Nis 17

Göz kapaklarına vurunca kilit
Ruhunu emanet edersin içindeki serseriye
Alır başını gidersin yağmurlar şehrine
Sarılırsın
Susarsın
Kelimelerin sanık sandalyesinde,
Söz verilmeyi bekler sessizce…
Müdafaa yüreğindir
Susmaz artık sevdiğinin gözlerinde…

 İyot kokusu siniyor saçlarıma,
Ve alabildiğine yeşile bürünüyor gözlerim…
Ne fark eder hangi şehrin toprağında iz sürdüğümüz…
Ne fark eder havası baharmış, kışmış soluduğumuz yerlerin…
Yürekler bir
Biz aynı Ay a bakmıyor muyuz?…
 

emelSen

Oca 02

Tadında kalmalı içtiğimiz ilk çayın sıcak havası…aslında inandığımız şey değildi yaşanılanlar…değildi seni bana getirenin adı ”aşk”…bırak bir fincan çayın içinde kalsın kandıklarımız…

gerçekler çıkmışken su üstüne ne anlamı var sonradan söylenen sözlerin avutturdukları…!

ki avutmak çare miydi yüreği kandırmaya….

ve sen bana geldiğinde kimbilir kaç sevdalı kanmışdı  ve kaçı sözlerinde umut bulup sabaha kuşlar salıyordu gökyüzüne…

Dokunma sonradan değerini bildiğin yüreğime….

Gitmek için gelen aslında hep geldiği yerdedir….Bundandır arada mevsimsel boşluklar yaradışımız ve o boşlukları bir türlü dolduramayışımız….

Bıraksaydın inandığımla kalacaktım ve

bilmeyecekti ellerim yalancı tutuşlarını…

Ben seni nasıl bildiysem ve bildirdiysen yüreğime

Öyle Sevecektim…!

Gözyaşlarımı nasıl hesapsızca harcadıysam yoluna onlar bile yakama yapışıp kimliğini sorgulamaycaklardı

ve geceler katili olmayacaktı gözlerinin…

bana yalandan gelen ayak izlerini silmeliyim

suçu günahı olmayan masum cümlelerini arıtmalıyım beynimden

rüya ile gerçek arasından çekilmeliyim

ve sen sadece ÖZNE olarak kalmalısın yüreğimde…

Tadı da kalmadı…

Tadında kalsaydı keşke…

                             emelSen