Eyl 29
”hüzünden vazgeçemiyorsan,onu seveceksin” der Yılmaz Erdoğan bir yazısında….kahrolası bir kelimedir aslında..! içinde kahrını taşır, kendine bile ağır gelir ki başkalarına yıkar yükünü…ya sevemiyorsa insan yine de hüznünü…o kendisini bu kadar sahiplenmişken ve hatta sevdiklerinde bile adın geçerken, adının baş harfi hüzün olmuşsa…! pusuya yatmış sinsi bir düşman gibi, en kahkahalı vakitlerin en dar anında dil çıkarır sana…fayda vermez inadına dinlediğin şarkının, rock tadı bile aslında…hüzün ayrılıklardan bozma bir mirastır insana…bütün varlığın olur bir anda…çok gözyaşı bulandığı için, lekeli bir mendilidir yüreğinin….yağmuru niye bu kadar seversin, denizden neden alamazsın gözlerini….?ya gecenin koynuna girrmek için gündüzleri niye satarsın beleşe….yalnızlığının yanına bir onu yakıştırırsın, bir o dokunabilir kimsesiz suretine….o olmasa sen ne yazabilirdin bir beyaz boş kağıda….sevinçler misafirdir ne zaman terk edecekleri belli olmaz….bundandır harflerin dans etmeyi sevdiği ve seviştiği sevinçten bozma hüzünbaz dokunmalar…VEdE DOKUNDURMALAR bir boş kağıda….terkedilmekten bu yana terketmeyi beceremiyorsan, mecburen seveceksin sana üç öğün kahır sunan, bu iki sesli üç sessiz kelimeyi….gülsen de ağlasan da, gezsen de oynasan da, bileceksin yüreğinde hep bir leke…! rakında meze, sohbetlerinde gizli özne…..
Ve bütün günlerin Eylülden dökülme sapır sapır…!!! Bir yanın hep yetim, boynun bükük Boynumuz kıldan ince bizi terk etmeyen hüznümüze…. |
”hüzünden vazgeçemiyorsan,onu seveceksin” der Yılmaz Erdoğan bir yazısında….kahrolası bir kelimedir aslında..! içinde kahrını taşır, kendine bile ağır gelir ki başkalarına yıkar yükünü…ya sevemiyorsa insan yine de hüznünü…o kendisini bu kadar sahiplenmişken ve hatta sevdiklerinde bile adın geçerken, adının baş harfi hüzün olmuşsa…! pusuya yatmış sinsi bir düşman gibi, en kahkahalı vakitlerin en dar anında dil çıkarır sana…fayda vermez inadına dinlediğin şarkının, rock tadı bile aslında…hüzün ayrılıklardan bozma bir mirastır insana…bütün varlığın olur bir anda…çok gözyaşı bulandığı için, lekeli bir mendilidir yüreğinin….yağmuru niye bu kadar seversin, denizden neden alamazsın gözlerini….?ya gecenin koynuna girrmek için gündüzleri niye satarsın beleşe….yalnızlığının yanına bir onu yakıştırırsın, bir o dokunabilir kimsesiz suretine….o olmasa sen ne yazabilirdin bir beyaz boş kağıda….sevinçler misafirdir ne zaman terk edecekleri belli olmaz….bundandır harflerin dans etmeyi sevdiği ve seviştiği sevinçten bozma hüzünbaz dokunmalar…VEdE DOKUNDURMALAR bir boş kağıda….terkedilmekten bu yana terketmeyi beceremiyorsan, mecburen seveceksin sana üç öğün kahır sunan, bu iki sesli üç sessiz kelimeyi….gülsen de ağlasan da, gezsen de oynasan da, bileceksin yüreğinde hep bir leke…! rakında meze, sohbetlerinde gizli özne…..

29 Eylül 2007 saat 13:30
ya gecenin koynuna girmek için gündüzleri niye satarsın beleşe… çok sattığımız oldu sinsice gündüzleri değil mi??? hainlik yaptık bizi aydınlatan güneşe.. şimdi şimdi çıkıyor bizde acısı.
hüzün seni sevmeye başladım yine de. gitme eteğimden tut bi süre kopmayalım olur mu?
29 Eylül 2007 saat 14:25
hüzün…. uzun düşünmek gerekmez hüznü.. düşünürken yaşatır kendini.. hüzün insanın büyük bir parçasıdır bence, ondan vazgeçilemez ki, Sezen’in dediği gibi şarkılarda hüzün yoksa biraz eksiktir der.. ne kadar haklıdır aslında..işte şarkılarda bile hüzün ararız ya biz. kendimzdendir hüzün, bizimdir yani.
bizi biz yapanların arasından sırıtır durur hüzün..
29 Eylül 2007 saat 16:12
terkedilmekten bu yana terketmeyi beceremiyorsan, mecburen seveceksin sana üç öğün kahır sunan, bu iki sesli üç sessiz kelimeyi…
boynumuz kıldan ince hüzüne ama artık gülmek zamanıdır acı çekmeyi unutup bizimle gülenlerin zamanıdır artık..
yüreğine sağlık..
29 Eylül 2007 saat 16:35
“hüzün ayrılıklardan bozma bir mirastır insana…”
yalnız bırakmayan yalnızlık, solunan sevda sessizliği..
O’nunki ise ebedi sessiz seyir, sararmaya baslayan bir çerçevenin içinden..
anırıyorum şimdi ölesiye..”ölesiye” …
Ölüm Allah ın emri ah ayrılık olmasa..
ah..gözümün nuru reyhan, yoksun yine..
30 Eylül 2007 saat 18:28
eylül
h
ü
z
ü
n
ve
bir
erdoğan şiiri
nedir ki senin şimdi yaptığına
çok hoş gene şeker tadı bıraktı bende adı eylülde olsa bu ayın….!
1 Ekim 2007 saat 11:03
ben resimlere takılıyorum nedense
yukarıda gülen SEN’e yakışturmıyorum hüzünü
yada aksine çok yakıştırıyorum gülümseyen yanına
hüzün böyle işte…
sevgiyle…
1 Ekim 2007 saat 21:54
Hüzün sonbarda daha bir çöküyor sanki yüreklere. Nedense bu aralar hüzün bana eski temiz Dünya’yı anımsatıyor
2 Ekim 2007 saat 00:56
Önce tüm düşüncelerinden sıyrıl..
Kendini sadece hüzüne odaklamaktan ziyade gözlerinin hala açık olduğunu farket..
Açık değilmi hala gözlerin.? Ne kadar akmasını biliyor şimdi hayata bak..
Tek rehberin onlar olacak sana.. Herşeyi iyi ve kötüyle sınırlı kılan onlar olacak bilki sen herşeyi kusursuz kılansın onu keşfettiğin ana dek..