
Benim için gerçekten uzun sayılabilecek kadar ara verdim bloguma…Haziran ayının son haftalarından itibaren; bir gittim pir gittim… Uzun otobüs yolculukları, belini büktüğümüz hasretlikler, kavuşmalar, vedalar……….ve son olarak mekan, mahal değişikliği…Bunca hava değişimi yetmiyormuş gibi işi toptan değişime vurdum ; yoğun ve yorucu çabalarım sonucu evi de taşıdım.
Hala şaşkınım…bu yaz nasıl geçti, ben ne yaptım, neredeyim burası yeni evim mi demek; günün sözü gibi yerleşti hayatıma….
7 yıl aradan sonra çok sevdiğim İzmir’in havasını soludum; sevgili denizyıldızımLa bol bol hasret giderdik derken hayatımın üçte birini geçirdiğim Gemlik’e geri döndüm…geri kalan 3/2 lik oran o kadar çok yere bölünüyor ki; yaşamımın çoğu Gemlik’de geçmiş bunu fark ettim…Denize aşık biri olarak; orayı terk etmek ve başka bir yere taşınmak çok da kolay olmadı benim için…ilk zamanlar koşuşturmaktan anlamadım ama özlemiyorum desem yalan olur…Gözlerim alışmış her gün doya doya denize bakmaya, şimdi ne deniz var ne deniz zzz
…Bursa, ya sen beni seveceksin ya ben seni…! Başka yolu yok…
Evi yerleştirip hobaaaaaaaaa ben yine yoLLarda… Şöyle bir memleket havası alıp, yeşile de bol bol kanıp vurduk kendimizi yine yollara….
Artık yeni evimdeyim…ve inanın buradan bloguma bakmak bile yabancı geliyor bana…Ani değişikliklere hemen adapte olamam ben…ama büyüsüne de inanırım…
Değişen yalnızca mekan, mahal olmayacak hayatımda….Ruhumun kabuk değiştirmeye o kadar ihtiyacı var ki…..duygularım tavan yapıp; yüksek volume eşliğinde dikey geçiş yapmaya niyetli…Anlayacağınız slow müziğin sesi kısılsın, rock girmeli devreye….
Kızgınlıklarım
Kırgınlıklarım
………………Onlar istemesem de anılarımın arasında
Henüz rastlayamadığım hayatın büyüsüne
Ben bir el attım…
Hadi şaşırt beni ve aklımdan geçenLeri !
Hak ettim
Hakkından geLmem gerek…
O kadar çok şeyi geride bıraktım buna değmeLi
BÜYÜlenmeLi….yim…
EmelSEN

Yemek yapmayı çok severim..Ama nereden bilebilirdim ki bir gün sebzenin birinin hışmına uğrayacağı mı?…Geçen gün açtım dolabı yemek yapacam; taze fasulyemi , bezelyemi derken aldım bezelyeleri didim bugün sizi yiceeemmmm
başladım ayıklamaya…derken; 2-3 dakka geçmedi başladı sağ işaret parmağımın, yüzü etli tarafı uyuşmaya…hani bazen ayaklarımız uyuşur, karıncalanır ya, o gibi…dedim ” alla alla hayırdır noluyoooozzz
” önemsemedim..bezelyeler ayıklandı tencereye konup tıngırdıycak, parmağım daha da bir uyuşuk ve iğne gibi batıyor…yaw aradan dört koca gün geçti ama parmağım geçmedi
‘’ canııımm ne oldu sana, çok canın yanıyooo biliiim ama seni ne diye doktora götürücem şimdi ben’’ diyorum…sahi doktora gitmem gerekir mi ki ne!??

Son Yorumlar