Tem 29

 

Çoğunuzunda bildiği gibi benim can dostum, arkadaşım sevgili Gülçin; imkanı olsa dün akşam msn den doğru beni bir güzel dövecekti, şeytana davetiye yazımı okuyunca’’ TaiLe gittin, döndün bu ne emooooşşş, bu yazı neeee!!?..çok kızdım okuyunca sana..bahar tadında bir yazı beklerken senden, bu neee’’…Ben biliyom şeytan diken diken etti onun tüylerini  Biz ne zaman yazı yazsak ilk önce birbirimize okutur, ondan sonra yayınlarız sayfamızda…
-kııss oku bakem editöryam…nasıl??
-olmuş canım ama şurayı düzelt ya da şöyle olabilir..onun dışında harikaaa
-doğru sölee bak..iyi olmuş mu gerçekten?
-çok güzel olmuş 
-tenen… P
Şeklinde onaydan geçer yazılarımız….

Bu kez editöryayı bulamadık, esti bi rüzgar yüreğimizden, şeytana davetiye çıkartıp koyduk yayına…
GönüL neler neler istemiyor, ya da neLer geçmiyor umut denizimizden de; balık varda oltaya mı gelmiyor!? Birgün iyi isek, bir gün kötüyüz bu aralar anlayacağınız…Kafa karışık hem de çoookkk. Her şey mi üst üste geLir? Geliyor işte çalımını sattığımın hayatı…Oyun oynuyor bu aralar benimle…Üstelik hiç sevmem elim sende oyununu..Ebe olmak, yakalamaya çalışmak yoruyor beni…
Sınıfta kalmaya razıyım, ama ne oLur Hayaaaaaatt gelme üstüme üstümeeee…
Ben kafamdan soruları, sorunLarı atmaya çalışıp, kendimi parkLara salmışken bugün; keyif çatıp, çıplak ayakLa çimenlerin canını okuyacakken, sokak çocukları geldi yanıma…Sohbet ettik uzun uzun…anaların doğurup doğurup sokağa saldıkları çocuklar !
-ablaaa kandiLİn kutLu olsun..bi cigaraa verseneeee
-!!! 
Gerek görmüyorum detaya girmeye..az çok tahmin edebilirisiniz konuşmaları…
Gel de umudu yaz, gelde bağır ‘’ hayaaattt çookk güzeeel..seviyorum yaşamayıııı…tırıs gelir tırıs gider’’ demeyi diyebiLmeyi çok isterdim…
İçim acıdı, yüreğim darlandı…Bende de var anne yüreği..AkLım almadı..aLmak istemedi !!
ŞartLar, koşullar ne olursa olsun; doğur doğur at sokağa..İşte bu hiç oLmadı!

Yürüdüm…yürüdüm..yürüdüm
Kendi derdimi, keyfini çatacağım çimenlerin üzerinde bırakıp daldım gittim dünya derdine, 7-8 yaşlarındaki minik yürekLerin tütün kokulu sisLİ dünyalarına…
Gülçin’im, denizyıldızım Emelsen yazsın şimdi umudu, yaşamayı, mutluluğu!
Şıkır şıkır, fıkır fıkır bir yazı yazmak gelmiyor içimden…Ben bu kahrolası hassasiyetimi, duygusallığımı bırakamadıkça yazamıyorum…Hele ki şu sıralar her şey üstüme üstüme geliyorken….Kararlar yüz bin kere değişmek zorunda kalıyorken, seçimlerini aklın değil akılcıklar  veriyorken VARSIN HAYAT BİLDİĞİ GİBİ GELSİN!
Elbet bir gün benimde can çekişen umutlarım tekrar hayat bulacak..
Can dostum;
En kısa zamanda yüreğinden benim için geçen güzellikler Yerini bulacaktır, emin oL…

Denizyıldızım’a SevgiLerimLe…

                                                                                EmelSEN

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

May 21

Nasıl garip olur içim; kokusu gelince burnuma çocukluğumun..tabii yaa, her dönemin kendine has kokusu, havası vardır..siz aramazsınız hatta unutursunuz ama öyle bir anda gelir ki; her şeyi unutur başlarsınız zamanda yolculuk yapmaya..bir hanımeli, bir keçeli kalem veyahut toprak kokusu titretmeye yeter yüreğinizi…

Hangi vakit asmalar yaprak açsa, dutlar düşmeye dallarından ve baharla yaz iki kardeş edalarıyla çekişmeye; yaşım veda eder 30 larına; 10-11 yaşlarındaki bir kız çocuğu başlar lastik oynamaya, ağaçlara tırmanmaya…sevmez saçlarını iki örgü yapmayı, özenir ablalarına takar koca koca küpeleri kulağına…en çok dedesini sever ve elinden Uludağ gazozu içmeyi…üzümü dalından koparıp yemenin keyfine varıp, atar kendini çiğ kokulu çimenlerin kucağına…kestane yapraklarıyla kemer, papatyalarla taç yapar; sarı bukle bukle saçlarına…en çok konuşanları yazmayı sever kara tahtaya, beyaz tebeşirin tozunu yuta yuta…ve kıyamaz sonra siler bütün isimlerini; aynı tahta sıralarda kalem tutup, bir simidin parasını katıştırdıkları arkadaşlarının…

Ve ilk heyecan, ilk yürek kıpırtısı…ayaklarımın bağının çözülüp, kulağımın bütün seslere sağır oluşu…kalbimin yetim çığlıkları…gözlerimin pembenin tozuyla ilk tanışıklığı…ilk dalıp dalıp gitmelerim…adını koymaya sınıfta kaldığım, ilk gönül sınavım…Çocukluk ve Aşk…İlk Aşk…yıllar sonrasında bu garip hallerime gülüp geçeceğim; hayatla ilk savaşım..ilk toslayışım duvarlara….

Ve ilk tanışıklığı gurbetle…kâh yaban ellerde kâh cennet vatanında yaşamanın med-cezirliği içersinde… bazı geceler sessizce gözyaşını, saklamak yastığının altında…çocuk yüreğiyle anlamaya çalışmak kaderi, hasretliğin derin izlerini…babaanne dualarıyla uyumak ve karşılamak taze süt kokulu sabahları….

Bir hanımeli kokusu düştü burnuma, misafir oldu yüreğime ağır toprak kokusu ve közde mısır pişti de geçti gitti yanı başımdan…akreple yelkovanın sırtına binip yolculuk yaptım zamanın ardımda bıraktıklarında…ve anladım ki geçip giden aylar, yıllar değil; bizim yüzüne küsüp sırtımızı döndüğümüz anılarımız…oysa hiç de zor değilmiş can vermek arada sırada; bir kokuya, bir arkadaşa, bir papatyaya…

Ve tekrar ip atlamak, tırmanmak kiraz ağacına…

Paylaşmak

Simidini

Silgini

Sevgini

Yüreğini…

Yıllar önce, yıllar sonrası yok…biz ve anılar var yalnızca…ben 10-11 yaşlarımdaydım biraz önce…

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Nis 25

Gerek yok çayır çimen gezip aramaya bulmaya…seyyah olmaya yok hacet!…zaten ilk bindiğimiz otobüs indirmemiş miydi bizi vakitli, vakitsiz yalnızlar durağına…bu ‘’yalnızlık’’ arabesk cümlelerin yakıştırdığı öksüz değil, yetim hiç değil….herkesin tek bir sahibi var; bazen dalıp gitsek de bu dünya aleminin içine…O her daim yüreğimizin içinde bir ses, bir anımsama bekler yalnızca….unutmaya ne hacet!

Duygular bulur elbet yolunu…bazen sıkışsa da yüreğin bir köşesine…sabır girer devreye…korkutmadan, ürkütmeden sinersin bir köşeye, beklersin gece örtecek üstünü güneşle ve her umut mutlaka doğar yeni bir günle…kaybettiklerini, kazandıklarının yerine koymadan dolmayacak testin…bu kez savurmadan, israf etmeden damla damla akıtacaksın yoluna….

Kaybetmek her doğanın alnına yazılmış…ki…bilemezdik elimizdekilerin kıymetini…sabrı yanına yaren eylemiş Mevlam, yalnızlık dokunmasın yüreğimize diye…

Alın dediğin bir karış, yazısına razıyız!…

Ömür dediğin üç vakit, ölüp ölüp Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,