Kas 27
‘’ gözlerimin içine bakar mısın? ‘’
…………………..
Ve…..artık git!
Yoruldu yüreğim empati kurmaktan..anlamaya çalışmaktan, kelimelerin sırtına yükü bindirmekten, indirmekten; sağa-sola çarpmaktan!
Yoruldum!…..
Nedenler, nasıllar…olabilir-mi (ler)
…………………..
Arada titriyor ellerim; kalbim nefesini tutuyor dalıyor derinlere
Çıkamamaktan yoruldum ve hep boğulma korkusuyla yaşamaktan !….
…………………….
Nefesim…nefesim olamadın
Empati hiç kurulmadı duygularıma istediğim değildi sempati !
……………………
Ünlemleri bol bir çizgide yürümek; Devamı »
Oca 06


şöyleee lise yıllarıma gidesim geldi…asıp dersi kopmak geldi içimden…hayatı Tİ yeee aldığımız vakitlerin bol muhabbetli dar vakitlerine….
defter, kitap tüm levazımları sırt çantasında taşımak yerine, elimizde taşımanın genç ruhumuza sardığı havayı sAR sAR SARMALAYASIM geldi….
tost yemenin en keyifli zamanlarında en buz gibisinden kolayı hüpletesim geldi okul bahçesinde….
dersi dinliyormuş edalarına bürünüp coğrafya kitabımın bilmem kaçıncı sayfasına, ortasına ok batırdığım uyduruk kalbe SeN ve BeN yazmak,
zil sesiyle rüyadan uyanıp, kızlar tuvaletinde kenarı kırık aynada 16yaşlarındaki EmeL’i görmek geldi 
adını sonradan ”platonik aşk” koyduğumuz utangaç hallerimize şimdi uzaktan bakıp gülümsemek ve pıR pıR atan kalbimizin en komik hallerine gülmek geldi az biRaz…
hababam sınıfı olma yolundaki çabalarımızın başarısızlıkla sonuçlandığı yıllardaki halimizin aslında ”Ha-babam hayata” diye direnen şaşkın ergen ruhumuza geçici dönüş yapıp;
beden dersini ‘’spor bahane bahçe şahane” diye iple çektiğimiz günlerin anısına smaç atasım geldi karşı takımın SaHaSıNa…
yine su savaşı yapmak
arkadaşlar arası trip yapmak
boş derste gürültüyü had safhaya çıkarmak
herşeye rağmen takdir teşekkür alıp göğsümüzün kabardığı yıllara dikey geçiş yapmak geldi içimden…
belli ki ”ne güzel yıllardı beee” diyeceğimiz zamanlara gelmiş biz hiç farkında olmadan büyümüş ve aslında aklımız hep o yıllarda kalmış….
seviyorum hayat seni
arada anılarımızı dürtüp dürtüp önümüze koyduğun ve ”haydi bakem filmi geri sardım;otur izle ve keyfini çıkar” lüksünü yaşattığın için bize…
Oca 02


Tadında kalmalı içtiğimiz ilk çayın sıcak havası…aslında inandığımız şey değildi yaşanılanlar…değildi seni bana getirenin adı ”aşk”…bırak bir fincan çayın içinde kalsın kandıklarımız…
gerçekler çıkmışken su üstüne ne anlamı var sonradan söylenen sözlerin avutturdukları…!
ki avutmak çare miydi yüreği kandırmaya….
ve sen bana geldiğinde kimbilir kaç sevdalı kanmışdı ve kaçı sözlerinde umut bulup sabaha kuşlar salıyordu gökyüzüne…
Dokunma sonradan değerini bildiğin yüreğime….
Gitmek için gelen aslında hep geldiği yerdedir….Bundandır arada mevsimsel boşluklar yaradışımız ve o boşlukları bir türlü dolduramayışımız….
Bıraksaydın inandığımla kalacaktım ve
bilmeyecekti ellerim yalancı tutuşlarını…
Ben seni nasıl bildiysem ve bildirdiysen yüreğime
Öyle Sevecektim…!
Gözyaşlarımı nasıl hesapsızca harcadıysam yoluna onlar bile yakama yapışıp kimliğini sorgulamaycaklardı
ve geceler katili olmayacaktı gözlerinin…
bana yalandan gelen ayak izlerini silmeliyim
suçu günahı olmayan masum cümlelerini arıtmalıyım beynimden
rüya ile gerçek arasından çekilmeliyim
ve sen sadece ÖZNE olarak kalmalısın yüreğimde…
Tadı da kalmadı…
Tadında kalsaydı keşke…
emelSen
Son Yorumlar