Ağu 16

 

Bu aralar çok yoğunum arkadaşlar..inanın yazı yazacak pek vaktim olmuyor ayrıca ilham perileri de nadasa yattı  taslağımı kuracaladım bunu buldum sundum gümüş tepside sizlere BLogumu ösLedim, paneLimi ösLedim ama ne yapsak da nafiLe…

umutlar tökezlemiş burkulmuş ayağı inancın
sevgi kendi acısı içinde kaybolup gitmiş
elde cirit atar olmuş yokluk
ve yürek kendini kitlemiş güneş girmeyen zifiri karanlığın içine…
iflasın eşiğindeki bir yüreğin
çırpınsanda kapatamazsın borcunu
bilmesede yitirdiği avuçlarının içinde
anlamasada bir daha çalmayacak aşk kapısını
ne yapsan nafile….
sessizce çekersin kapıyı
ben gerçektim
yitirdiğindim diyemeden gidersin
kursağıma dizildi son sözlerin
anlatamadım bende ki seni
diyemeden….gidersin
sözün bittiği yerde ne yapsan nafile!

 

                                 EmelSEN

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , ,

May 21

Nasıl garip olur içim; kokusu gelince burnuma çocukluğumun..tabii yaa, her dönemin kendine has kokusu, havası vardır..siz aramazsınız hatta unutursunuz ama öyle bir anda gelir ki; her şeyi unutur başlarsınız zamanda yolculuk yapmaya..bir hanımeli, bir keçeli kalem veyahut toprak kokusu titretmeye yeter yüreğinizi…

Hangi vakit asmalar yaprak açsa, dutlar düşmeye dallarından ve baharla yaz iki kardeş edalarıyla çekişmeye; yaşım veda eder 30 larına; 10-11 yaşlarındaki bir kız çocuğu başlar lastik oynamaya, ağaçlara tırmanmaya…sevmez saçlarını iki örgü yapmayı, özenir ablalarına takar koca koca küpeleri kulağına…en çok dedesini sever ve elinden Uludağ gazozu içmeyi…üzümü dalından koparıp yemenin keyfine varıp, atar kendini çiğ kokulu çimenlerin kucağına…kestane yapraklarıyla kemer, papatyalarla taç yapar; sarı bukle bukle saçlarına…en çok konuşanları yazmayı sever kara tahtaya, beyaz tebeşirin tozunu yuta yuta…ve kıyamaz sonra siler bütün isimlerini; aynı tahta sıralarda kalem tutup, bir simidin parasını katıştırdıkları arkadaşlarının…

Ve ilk heyecan, ilk yürek kıpırtısı…ayaklarımın bağının çözülüp, kulağımın bütün seslere sağır oluşu…kalbimin yetim çığlıkları…gözlerimin pembenin tozuyla ilk tanışıklığı…ilk dalıp dalıp gitmelerim…adını koymaya sınıfta kaldığım, ilk gönül sınavım…Çocukluk ve Aşk…İlk Aşk…yıllar sonrasında bu garip hallerime gülüp geçeceğim; hayatla ilk savaşım..ilk toslayışım duvarlara….

Ve ilk tanışıklığı gurbetle…kâh yaban ellerde kâh cennet vatanında yaşamanın med-cezirliği içersinde… bazı geceler sessizce gözyaşını, saklamak yastığının altında…çocuk yüreğiyle anlamaya çalışmak kaderi, hasretliğin derin izlerini…babaanne dualarıyla uyumak ve karşılamak taze süt kokulu sabahları….

Bir hanımeli kokusu düştü burnuma, misafir oldu yüreğime ağır toprak kokusu ve közde mısır pişti de geçti gitti yanı başımdan…akreple yelkovanın sırtına binip yolculuk yaptım zamanın ardımda bıraktıklarında…ve anladım ki geçip giden aylar, yıllar değil; bizim yüzüne küsüp sırtımızı döndüğümüz anılarımız…oysa hiç de zor değilmiş can vermek arada sırada; bir kokuya, bir arkadaşa, bir papatyaya…

Ve tekrar ip atlamak, tırmanmak kiraz ağacına…

Paylaşmak

Simidini

Silgini

Sevgini

Yüreğini…

Yıllar önce, yıllar sonrası yok…biz ve anılar var yalnızca…ben 10-11 yaşlarımdaydım biraz önce…

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Nis 19

Gördüğüm her suret, işittiğim her ses ve dokunabildiğim her yürek yaralı!…sanıyoruz ki etten kemikten ibaret varlığımız…ve her kahkahanın altında onu tetikleyen ne sızılar var…bilinmez…
Yaralı/yız aşktan yana….
Aşk cakasını satıyor şimdi sol yanı kanayanlara!…
Ve ne kadar çok mahkum; o kadar çok itibar!…
İtibar-i zalimin sahipsiz yetimleriyiz….kanmasa şu yürekler, kanamasa sonrasında…
Ne kadar çok yetim; o kadar çok kimsesizlik  cirit atıyor ortalıkta…
Ortalık kan revan!…sessiz çığlıklar çarpıyor da uzay boşluğuna, duymuyor Mevlamdan başka!…
Aşk prangalar vurdu yüreğimize….bal damlarken dilinden gözyaşını katık etti soframıza…
Ah ne çok kandık
Ne çok yaralandık
Aklımıza yol verdik
Sol yanımıza abandık
Ortalık yaralı kaynıyor; SOL YANINDAN YANIP YAKILMAKTA!…

                                                       emelSen

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Nis 13

‘’ Neden bu düzen böyle neden herkes sahte ‘’diye çınlıyor kulaklarımda şarkının sözleri….yeni bir şey değil ki..var oluştan bu yana bozulmuş; ve bu bozuk düzene de sahte insanlar yakışmış…yaw aslında böyle ciddi konular üzerine edebiyat yapmayacağım…klasik bir sorun değil mi zaten?…nesini sorgulayayım şimdi…nasıl olsa atalar bulamamış cevabını ya da çözememiş ben altından hiç kalkamam…ama bildiğim bir şey var; doğruluk ve samimiyet bireyin kendisinde olduğu ve bunu koruyabildiği sürece ipin ucunu yakalayabiliriz…

Yaw ben şimdi Sagopa dinliyorken; kendi açtığım konu beni sarmadı görüyor musunuz?….Zaten Sagopa Kajmer yeterince küfrünü yolluyor sahte ve bozuk düzene…hay ağzına sağlık deyip, deşarj oluyorum burada….sonuç elde var sıfır olsa da, bol bol sıfırlara alışığız nasıl olsa…ee bu kadar sıfırı heba etmeyelim biraz da ben Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Mar 15

 tanımıyor hiçbir cümle beni
bir anda yıkıp geçiyor
VARLIKla YOKLUK arasında kıstırılmış adım
bir yüreğine yazılıyor
bir  yüreğinden kovuluyor-ken
sorguya çekiyorum aşk-ı
tanımıyor sende ki beni
susuyorum!….
daha kaç kez perde çekeceksin yüreğime
dilim ” lâl” olsun bundan böyle
gururum aldı bütün haklarımı eline
kilit vurdu dilime
bir dilsizin yüreği buz tuttu
arabesk kalıyor bundan sonraki sözler
SUS-U-YORUM!….
hiçbir cümlemin yolu düşmüyorken
yüreğimde kaldı yanımda götürdüğüm bütün sevda sözlerim sana
………………………………………………………..
ağzı var dili yok suretime dokunabilecek misin?

             emelSen

 

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , ,

Mar 11

Bazen çok sıkılıyorum fazla duygusal yazılar yazmaktan…hoş arada neşeli yazıları da araya serpiştiriyorum ama sadece serpiştiriyorum -( .Bazen ben bile şaşıyorum kendime içim kıpır kıpırken bile nasıl oluyor da bu kadar bunalım yazılar yazabiliyorum diye…sanırım herkesten
önce ben bile o kadar benimsemişim ki bu duygusallığı, yapıştı kaldı üzerimde -) .
‘’hadi emel, yazı yaz bakalım bloguna’’ dediğim vakit kendime,  kendimi kaybediyorum..hemen o havaya bürünüyorum…biraz ara vermek lazım hüzünlü, duygusal yazılara -) …Blogun tasarımını da değiştim..neydi o öyle kapkara…bahar da geldi…gözümüz gönlümüz açılsın…içeriye mis gibi taze çiçek kokuları girsin…az soluk alalım yaw -)

Bahar bahar diye tutturdum…erken geldi gözünü sevdiğimin, Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Mar 09

Hayal kırıkları saçılmış etrafa…topla toplayabilirsen…! Bir çocuğu kaç kez kandırabilirsiniz elma şekeriyle ve çocuk yerine konulmak koymaz mı hiç insana…? Varsın saçılsın hayaller, duvarlara vursun da başını izi kalsın…adı ‘’kertik’’ olsun..baktıkça yüreğimize batan kırıklar acıtsın canımızı…dış kapının mandalı sökülsün artık yerinden ve iyi bir ders vermeli bu saflığa…

Duygular yer değişti…şaşırmadı aslında yönünü..o vakitler çok öncelerde kaldı…hani kopar ya bazen içinden bir şeyler; canını yaka yaka…! Garip olan da bu ya…artık can acımıyor…hissiyatini kaybetti bir yerlerde bıraktı unuttu…kalanları da bıraktı hayal kırıkları ile baş başa….

Her mevsim dönüşleri Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , ,