May 21

Nasıl garip olur içim; kokusu gelince burnuma çocukluğumun..tabii yaa, her dönemin kendine has kokusu, havası vardır..siz aramazsınız hatta unutursunuz ama öyle bir anda gelir ki; her şeyi unutur başlarsınız zamanda yolculuk yapmaya..bir hanımeli, bir keçeli kalem veyahut toprak kokusu titretmeye yeter yüreğinizi…

Hangi vakit asmalar yaprak açsa, dutlar düşmeye dallarından ve baharla yaz iki kardeş edalarıyla çekişmeye; yaşım veda eder 30 larına; 10-11 yaşlarındaki bir kız çocuğu başlar lastik oynamaya, ağaçlara tırmanmaya…sevmez saçlarını iki örgü yapmayı, özenir ablalarına takar koca koca küpeleri kulağına…en çok dedesini sever ve elinden Uludağ gazozu içmeyi…üzümü dalından koparıp yemenin keyfine varıp, atar kendini çiğ kokulu çimenlerin kucağına…kestane yapraklarıyla kemer, papatyalarla taç yapar; sarı bukle bukle saçlarına…en çok konuşanları yazmayı sever kara tahtaya, beyaz tebeşirin tozunu yuta yuta…ve kıyamaz sonra siler bütün isimlerini; aynı tahta sıralarda kalem tutup, bir simidin parasını katıştırdıkları arkadaşlarının…

Ve ilk heyecan, ilk yürek kıpırtısı…ayaklarımın bağının çözülüp, kulağımın bütün seslere sağır oluşu…kalbimin yetim çığlıkları…gözlerimin pembenin tozuyla ilk tanışıklığı…ilk dalıp dalıp gitmelerim…adını koymaya sınıfta kaldığım, ilk gönül sınavım…Çocukluk ve Aşk…İlk Aşk…yıllar sonrasında bu garip hallerime gülüp geçeceğim; hayatla ilk savaşım..ilk toslayışım duvarlara….

Ve ilk tanışıklığı gurbetle…kâh yaban ellerde kâh cennet vatanında yaşamanın med-cezirliği içersinde… bazı geceler sessizce gözyaşını, saklamak yastığının altında…çocuk yüreğiyle anlamaya çalışmak kaderi, hasretliğin derin izlerini…babaanne dualarıyla uyumak ve karşılamak taze süt kokulu sabahları….

Bir hanımeli kokusu düştü burnuma, misafir oldu yüreğime ağır toprak kokusu ve közde mısır pişti de geçti gitti yanı başımdan…akreple yelkovanın sırtına binip yolculuk yaptım zamanın ardımda bıraktıklarında…ve anladım ki geçip giden aylar, yıllar değil; bizim yüzüne küsüp sırtımızı döndüğümüz anılarımız…oysa hiç de zor değilmiş can vermek arada sırada; bir kokuya, bir arkadaşa, bir papatyaya…

Ve tekrar ip atlamak, tırmanmak kiraz ağacına…

Paylaşmak

Simidini

Silgini

Sevgini

Yüreğini…

Yıllar önce, yıllar sonrası yok…biz ve anılar var yalnızca…ben 10-11 yaşlarımdaydım biraz önce…

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

May 13

El ense uzanmış, yatıyor, keyif sürüyor dağarcımdaki kelimeler…nasıl gıcık oluyorum şu sıralar bilemessiniz…yaw bıkkınlıkta yok ama olmayınca olmuyor demek ki…beynimin kıvrımlarına düşüyor bir şimşek ” amanııınnn kalk kızım kalk, hemen yaz” diyorum ama nafile…anında görüntü nakavt…alıcımın ayarlarıyla da oynamıyorum ama sanırım uyduda sorun var…ben mi uzay boşluğuna yolluyorum, yoksa fezadan bana mı ışınlanıyor, akıyor, yağıyor anlamış değilim…bu aralar gerçekten sorun var bende..enerjim damat halayı çekiyor…üç ileri, üç geri sonra da şak şak el şaklat…bütün çakralarım tıpa yemiş gibi…kendimi baharın kollarına da atamıyorum..bahar mahar ama o da bir garip günlerdir…grip olmuş gibi bir hal var üzerinde…ne kadar güneş olsa da tir tir tiriyor ve de titretiyor..bir soğuk ki sormayın..yani buralar böyle sizin oraları bilemem

Kendime türlü türlü bahaneler arıyor gibi bir halim mi var, Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

May 11

Öyle süslü laflar etmeyeceğim…klasikler serisine de katkıda bulunmayacağım…anneliğin bir güne sığdırılmayacağını bildiğimden, bunu fırsat bilip ticari boyuta taşıyan tüm ahtapot kollara da tutunmayıp yüreğimden geçen o en güzel cümleyi söylemek istiyorum yalnızca;

SENİ SEVİYORUM ANNECİĞİM….

Anneliğin çaba, emek, ve sevgiden geçtiğini anne olduktan sonra daha iyi anladığım için,

Tek koşulsuz sevginin bir annenin yüreğinden başka bir yürekte bulunmadığını, yaşayarak öğrettiğin için,

Gözyaşın olduğum vakitler Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

May 06

Bütün sözcükler ezik kalıyor yüreğinin karşısında
Kendini paralıyor
Hırpalıyor da yetmiyor hiçbiri seni anlatmaya…
Yıkıldı bütün krallıklar yüreğimden
Terk eyledim kanayan yaralarımı ardımda
Esaretimin bağı çözüldü
Prangalarımı astım eski viran bir gönül kasabasına…
Hürriyet senin gözpınarlarında
Yoluma döktüğün sabır taşlarının arasında
Dokunmak zoruma gitmiyor
Elimi atıyorum her bir taşın altına
Yıkılan krallıkların yerine
Yeni bir cumhuriyet kuruyorum ikimizin adına…
Gönül bahçemde bütün güller tomurcuk
Sarmaşıklar dolanıyor duvarlarıma
Yeşili ekip biçiyorum yolumuza
Bana cennetimi geri veren yüreğimin sırdaşına…

                                                      emelSen

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Mar 29

Kocaman bir çığlık atasım var… gereksiz gördüğüm bütün soyut, somut zerzavatlara…..batmasın çiviler beynime, inmesin kafama kafama çekiçler; tadımı tuzumu ben ayarlayayım, kimse el zahmet buyurmasın…baharı seviyorum ben, yalancısı gönlüme sığmaz..itelese de giremez içeri….keyiflerimi oturtmalıyım başköşeme.. kaçarsa arada aklım kaçar; keyifler hala başköşede

Farkındalık güzel bir kavram…. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , ,