine Yek kimine Düşeş
her birimiz Cins Cins…ve yolumuzun kesiştiği insanlar ya şeytan ya melek…
önce Yaradan’ a sığınmalı insan sonra inanmalı kendine…
çok konuşana itimat etmemeli
çok bilene şaşırmamalı
bugün başka yarın başka konuşana kanmamalı
yoksa ruhumuz yara alır ve bütün çıkış yolları kapanır suratımıza
içimde garip hisler yumağı….
insanlara güvenmek bu kadar mı meşakatli..!
emelSen

1 Mart 2008 saat 14:08
Hımmm!…
Sitem kokan bir çalışma…
Biraz da öfke mi saklanmış sağa sola, kelime arkalarına ne?…
Uzaktan, ufuk çizgisinden,biraz da isyan rüzgarları sökün etmekte gibi…
Üzülmüş bu gün biraz emelsen…
Karamsarlıklar gelmiş oturmuş yüreğine,
oradan da parmaklarına,klavyeye,pc nin parlak camına akmış gelmiş duygular…
Şimdi,
bu yazıda gerçek payı yok diyemeyeceğim ben de herkesler gibi…
Anlatılanların,tarif edilenlerin her biri dost doğrudur…
Ama,
işte hayatın kendisi oluyor bu anlatılan,
tüm bu resmi çizelenlere hayat adını veriyoruz.
Tüm sevimsizlikleri,tüm güvensizlikleri,tüm öfkeleri,tüm kederleri,tüm çirkinliği ile…
Önemli olan,
hayat yolu dediğimiz bu amansız ve tehlikelerle dolu yolda,
güzellikleri keşfedebilmek,
hüzünler içinden tebessümleri derlemeyi bilebilmektir…
Her ne hal olursa olsun,
hayata gülümse diyorum ben…
Zira,
çokça sebep yaratabilir insan kendine gülümseyebilmek için…
İyi haftasonları efendim!…
1 Mart 2008 saat 17:20
başlığına ne de uymuş aşağısına yazdığın kelimeler ; hayat bir muamma ve hayat dedğin gibi insanlara güvenmek kadar zor …!
3 Mart 2008 saat 22:49
bu deveyi gütmeyeceğim
bu diyardan da gitmeyeceğim.hıh işte:)
ve ciddi olalım biraz.öhö öhö..
evet kuzen
insanlara güvenmek çok meşakkatli
hele ki güvendiğim dediğin insanların
seni kullandıklarını anladığın zamandan sonra…
4 Mart 2008 saat 01:30
evet insanlara güvenmek maalesef bu kadar meşakkatli…
sen verdikçe çiğ süt emmiş insanoğlu almaktan bıkmaz. senden gidiyormuş, ağlayan biri varmış, bir şehirde kıyıda köşede yürek yanıyormuş kime ne????
uyanmak lazım artık. bu hayat bir kez yaşanıyor, nefes alıyoruz bugün ve sanmayalım ki hayat bizim. ödünç yaşıyoruz bunu bilelim. içimizin acısı geçer, geçecek. acısız mutluluk olmaz.
seven yüreği acıyla tanıştıranlar utansın. Allah bilir nasıl olsa. yaşanmışlıkları da gidene bırakıyorum. bana yarın gerek…
sana da…
yüreğine sağlık…
4 Mart 2008 saat 09:41
Bunca zaman ve zahmete girerek,
gönlünden, duygularından, hayatından kesitler sunduğun,
göz nuru döktüğün, alın teri akıttığın güzel sayfana tekrar kavuştuğunu görmek ,inan sevincimiz oldu.
Biraz da kendi adımıza sevinmedik değil, ruhumuzu dinlendirdiğimiz , tebessümlerimize vesile olan cümlelerinle tekrar karşılaşabildiğimiz için…
Tekrar hoş geldin diyorum aramıza.
6 Mart 2008 saat 00:29
Öğretilmiş çaresizliklerin kelepçesi var zihnimde.