![]()
Hangi kelimenin ucundan tutsam da çorap söküğü gibi arkası gelse…gelebilse….Heyy Hayat ! sana söylüyorum; başın fazla büyük biliyorum…ama bu gece içimden seninle konuşmak geçiyor…şöyle hep senin içinde olup seni yaşayarak öğrenmeye mola versek…otursak karşılıklı ben anlatsam sen dinlesen…ne kadar beyan edilecek fikir, yazılacak söz varsa sana dair ben de; işte diyorum yaaa BiRAzDA BeN KoNUŞsaM….
Sert müzik yüksek volume (de) dinlenir….ve içinde ne kadar fırlamaya hevesli düşünce varsa; bazen yalnızca bu şekilde kavuşur özgürlüğüne….
hani seni seviyoruz ya bazen…!? sonra da tekme tokat girişiyoruz soldan sağdan…ne kadar masumsun oysa…
her haLtı biz yiyorken
hep piyon sen oluyorsun yalnızca..
sıyrılmanın, köşeyi geçip sağa dönmenin en kolay yolusun sen…
yalan da sen de gerçek de….
güzel ve çirkin de hep tek omuzunda….
içinde barındırdığın ne çok derdin var oysa…!
biz fakındayız aslında
arada kusuyorsun içini biz nankör insanoğluna…
nankör de biziz yalan da
sana sunulmuş bütün güzellikleri senden çalan da
sana fırlatan da…!
bu heyetin başkanı dürecek defterimizi
lay lay lom ben masumum hayat denilen kavgada…!
bazen SUSMAK herşeyi BİLİYORUM demektir aslında
sözüm meclisten dışarı
mesaj ulaştı taaa Bağdat’ A….!
eeee Hayat…! nasıl, taşlar oturuyormu yerine….?
biz garip mahlukatlarız…Yaradan SINAV demiş…kağıt da sen kalem de…!
üstüne oynuyoruz
bazen kumar bazen de KeLiME OYUNLaRıYLa…
En etkiLi SÖZ en son söYLenendir…!
” Gerçek ne kaldı ki bu dünyada…ben inanmıyorum artık hiçbir yaLana…Susmak yalnızca Sabrın aynasıdır…yanılmasın kimse..Yürek Sindirmez Sığınır HAK’ ka…! ”
şimdi yüzleşsin herkes HAYAT’ la…
kızarmasın yüzün asla
Af etmek Yaradan’ a mahsus
kimse kimseyi kandırmasın
Hayatla kumar olmaz…
içinden çıkıp karşıdan bakmalı herkes ”kendi dünyasına”…!
( farzedin bir hamur yoğurup koydum ortaya..isteyen herkes istediği gibi yoğurabilir ya da YORUMLAYA…! )
emelSen

18 Şubat 2008 saat 13:03
yorumlanacak bişey bırakmamışsın ki almışsın hayatı karşına dökmüşsün içini. herseyi en güzel haliyle dökmüşsün beyaz sayfana. evet tam da böyle işte dedirten güzel vurgularla… yüreğin akıtmış yine kelimeleri su gibi….
mutluluk peşinden gelsin her daim cannımın içi…
18 Şubat 2008 saat 16:21
Yaptın yine yapacağını Emel sen!…
Sağ gösterip solu yapıytırdın,hem kelimeleri,hem de okuyucularını yatırdın ters köşeye…
Valla hayatın ifadesini alanı, ardından mahkeme edeni, gözünün yaşına bakmadan mahkum edeni ve de tüm bu saydıklarımı bir çırpıda, bir yazı başlangıç ve bitişi arasında yapabileni ilk kez görüyorum…
Ardından da,
yanlış oldu,
suçlu hayat değil de,o hayatı yaşayan insanlardır diyeni…
Güzel bir yargılama olduğunu söylemek zorundayım…
Hükmün de son derece adil olduğunu…
Ne denebilir ki?
Bize emanet verilen bu hayatı,
babamızın malı gibi,hoyratça,hiç esirgemeden,korumadan,
öyle gelişigüzel harcayıp gidiyoruz.
Belki de bizlere sunacağı,sunabileceği bir çok güzelliği,mutluluğu kulak ardı ediyoruz,görmezden geliyoruz.
Mutluluk zannettiğimiz çok şey, belki de devede kulak tebessümler sadece.
Asıl serveti, insan olmamızın getirdiği acımasızlık,zalimlik ile doğmadan ölüme mahkum ediyoruz belki de…
Güzel bir yazı olmuş…
İnsan olarak, bir kez daha kendimizi sorgulamamız gerektiğini güzel anlatmış…
Tebrikler…
29 Şubat 2008 saat 19:04
yüreğine sağlık o kadar içten ifade etmişsin ki…ekleyecek bişe kalmamış