![]()

Hüznü de neşeyi de ağırlar yüreğimiz…hep gülmek isterken takılır sancılar kalbimize ve bize en çok hüznü yakıştırırlar…Düşerken Takvim Yaprakları ve Azat ederken yüreğimizi MevsimSiz liğimize yanar öksüzlüğümüzü seyr-i meydana ilan ederiz…Arada hoş muhabbet niyetine, bir bardak demli çayın hatrına şarkılarla, kahkahalarla örteriz yazılarımızın üstünü…gece soğuk olur; ayaz vurur…herkes derin uykudayken tipi yağar üstümüze….kül tablası boğulduğuna isyan ederken, yenisi çoktan yakılmıştır cigaranın…çekerken içine kahrolası dumanı umrunda mıdır midene giren krampların sayısı…!
Hep söyleyemediklerin değil midir, ya da anlatamadıkların…Kırgınlıkların faize binmiş ne ödeyen var ne ödeyecek takatin…kaç kere kırılır bahar dalı…kaç kez üstüne basılıp geçilir…UYUMALI dersin, TAT/SıZ ım die haykırırsın…kaç dalga boyu yayılır ki sesin yetişmek için…haykırdığınla kalırsın…ve bilinir ki—-der geçilir…..? KALBİM diye inletirsin ruhsuz bedenleri…! saf dersin, yaralı dersin…anlatamazsın..kızarsın kendine… değil kimseye kendine tokat atmaya çalışırken elin havada asılı kalır…biçare onu da beceremezsin…
Beceriksizin teki olmak ne çok koyar adama…! Koparttık Fırtınaları, VAzgeçtik de yeri geldiğince…ne zaman Kilise Çanları çalındı yüreğimize Ah-ım ız Gitti hakettiği yere…
Ben bir Dikensiz Gül üm dersin ve bütün kabahatin bu sebeptendir….dikenin yoksa kimseninde seni tutmak için bahanesi yoktur…zira acıtan, yürek kanatan olamadıktan sonra kaç paralık değerin olur…? avuntularla geçiştirelecek kadarsındır işte….halbuki bilinmedi; bir yudum sevgiydi bir parça değer…dünyaları istedik…!
Dünyalar kadar verdik de, dünyalarında bir göz oda çok görüldü bize….
Nokta demiştik daha önce…! Sallamayıp Dünyanın anasını neşeyle balonlar uçurmuştuk cümlelerimizde….
Yeterrr…! demek gerekiyor bir yerde…
Bahar çoktan geçti…sıkıcı bir Ocak ayının tam ortasındayız…kırılacak dal da kalmadı….
Ne edersin…!
Kör Çığlık geri döner…Yüreğinizin sesi hiç bu kadar isyan etmiş miydi…?
Bütün mesele…..SUSTUR!!!-A-MAMAK…
CAN-sız kalmalı bütün yazılar….!
Haketmiyor yürek bu kadarını….
emelSen

15 Ocak 2008 saat 10:42
Emelcim, harika bir yazı çıkmış başlıkların karmasından…
Seviyorum ben senin güzel yazılarını..
Sevgiler canım..
15 Ocak 2008 saat 13:03
Bu yazın, tüm yazılanların özeti gibi görmesini bilmek gerek.
Emel güçlü kalemini okumayı ve seni seviyorum…
Sevgilerimle…
15 Ocak 2008 saat 13:56
gercekten tam bir karma olmuş bi tanem.. başta yaratıcılığını kutluyorum…
her bir cümlen çok anlamlı. yürek birçok şeyi haketmiyor ama yaşaya yaşaya öğreniyor, daha dik kalkıyor hiç ummadığı bir anda. bir karanlık gece… hemen ardında yepyni bir gün…
beklemek, sabretmek gerek. kalemine sağlık canım…
15 Ocak 2008 saat 15:11
Duyguları,düşünceleri yazılarla ölümsüzleştirmek, ya da birileri ile paylaşmak güzel…
Ayrı ayrı başlıklarda,
ayrı ayrı zamanların,
ayrı ayrı dulguları ve onlara maharetle hayet vermek kelimelerle,cümlelerle…
Biraz erken doğmuşuz biz…
Keşke bu imkanımız çocukluğumuzdan beri olsaydı ve hayatımızın her anını blog sayfalarında yaşatabilseydik.
Hatıra defterlerimiz çoktan yırtıldı,kayıplara karıştı zira…
Güzel bir düşünce gerçekten.
Yüreğimizin sesi olan yazılarımızı yorumlamak,
yargılamak, gündeme taşımak,tazeliğini korumasına vesile olmak belki…
Bir durum muhakemesi yapmak…
İlginç bir fikir…
Sonuçta,
cümleleri yönlendirmeyi,kelimeleri konuşturabilmeyi iyi biliyor Emel…
Usta bir idarecinin yazıları ile yolculuk yapmak, ya da onun penceresinden hayatı seyretmek güzel…
Kalemine kuvvet diyorum…
15 Ocak 2008 saat 22:26
adı gibi karma bir yazı
ellerine sağlık
kuzu
16 Ocak 2008 saat 18:41
duygular ağır basamaklardan çıkıyor yukarılara
bazen inişler oluyor üzülüyor kalpler
herşey aynı olsaydı bir anlamı olurmuydu şu hayatın
nasıl ayırırdık duyguları birbirinden
teşekkürler ablacığım kalemine sağlık
17 Ocak 2008 saat 11:40
Yalnızlığım elimde bir kadeh şerefe diyorum aşka ve hüzne dair ne varsa şerefe