Eyl 27

Sahi bayram geliyor değil mi? Hani çocukken görmemişler gibi saldırdığımız şekerlerin bayramı! Çocukların bayramı….umudun, saflığın bayramı…. değerlerimizin bayramı…aslında hiç içimden gelmiyor bir bayram yazısı yazmak…çünkü o heyecanı ben yıllar öncesinde ranzalı yatağımın üst katında yastığımın altında bıraktım…gıcır pabuçlarımın rugan suretinde bıraktım…bayramlık elbisemin askısına astım çocuk sevinçlerimi….o gün bugündür orda yaşatılmayı bekliyorlar….
Ben orda mıyım?
Sahi ben nerdeyim….!?
Yetişkinlerin binmesinin yasak olduğu bir salıncakta; garip, anlamsız hallerimin nakaratlarında sallanıp duruyorum..
Çözemediğim en kazık sorulara kafa yoruyorum…
İçi başka dışı başka beşerileri tanımakla, ikisi arasındaki en az 10 farkı ayırmakla ömür geçiriyorum
Ben küçük bir kız çocuğunu arıyorum!
Babaanne dualarıyla büyüyen
Ay ile sohbet eden; güneşi eteklerinde gezdiren o sarı saçlı kız çocuğunu arıyorum
BEN ŞEKERLERİMİ İSTİYORUM
Benden çalınanları değil
Bana verilenleri istiyorum…
Fonda yağmur sesi var…içimde kopan binlerce fırtına ve boğazıma asılmış sorular….?
Sahi siz kim-di-niz!
SİZİN ŞEKERLERİNİZ KİMLERİN ELLERİNDE….
Tadı da kalmadı adı da!
Bu bayram sabahı şekerleriniz benim çocuk düşlerimden armağan olsun sizlere…
Tadı da gerçek Adı da..
Emelsen’in çocuk düşlerinden hediye….

                                             EmelSEN
 

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Ağu 30


Biz mutlu çocuklardık
Oyunun hakkını veren oyunun tadını çıkaran çocuklardık
Yüreğimizden akardı kahkahalarımız
Gülmek en çok bize yakışırdı…
Boyumuzun uzaması mıydı kuralları değiştiren?
Kim çaldı  şekerlerimizi
Kim çelme taktı ayaklarımıza
Soframızdaki acıyla tanışmak isteyen kim?
Önce oyuncaklarımıza el koydular sonra kahkahalarımıza
Topumuz salınmıyor artık öyle göklerde
Birlikte olmanın gücünü yitirdik sek sek oynadığımız taşlarda
Topladığımız çiçekler ezildi, suyu görmeden avuçlarda…
Büyümek için içerdik sütü
Bilemedik boyumuzun uzaması değiştirecekti kuralları!
Bilemedik kursağımızda kalacak tadı
Çocuk düşleri boyuyormuş dünyayı
Neşenin kırmızısı
Kahkahanın sarısı
Masumluğumuzun beyazıymış tabloya değer veren
Koşmak yetiştirmiyor artık hiçbir yere
Çığlıklarımız yaramıyor hiçbir işe
Gözyaşımızı silecek şeker bulunmuyor tek bir yetişkinin yüreğinde
Büyümek yaramadı hiçbirimize
Oyuncaklarımız boyandı yalan ve çıkarla
En önemlisi birbirimizi sevmeyi unuttuk
Küçük ve masum bir yüreğin saflığıyla…
Biz mutlu çocuklardık
Mutluluğumuzu sattık beş para etmeyen bir tabloya !

                                                               emelSen
 

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Ağu 08

Kusura bakma Emel’im çok manidar yazılar yazdırmayacağım sana bir süre…biliyorum; ilham perilerin tep tep tepiniyorlar başının üzerinde…şu sıralar çok yoğun olsan da, onlar seni her yerde buluyor, yakanı rahat bırakmıyorlar…yatakta, otobüste, yolda, hatta yemek yerken bile sıra sıra dizilmiş cümleler yolluyorlar beynine….yazacak çok şey var…duyguların cirit atıyor…hatta bayram çocuklarının o çok bilindik neşesini saçıyorlar etrafına….yüreğin eskisi kadar karmaşıkta değil..bu çok çok iyi !…azıcık dayasan başını, birazcık kayıp gitsen duygusallığına; seni dürtmekten anam ağlıyor…
Beni dinlemeyi ne zaman öğrenecek, ne zaman akıllı uslu yarı kaçık biri olacak derken; nihayet yaşadıklarınla yüzleşebilmeyi başardın… kaç kişi yapabilirdi; şerbetin içinden tuzu süzebilmeyi….ve onları her gece bile bile yastığının altında taşıyabilmeyi…sana en çok affetmek yakışıyor bir de susmak! Aynı dili konuşmadığın o kadar çok insan var ki; mazur görmek inan seni alçaltmıyor…
Şimdi o çok bilmiş perilerin var ya; işte onlar beni çok eğlendiriyor hizaya soktum hepsini…en prezantabl, en şugar olanını yolluyorum arada yanına…ondan bu aralar pek bir haşır neşirsin rock müziğin imam bayıltan gürültüsüyle kaçıklık yakışıyor ruhuna…yaprak arası cümleler sarıp;  bir oturuşta midelerine indirmelerinden bıkmadın mı!? Üzerine soğuk suları sen içip, yüreğine hararet basan günlerden gına gelmedi mi? Artık pratik olmalı yemeklerin…kızartmalar yapıp, üzerine bol sarımsaklı yoğurtlar döküp sunmalısın…yanında da bir şişe soda, hazmedemeyenlere müessesemizin ikramı dersin…yanmadıkça dil; yoğurdu üfleyerek yemesi gerektiğini öğrenemez… vesaireler uzar gider…az ve öz olduğunu bilmek sana yeter…
Kader dediğimiz kavram ne kadar karmaşık görünse de; o üzerine düşeni en doğru şekilde yapar…bazen her şeyin üst üste gelmesi, çok da kötü değildir…gereklidir ! sabrı yüreğinde taşıyabilmeyi başarır, zamanla dost kalabilirsen; inan arabın saçları rapunzelin saçlarına dönüşecektir  bu da aynanın asıl yüzüdür…
Her içses; sahibinin tek gerçek dostudur! Çünkü evren tek bir neden üzerine kuruludur…İnanç ! inanmaktan vazgeçmediğin sürece; doğrular izini sürmekten asla pes etmeyecektir….
Hadi kalk şimdi…Aynada ne görüyorsan; sana en çok onu yazmak yakışacak
Ve bazı ilham perilerin bir süreliğine nadasa yatacak

 

                                                                        £melS£N

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

May 28

Küçük bir çocuktuk…elim sen de, yakar top, evcilik, uzun eşek..ve niceleri…Severdik; doyasıya oynardık ve hiç doyamazdık…Büyüdük!…Boyumuz da uzadı aklımızda…İçimdeki çocuk hiç sevemedi büyüklerin oynadığı oyunları…


‘’elim sen de’’ dedim!…koşan olmadı peşimden
Topu kimselere fırlatamadım; her darbesinde yanan benim canım olsa da!…
Evcilik de benzemiyormuş hani, ortaya bir kilim serip üzerinde bebek ağlatmaya, plastik bardaktan çay ikram etmeye komşuna…
Büyüyüp de değişmeyen en kral oyun uzun eşekmiş meğer!…hep birileri diğerlerinin sırtına atlayarak geçiriyor ömürlerini…altta kalanın canı çıksa da acımak yok…kural böyle…İMİŞ!


Ya Kral olacaksın, Ya Kralcı!….
Düşüp dizini kanatsan da dönüp kimse pamuk sarmıyor yarana…
Ağlayıp zırlasan da harç yemiş yürekler,  nafile bir el değsin yanağına…
Herkes KÖREBE olmuş, vicdanlar morfin yemiş mazaretli!…
Ortalıkta YARABANTLARI bitiyor arada
SAF yerine koyuyor onları bazı oyun ustaları!…
‘’yaram derin, bulamadım çaresini…canımı yakan acımadı; bir çizik attı geçti gitti..sarar mısın yaralarımı!? ‘’ diyerek işe başlıyorlar bozuk düzenin kahramanları!…
Ve bir yarabandı olduğunun farkına geç varıyor benim gibi bazıları…
Ne bir kral ne de kralcı olmak niyeti var yüreğimin fikir odalarında..
İlaç yememiş vicdanımın kahramanıyım
Kabuk değiştim,  bir gölgem vuracak arada günışığında
Bir de içimdeki çocuk oyun oynayacak en hasından, minik yüreklerin oyun odalarında…


Büyüdüm
Boyum da uzadı
Aklım da…
Hep elimi uzattım maskeli suretlere
Bir kol, bir kanat bir de yüreğim kaldı  borç defteri kabarmışların dalaverelerinde…
Haydi!
Elim sende…
Ben kaçıyorum…
Yakalayamayacak bundan böyle beni hiçbir EBE…

                                                       emelSen

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

May 02

Yeni bir MİM olayı daha…Sevgili arkadaşım burraakk; Üç Kadın Üç Saygı konulu bir mim yollamış bana…Aslında bu konu bana göre fazlasıyla ayrınıtılı ve özel…Ben üç özel kadını alıp, anlatmak yerine genel olarak olayı işlemek istiyorum..Çünkü; kadınları ayrı ayrı sınıflandırmak istemiyorum..Her kadın bazı özelliklerle zaten kendi aralarında bir bütündür…Sadece bulundukları konum ve şartlar nedeniyle bunları farklı zamanlarda, farklı şekillerde ortaya koyarlar…

Peki nedir Kadın ve Kadın olmak?….Neden sadece bazı vasıflar biz kadınlara verilmiştir ve yüzyıllardır  hep odak konusu olmayı başarmışlardır..İlginç yaratıklarız biz diye düşünmüşümdür hep…Biz bile kendimizi çözememişken bırakın karşı cinsi, onlar nasıl çözsün (şaka tabii)

Allah biz kadınları yaratırken; biraz tuz biraz şeker ekmiş üzerimize…Canımız yandığında acı söyler; tatlıya bağlarız Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Nis 22

Bazen iyi oluyor suskun, uslu bir çocuğun birden bire başkaldırması kendine…nasıl başkadır ruhunu güz bozumlarına uğratmak; küfrünü bu kez sadece kendine sallamak…titretmek, sarsmak ve bir tokat atmak!….

hayat geçiyorken yanıbaşından; ve arada savuruyorken rüzgarıyla saçlarını yüzüne, bil ki yaşayan bir ölüsündür de farkın farkında değilsindir…

‘’Heyhaaat’’ların birikmiş heybende…enerjin tükenmiş sürünüyor yerlerde…ve yalvaran gözlerle bakıyor sana içindeki çocuk….

Bir umut…

bir gülüş…

bir söz…de….mi yetmiyor gözlerini açmaya tekrar dünyaya….

Oysa biz ağlayarak almıştık ilk nefesimizi ve ağlamaların tadına vararak öğrendik gülmeleri…

Kızmalı insan bazen kendine..vazgeçmeli içine sindiremediği her şeyden; kendinden geçmeden!…

Heyhaatları çıkarıyorum heybemden; salıyorum gökyüzüne..yüreğime batan bütün darbelerin acısına aldırmadan….

Uzun zaman olmuş.. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Nis 02

re re re ra ra raaaaaa Fenerbahçem sen çok yaşaaaaa ) 2007-2008 Şampiyonlar ligi ilk çeyrek final karşılamasını bu akşam Chelsea ile 2-1 galibiyetle bitirdi Fenerim ) …ama ne karşıladı ne karşıladı…Bizler Türk milleti olarak çok misafirperverizdir zaten….ikramda kusur etmedik..hehe 2gol verdik kucaklarına P bizim evde bir bayram havası var sormayın gitsin…sadece evde mi?…bütün site fenerli olsa gerek; alfabenin üç harfi çınlıyor aynı anda bütün katlarda… Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , ,