Oca 17

Elimizin tersindeki hayatlar…hani şöyle itiversek gidecekler ya, ama nedense biz itemiyoruz.sonra da gözyaşlarına teslim ediyoruz kendimizi …sorgulamalı ara sıra hayatı…hayatımızı…hayatlarımızı….bizi başka deryalara götüren şarkı tadında yaşansa diyorum bazen…yaşayabilsek….ya da bu şarkıların gözü gerçekten kör mü olsun?….herkes kendi hayatını yaşıyor söz de…ama herkes herkesin hayatından etkileniyor….düşünüyor….özeniyor…üzülüyor…ve de bazen ağlıyor…herşey laf da yaşanıyor…biz yaşanası hayatları kelimelerin arasına sıkıştırmış dudaktan kulaklara dökmüşüz yalnızca…sonra da sırtımızı dönüp gitmişiz….ne can bulmuş ne ruh ….öylece kalakalmış…görebilseydik eğer ne çok yaşanılası duygular havada asılı kalmış,can verilmeyi bekliyor görürdük… ve de pişman olur muyduk acaba, geriye dönüp bakınca….nice gözyaşları elimizin tersinde sırada bekliyor….itilmeyi…kakılmayı….halbu ki biz ne çok itip kakıyoruz hak edilmeyen duyguları… yanlış burda olsa gerek….elimizin tersini mi bilmiyoruz ya da hayat duygulardan ibarettir bunu mu ayırt edemiyoruz….ruhsuzları oynuyoruz, yalanları dilimize dolayıp…hak ediyoruz ay ışığına hasret bırakılmayı….karanlıklara mahpus edilmiş hayatlar bizimkisi…hadi gülelim halimize….herkes duygusunu içinde yaşamaya devam etsin….kimse kimsenin halinden anlamaz oldu nasıl olsa…elimizi de yüzümüze sürelim; içimiz başka dilimiz başka söylemesin!…

                                                                                     emelSen (21.07.2006)

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , ,

Oca 15

Hüznü de neşeyi de ağırlar yüreğimiz…hep gülmek isterken takılır sancılar kalbimize ve bize en çok hüznü yakıştırırlar…Düşerken Takvim Yaprakları ve Azat ederken yüreğimizi MevsimSiz liğimize yanar öksüzlüğümüzü seyr-i meydana ilan ederiz…Arada hoş muhabbet niyetine, bir bardak demli çayın hatrına şarkılarla, kahkahalarla örteriz yazılarımızın üstünü…gece soğuk olur; ayaz vurur…herkes derin uykudayken tipi yağar üstümüze….kül tablası boğulduğuna isyan ederken, yenisi çoktan yakılmıştır cigaranın…çekerken içine kahrolası dumanı umrunda mıdır midene giren krampların sayısı…!

Hep söyleyemediklerin değil midir, ya da anlatamadıkların…Kırgınlıkların faize binmiş ne ödeyen var ne ödeyecek takatin…kaç kere kırılır bahar dalı…kaç kez üstüne basılıp geçilir…UYUMALI dersin, TAT/SıZ ım die haykırırsın…kaç dalga boyu yayılır ki sesin yetişmek için…haykırdığınla kalırsın…ve bilinir ki—-der geçilir…..?  KALBİM diye inletirsin ruhsuz bedenleri…! saf dersin, yaralı dersin…anlatamazsın..kızarsın kendine… değil kimseye kendine tokat atmaya çalışırken elin havada asılı kalır…biçare onu da beceremezsin…

Beceriksizin teki olmak ne çok koyar adama…! Koparttık Fırtınaları, VAzgeçtik de yeri geldiğince…ne zaman Kilise Çanları çalındı yüreğimize Ah-ım ız Gitti hakettiği yere…

Ben bir Dikensiz Gül üm dersin ve bütün kabahatin bu sebeptendir….dikenin yoksa kimseninde seni tutmak için bahanesi yoktur…zira acıtan, yürek kanatan olamadıktan sonra kaç paralık değerin olur…? avuntularla geçiştirelecek kadarsındır işte….halbuki bilinmedi; bir yudum sevgiydi bir parça değer…dünyaları istedik…!

Dünyalar kadar verdik de, dünyalarında bir göz oda çok görüldü bize….

Nokta demiştik daha önce…! Sallamayıp Dünyanın anasını neşeyle balonlar uçurmuştuk cümlelerimizde….

Yeterrr…! demek gerekiyor bir yerde…

Bahar çoktan geçti…sıkıcı bir Ocak ayının tam ortasındayız…kırılacak dal da kalmadı….

Ne edersin…! 

Kör Çığlık geri döner…Yüreğinizin sesi hiç bu kadar isyan etmiş miydi…?

Bütün mesele…..SUSTUR!!!-A-MAMAK…

CAN-sız kalmalı bütün yazılar….!

Haketmiyor yürek bu kadarını….

                                              emelSen

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,