Ağu 05

Saat sabahın 4’ü….Yataktan bilmem kaçıncı sefer kalkışım bu allam yaaa…Son zamanlarda ciddi anlamda uyku problemi yaşıyorum…Gündüzleri deli gibi uykulu, geceleri cin gibiii…Sebep?..sebebi yok…yok işte adı batasıca uyku gelmiiiiiiiiii…..Gece 12 de uzun bir dalış yaptım yatağıma…’’uyucaaaamm uyucaaamm ‘’ didim..333kere dön sağa, dön sola; kendimi tv nin karşısında buldum…Güzel ama sonu anlamsız biten bir filmi devirip ‘’ hehe artık uyuyabilirim ‘’ diyerekten o çok güvendiğim uzun uzun esnemelerimin sonucu koca bir hüsran !…herkes koyun sayar ben çekirge;
Hoplayıvediii çekirgeeeee
……….
Zıplayıvediiiii çekirgeeeee
……..
Alooooo sana diyoommmm çekirgeeeeee!!!

15 çekirge……………55 çekirgeeeeeee……155 çekirgeeee…
Hopadanak çekirgeeeeeee
Memlekette çekirge kalmadı…güle güle emiceeee..kusura galmaaaa  çuvalı boşalttık

Süt içtim

Sigara içtim

Kitap okumaya yeltendim

Balkonda pinekledim

Midemi sevindirdim

Yatağımı değiştirdim

Yastığımı değiştirdim

Ilık bir duş

Herkes şu saatlerde mışıl mışıl uyuyorken, üstüne üstlük rüyalar aleminde cirit atıyorken haksızlık ama buuuuuuuuuuuuu
Bak uyku kardeş! seninle aram aslında çok iyidir, bilirsin..ne yaptım sana da hiç yüz vermiyorsun bana..gündüzleri yanıma uğramakta neyin nesi oluyor !? Üstelik sabah 8 de ayakta olmam gerek…bütün gün anam ağlayacak..ayaklarım koşturacak, güneş beynimin etini yiyecek…benim etim ne budum ne yaw revamı bu bana?

Dünyam döndü tersine
Geceleri saklambaç oynuyoruz
Gündüzleri kovalamaca…
Ben seni bir geçirirsem elime
Kaçışın yok
3 aylık vizem var elimde

Ah uykusuzluk bir bu işe yarıyorsun…günlerdir yüzüne bakmadığım blogum sebeplendi sayende….
Anam esnemekten ağzım, dilim damağım yırtılacak..yalaaaaaaannnnn numara yapıyor bana…kandırıyoooor beniiiii…
Uykuuuuuuuuu seni seviyooooruuuummmm
Seni yanımda, dibimde, başucumda  istiyoruuummmmmm
Sen geL EmeL dal gül oluverecek sana birazdan
Olmadı şeker kaymakla besliceeek seni….
Gündüzleri git başka kapıyaaa
Geceleri götür beni rüyalar alemineeee..
Rüya görmeyi öslediiim….hatta yüksek bir yerden düşüyormuş hissine kapılıp uykudan sıçramayı öslediiim…
Ahanda saat 5’e geliiiii ne halt yiceeem ben sabah….nasıl dolanacam bütün gün uykulu uykuLu….
Kalk kızım kalk! Güneşin doğuşunu izle de, sanatsal bir mana taşısın bari uykusuzluğun….
Güneş
Kuşlaaaar
Böcükleeerrr
Tabiat anaaaaaaaaaa seni seviiyoommmmm
Denizi seviyooommmm
Yaşamayı seviyooommm
Hay anasınııı sattığımııınnnn uykusuuuuu sieeeeeeeeeeeeeeeee

                                                                          EveMELveSEN den…

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

May 21

Nasıl garip olur içim; kokusu gelince burnuma çocukluğumun..tabii yaa, her dönemin kendine has kokusu, havası vardır..siz aramazsınız hatta unutursunuz ama öyle bir anda gelir ki; her şeyi unutur başlarsınız zamanda yolculuk yapmaya..bir hanımeli, bir keçeli kalem veyahut toprak kokusu titretmeye yeter yüreğinizi…

Hangi vakit asmalar yaprak açsa, dutlar düşmeye dallarından ve baharla yaz iki kardeş edalarıyla çekişmeye; yaşım veda eder 30 larına; 10-11 yaşlarındaki bir kız çocuğu başlar lastik oynamaya, ağaçlara tırmanmaya…sevmez saçlarını iki örgü yapmayı, özenir ablalarına takar koca koca küpeleri kulağına…en çok dedesini sever ve elinden Uludağ gazozu içmeyi…üzümü dalından koparıp yemenin keyfine varıp, atar kendini çiğ kokulu çimenlerin kucağına…kestane yapraklarıyla kemer, papatyalarla taç yapar; sarı bukle bukle saçlarına…en çok konuşanları yazmayı sever kara tahtaya, beyaz tebeşirin tozunu yuta yuta…ve kıyamaz sonra siler bütün isimlerini; aynı tahta sıralarda kalem tutup, bir simidin parasını katıştırdıkları arkadaşlarının…

Ve ilk heyecan, ilk yürek kıpırtısı…ayaklarımın bağının çözülüp, kulağımın bütün seslere sağır oluşu…kalbimin yetim çığlıkları…gözlerimin pembenin tozuyla ilk tanışıklığı…ilk dalıp dalıp gitmelerim…adını koymaya sınıfta kaldığım, ilk gönül sınavım…Çocukluk ve Aşk…İlk Aşk…yıllar sonrasında bu garip hallerime gülüp geçeceğim; hayatla ilk savaşım..ilk toslayışım duvarlara….

Ve ilk tanışıklığı gurbetle…kâh yaban ellerde kâh cennet vatanında yaşamanın med-cezirliği içersinde… bazı geceler sessizce gözyaşını, saklamak yastığının altında…çocuk yüreğiyle anlamaya çalışmak kaderi, hasretliğin derin izlerini…babaanne dualarıyla uyumak ve karşılamak taze süt kokulu sabahları….

Bir hanımeli kokusu düştü burnuma, misafir oldu yüreğime ağır toprak kokusu ve közde mısır pişti de geçti gitti yanı başımdan…akreple yelkovanın sırtına binip yolculuk yaptım zamanın ardımda bıraktıklarında…ve anladım ki geçip giden aylar, yıllar değil; bizim yüzüne küsüp sırtımızı döndüğümüz anılarımız…oysa hiç de zor değilmiş can vermek arada sırada; bir kokuya, bir arkadaşa, bir papatyaya…

Ve tekrar ip atlamak, tırmanmak kiraz ağacına…

Paylaşmak

Simidini

Silgini

Sevgini

Yüreğini…

Yıllar önce, yıllar sonrası yok…biz ve anılar var yalnızca…ben 10-11 yaşlarımdaydım biraz önce…

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

May 18

Boğuluyor cümleler
                                 im…
Kurumuş gözbebeklerim
                                           de…
zehir akmadıkça dışarı
müebbete mahkum sözler
                                             im…

yüreğimde tutunacak dalım olsa da
kırılacak diye korkuyor rüzgar
                                                     ım…
esmiyor…
                savurmuyor
sabrımı sınıyor
                            um…
korkuyu al gözbebeklerimden
Azad olmayacak başka türlü yüreğim…

                                           emlsn

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , ,

Mar 11

Bazen çok sıkılıyorum fazla duygusal yazılar yazmaktan…hoş arada neşeli yazıları da araya serpiştiriyorum ama sadece serpiştiriyorum -( .Bazen ben bile şaşıyorum kendime içim kıpır kıpırken bile nasıl oluyor da bu kadar bunalım yazılar yazabiliyorum diye…sanırım herkesten
önce ben bile o kadar benimsemişim ki bu duygusallığı, yapıştı kaldı üzerimde -) .
‘’hadi emel, yazı yaz bakalım bloguna’’ dediğim vakit kendime,  kendimi kaybediyorum..hemen o havaya bürünüyorum…biraz ara vermek lazım hüzünlü, duygusal yazılara -) …Blogun tasarımını da değiştim..neydi o öyle kapkara…bahar da geldi…gözümüz gönlümüz açılsın…içeriye mis gibi taze çiçek kokuları girsin…az soluk alalım yaw -)

Bahar bahar diye tutturdum…erken geldi gözünü sevdiğimin, Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Oca 15

Hüznü de neşeyi de ağırlar yüreğimiz…hep gülmek isterken takılır sancılar kalbimize ve bize en çok hüznü yakıştırırlar…Düşerken Takvim Yaprakları ve Azat ederken yüreğimizi MevsimSiz liğimize yanar öksüzlüğümüzü seyr-i meydana ilan ederiz…Arada hoş muhabbet niyetine, bir bardak demli çayın hatrına şarkılarla, kahkahalarla örteriz yazılarımızın üstünü…gece soğuk olur; ayaz vurur…herkes derin uykudayken tipi yağar üstümüze….kül tablası boğulduğuna isyan ederken, yenisi çoktan yakılmıştır cigaranın…çekerken içine kahrolası dumanı umrunda mıdır midene giren krampların sayısı…!

Hep söyleyemediklerin değil midir, ya da anlatamadıkların…Kırgınlıkların faize binmiş ne ödeyen var ne ödeyecek takatin…kaç kere kırılır bahar dalı…kaç kez üstüne basılıp geçilir…UYUMALI dersin, TAT/SıZ ım die haykırırsın…kaç dalga boyu yayılır ki sesin yetişmek için…haykırdığınla kalırsın…ve bilinir ki—-der geçilir…..?  KALBİM diye inletirsin ruhsuz bedenleri…! saf dersin, yaralı dersin…anlatamazsın..kızarsın kendine… değil kimseye kendine tokat atmaya çalışırken elin havada asılı kalır…biçare onu da beceremezsin…

Beceriksizin teki olmak ne çok koyar adama…! Koparttık Fırtınaları, VAzgeçtik de yeri geldiğince…ne zaman Kilise Çanları çalındı yüreğimize Ah-ım ız Gitti hakettiği yere…

Ben bir Dikensiz Gül üm dersin ve bütün kabahatin bu sebeptendir….dikenin yoksa kimseninde seni tutmak için bahanesi yoktur…zira acıtan, yürek kanatan olamadıktan sonra kaç paralık değerin olur…? avuntularla geçiştirelecek kadarsındır işte….halbuki bilinmedi; bir yudum sevgiydi bir parça değer…dünyaları istedik…!

Dünyalar kadar verdik de, dünyalarında bir göz oda çok görüldü bize….

Nokta demiştik daha önce…! Sallamayıp Dünyanın anasını neşeyle balonlar uçurmuştuk cümlelerimizde….

Yeterrr…! demek gerekiyor bir yerde…

Bahar çoktan geçti…sıkıcı bir Ocak ayının tam ortasındayız…kırılacak dal da kalmadı….

Ne edersin…! 

Kör Çığlık geri döner…Yüreğinizin sesi hiç bu kadar isyan etmiş miydi…?

Bütün mesele…..SUSTUR!!!-A-MAMAK…

CAN-sız kalmalı bütün yazılar….!

Haketmiyor yürek bu kadarını….

                                              emelSen

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Oca 04

Bu sabah çocukların sevinç çığlıkları ile uyandım…”anneee kaaaaarrr”diye bağırışlarıyla hemen perdeyi açtım ve gördüğüm manzara muhteşemdi…Doğa yine bembeyaz gelinliğini giymiş, bütün saflığı ve masumluğu ile gözlerimizi büyülüyordu….bir müddet çıkmak istemedim yataktan ve yattığım yerden izledim lapa lapa yağan incilerini….

Öğlen olduğunda birini okula yolculayıp, diğerini öğle uykusuna yatırdıktan sonra aldım kahvemi, açtım radyomu penceremin kenarına kurulup yağan karı izlemeye başladım…derken radyoda Candan Erçetin’in  o çok özel şarkısı ”yalan” parçası çalmaya başladı…

”geri döndüren gördün mü geçmişi, boşa soldurdun o nazlı gençliği…bir avuç toprak için yor kendini..dünyada ölümden başkası YaLan…”

ve daldım gittim beyazın en masum haline…soğuğun en güzel şekli şemaline…

değer miydi…?

kızgınlıklara…kırgınlıklara…

öfkelere…sitemlere….

 göremediğimiz güzelliklerin içinde boğulup gitmeye….

bugünün işini hep yarınların sırtına bindirmek, verdiğimiz sözleri hala bir umut deyip bekleyenlerin zamanlarından çalmak…

Yalansa ölümden gayrısı; kandırdığmız kendimiz mi yoksa başkaları mı…?

üç kuruşa sattığımız benliğimiz hesap sormayacak mı bize…?

mal mülk için dişimizi tırnağımıza takarken tükettiğimiz zamanlar geri gelecek mi geri…? 

bir türlü bastıramadığımız egomuz kaç kişinin kaderini yolundan döndürdü bilenimiz var mı…?

yüzüne kapıyı hızla çarptığımız hayatlar

yüreğine sevgi diye sunduğumuz yalanlar

ellerimize tutuşturulan boş avuntular….

sorgulamalı insan kendini…her kim döktüyse senin için gözyaşı; üzerinde hakkı kalmış ”Dünyada Ölümden Başkası Yalan”….

Kar/Candan ve YalaN…

Görmezden gelmeyi marifet bildiğimiz gerçekleri, ne güzel de su yüzüne çıkardı…

Kırmadan kırılmadan

                         Sevgi ve hoşgörü ile

                                    Yarın ölecekmiş gibi bugünü sevdiklerimizle paylaşmalı…

Yarın güneş açıp kar eridğinde kaybetmiş olmayacağız aslında beyazın masumiyetini…lapa lapa düşen her inci aslında önce yüreğimize iniyor ki seviyoruz onu izlemeyi…

Öyleyse çıkarıp bulmalı yüreğimizdeki incileri….

          ”açmadığın dal da sözün geçer mi…dünyada ölümden başkası YaLaN ”

                                                                                     emelSen

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,