
Hangi gözyaşı var ki, bu kadar müptela olsun yüreği titreğe
Hangi el var ki, vedalar mesken eylesin avuç içlerine
ve hangi ayrılık var ki, bu kadar uzun sürsün saltanatı!….
kömür kokan kaç vagon teker sürdü rayına da
bir ayrılıkları taşıyan vagonlar ne gelebildi ne götürebildi vedaları…
ortasında ‘’sap’’ gibi dikilmek yakışmıyor zamanın…
ve yırtık cepten çalmak umutları…
dokunduğumuz bütün güller intikamını alıyor
batıyor dikenleri yüreklerimize
ne kanımız diniyor
ne yaralarımız kabuk bağlıyor…
tek bir mevsim hüküm sürüyor ömrümüze,
boğazına ip geçirdik Sonbaharın
bir hamlede indiremedik iskemleyi yere…
med-cezirin namıyla oynamak yakışmıyor bize
zaten hiç yakışmamıştık bu sevdaya ikimizde…
emelSen


23 Mayıs 2008 saat 11:16
canım süper olmuş ellerine sağlık tam seni anlatmış kelimeler
23 Mayıs 2008 saat 17:56
Seviyorum emelsen’in bazen duygusallığı bir kenara bırakıp,hayata realiteyi ön plana çıkararak bakmasını.
Koyuyor şapkasını önüne,
ölçüp biçiyor hayatı,
uyuyorsa evet,
uymuyor ise hayır diyiveriyor.
Eğer,
kaderde ayrılık var ise,
ne gerek var ağlayıp sızlanmaya.
Eğer yakışmamışsa bu resim bu çerçeveye,
at gitsin…
Ne anlamı var uzatmanın…
Ne anlamı var,
kış sabahlarında buz tutmuş tren tayları parlaklığında gezdirmenin göz yaşlarını?
Zaten,
bu sevda bize yakışmamıştı…
Olay bu kadar basit…
Güzel bir çalışma idi…