![]()

Hayal kırıkları saçılmış etrafa…topla toplayabilirsen…! Bir çocuğu kaç kez kandırabilirsiniz elma şekeriyle ve çocuk yerine konulmak koymaz mı hiç insana…? Varsın saçılsın hayaller, duvarlara vursun da başını izi kalsın…adı ‘’kertik’’ olsun..baktıkça yüreğimize batan kırıklar acıtsın canımızı…dış kapının mandalı sökülsün artık yerinden ve iyi bir ders vermeli bu saflığa…
Duygular yer değişti…şaşırmadı aslında yönünü..o vakitler çok öncelerde kaldı…hani kopar ya bazen içinden bir şeyler; canını yaka yaka…! Garip olan da bu ya…artık can acımıyor…hissiyatini kaybetti bir yerlerde bıraktı unuttu…kalanları da bıraktı hayal kırıkları ile baş başa….
Her mevsim dönüşleri bir bitiş ve bir başlangıçtır aslında…uzun ve çetin bir kıştı yüreğim…bile bile… tesadüfü kendisinden ya da kaderden olsa gerek; çok şükür bitti kış ve bahar dayandı kapıma….bundandır canımın yanmayışı ve bitip gidenlere ağlamayışım….
Özveri sevgiyle ve yine kendisiyle beslenir….kesem boş…! Kalmadı verecek bir kuruş özveri…beklemedim ama göremedim de yüreğiyle vereni…biz de ”dostlar sağ olsun” denir….terk etmeyi de hakkıyla ifa ederiz ve mecnuna dönmeden çölleri ellerine bırakırız…nasıl olsa önümüz bahar…! Yeşile baka baka kanarız, bakmadıktan sonra boş sözlere…!
Anladık ki mandal olmak koyuyormuş adama…! Sürekli eşikte olmak soğutuyor yüreği…ne takat ne istek kalmadı yumruklamayı kapıyı…
Varsın saçılsın hayal kırıkları…yoksa hafiflemeyecek bu beden bir kuş misali…güven köprüleri inşaa edememişiz ya da harcı yüzümüze gözümüze bulaştırmış, bozuk temele el atmışız…
Kertiğin izi kalsın duvarda…
Kim ihtiyaç duyarsa acıtsın canını….!
Ya da vursun başını
Pişmanlıklarım çoktan ezelde kaldı
Ben de verecek özveri kalmadı….
emelsen

9 Mart 2008 saat 02:07
hımm kuzen
cumaya hazırlık mı yapıyorsun?
iyice depresif yapıcan bizi dimi?
ki moda girelim:))
dimi dimi dimi?
ayrıca sanki çalcam ben bu yazını senin
çalıpta bi de bloguma da koyucam sankim:D
izin var mı diye sormuyorum bile
çaldım gitti:)
hadi pai
tatlı rüyalar kuzummmm:)
9 Mart 2008 saat 02:28
sana izin kağıdına gerek yok kuzi:))
ha benim ha senin…ayrıca memnun bilem olurum:))
9 Mart 2008 saat 11:52
sabah kalktım bi daha okudum yazını canım. sahi çok güzel yazmışsın yaa…
bi yandan da hazırlanıyorum emoşşş teyze oldum 3. defa. cumaya tamamen hazırım yane… cuma için bi bahanem var mutluyum 3. defa teyze oldum şimdi size de ödev deniz de sen de kendinize birer mutluluk hikayesi bulun bakem.
öptüm kocaman… şansa bak efe nin doğumgününe gidiyorduk diğer kuzen şimdi doğumda.
9 Mart 2008 saat 11:58
Sevgili emel nasılsın? Geçerken bir slm vereyim dedim. Kendine iyi bak
10 Mart 2008 saat 09:16
Ne düşünmeli, ne anlamalı, ne yazmalı şimdi?
Bir canın sıkıldığı mı resmediliyor bu gün emelsen sayfasında?
Ya da,
beklenmedik anda, beklenmedik yerde, beklenmedik bir kişiden sallanan bir hançerin ucu mu değiyor bir güzel yüreğe?
Bir vefasızlık oyunu mu sergilenmekte yoksa şu insafsız hayat sahnesinde yine?
Baharın güzelliğini gölgeleyen uzunca bir sitem selvisinin, cümle aralarında şaşkınca gezinen bir garip dostluk meltemi esintisi ile, aheste aheste ve mahzunca sallanışını okuduk yazıda.
İtiraf etmeliyiz ki,
en çok hüzün ve üzüntü renkleri hakimdi tuvalde…
Oysa bizler,
burada,
emelsen tebessümlerine alışık gönülleriz…
Üzüldük…
Yazımızın son parağrafında belirtelim ki;
bu kez emelsen sayfasını açmak oldukça zor oldu. Zira aldığımız yorumlardan ona ulaşabiliyor, yazdığımız yorumlar kendi sayfamızda gözükmüyordu.
Bu da demek oluyor ki, en son yorumundan sonra,tam 40 yorum gelmiş sayfamıza, emelsenin ayak izleri gözükmemiş…
11 Mart 2008 saat 06:45
Hayal kırıklıkları
ve ansızın gelen hançerler
sonrasında tüm günler
kanmalı bir hasta edasıyla sancı çeker kapıda
ve asla aranılan kan bulunamaz, bulunsa da artık çok geçtir.
Canım tekrar merhaba yeni bir sayfadan…
Sevgimle….
11 Mart 2008 saat 08:13
Geç mi kaldım bilmem..ama blogun bu şekli çok hoşuma gitti demek istedim