Eki 16

Neden blogumda bu kadar kategorim var benim yaw:S gerçekten maymun iştahlının teki miyim ben ? sorun kategorilerim değil tabii…her alanda böyleyim ben…bir insan hem çok neşeli hem çok duygusal olursa, içinizdeki maymunun iştahını bir türlü kapatamazsınız..
Bugün bloguma ne yazayım ne yazayım diye düşünürken şiir yazdım..gerçi cıks hiç beğenmedim…sonra kendimi sorgulamaya başladım fark ettim ki iştahım hep kabarık hep kabarık :S
Bu şeye benziyor; pasta yerken birden ” kıymalı börek de olsa da yesek ” demeye…sonra arkasından” karpuzda keseceğdiiik,…eee keseliiim
”
Keselim…yiyelim…şişelim…
Şiş derken çöp şiş de olsa fena olmazdı hani…
İşte her şey burada başlıyor…her bir şey diğerini çağrıştırıyor bana..derken Devamı »
Eki 12
Ben her türlü müzik dinlerim..rock dinlerken bi bakmışsınız, Orhan baba ‘’ batsııın bu dünyaaaa’’ diye dünyayı yerin dibine yolluyor…aslında işbirlikcisi olarak beraber yollarız yerin dibine…az, Canımızın Kırıklarını savurmadık Şebnem ablamla…hem sonra Teoman Kupa Kızı dedikçe ben ‘’ sinek valesiiiiiiii’’ diyerekten diğer iskambil kağıtlarını az fırlatmadım havalara…Yıllarca Sezen ablam pardon teyzemle yıllarımızı kaybedip az aramadık arka sokaklarda
…Tanrı unutmuş olsa da anasını satıym, vur dedik yüreklerimize; Sertab’ın eli işte gözü oynaşta şarkılarıyla….Yeri geldi, kendi canımızın katili olduk; kafamıza sıkıp gittik! Ah uLan ben kominist değilim anlatamadım derdimi kimselere…Yürek henüz toy! Ergenliği bi halt sanıp aklı sıra bunalım takıldık okul cafelerinde… Dertler benim, çile benim, mutluluk elalemin olsun dediğimiz bir yaz akşamı; ne kadar dönme dolap şarkıcı varsa; kurulduk karşı masaya efkar postalama niyetiyle Kasımpaşa şarkılarıyla göbecikler attık…Daha neler neler yapmadık her birimiz; şarkıların verdiği gazla! Ah Ajda Pekkan nineciğim; senin gibi oLanLar oLdu Bana ! takıldım bu aralar Avril Lavigne hatuna:D anam günlerdir kulaklarımın bütün çekiç düzeneğinde onur konuğum oldu çıktı….Hani bazen ‘’pozitif ol’’ dayatmacılarının etkisiyle ‘’ taammmm beeaaa’’ dersiniz yaa; bişey olmadan önce içinizde kalan son kırıntıları da hönkürerek, bavırarak, cırlayarak dışarı atmanız gerekir…Yaw bağırıcam, cırlıycam deşarj dönemi öncesi ama, şehirde yaşıyoz, apartmanda ikamet ediyoz…Olmadı ki Heide gibi Alp dağlarında bir dedem de gidip yanına ineklerle kuzucuklarla ‘’ aaaa Devamı »
Eyl 09

Benim için gerçekten uzun sayılabilecek kadar ara verdim bloguma…Haziran ayının son haftalarından itibaren; bir gittim pir gittim… Uzun otobüs yolculukları, belini büktüğümüz hasretlikler, kavuşmalar, vedalar……….ve son olarak mekan, mahal değişikliği…Bunca hava değişimi yetmiyormuş gibi işi toptan değişime vurdum ; yoğun ve yorucu çabalarım sonucu evi de taşıdım.
Hala şaşkınım…bu yaz nasıl geçti, ben ne yaptım, neredeyim burası yeni evim mi demek; günün sözü gibi yerleşti hayatıma….
7 yıl aradan sonra çok sevdiğim Devamı »
Ağu 08

Kusura bakma Emel’im çok manidar yazılar yazdırmayacağım sana bir süre…biliyorum; ilham perilerin tep tep tepiniyorlar başının üzerinde…şu sıralar çok yoğun olsan da, onlar seni her yerde buluyor, yakanı rahat bırakmıyorlar…yatakta, otobüste, yolda, hatta yemek yerken bile sıra sıra dizilmiş cümleler yolluyorlar beynine….yazacak çok şey var…duyguların cirit atıyor…hatta bayram çocuklarının o çok bilindik neşesini saçıyorlar etrafına….yüreğin eskisi kadar karmaşıkta değil..bu çok çok iyi !…azıcık dayasan başını, birazcık kayıp gitsen duygusallığına; seni dürtmekten anam ağlıyor…
Beni dinlemeyi ne zaman öğrenecek, ne zaman akıllı uslu yarı kaçık biri olacak derken; nihayet yaşadıklarınla yüzleşebilmeyi başardın… kaç kişi yapabilirdi; şerbetin içinden tuzu süzebilmeyi….ve onları her gece bile bile yastığının altında taşıyabilmeyi…sana en çok affetmek yakışıyor bir de susmak! Aynı dili konuşmadığın o kadar çok insan var ki; mazur görmek inan seni alçaltmıyor…
Şimdi o çok bilmiş perilerin var ya; işte onlar beni çok eğlendiriyor
hizaya soktum hepsini…en prezantabl, en şugar olanını yolluyorum arada yanına…ondan bu aralar pek bir haşır neşirsin rock müziğin imam bayıltan gürültüsüyle
kaçıklık yakışıyor ruhuna…yaprak arası cümleler sarıp; bir oturuşta midelerine indirmelerinden bıkmadın mı!? Üzerine soğuk suları sen içip, yüreğine hararet basan günlerden gına gelmedi mi? Artık pratik olmalı yemeklerin…kızartmalar yapıp, üzerine bol sarımsaklı yoğurtlar döküp sunmalısın…yanında da bir şişe soda, hazmedemeyenlere müessesemizin ikramı dersin
…yanmadıkça dil; yoğurdu üfleyerek yemesi gerektiğini öğrenemez… vesaireler uzar gider…az ve öz olduğunu bilmek sana yeter…
Kader dediğimiz kavram ne kadar karmaşık görünse de; o üzerine düşeni en doğru şekilde yapar…bazen her şeyin üst üste gelmesi, çok da kötü değildir…gereklidir ! sabrı yüreğinde taşıyabilmeyi başarır, zamanla dost kalabilirsen; inan arabın saçları rapunzelin saçlarına dönüşecektir
bu da aynanın asıl yüzüdür…
Her içses; sahibinin tek gerçek dostudur! Çünkü evren tek bir neden üzerine kuruludur…İnanç ! inanmaktan vazgeçmediğin sürece; doğrular izini sürmekten asla pes etmeyecektir….
Hadi kalk şimdi…Aynada ne görüyorsan; sana en çok onu yazmak yakışacak
Ve bazı ilham perilerin bir süreliğine nadasa yatacak
£melS£N
Son Yorumlar