Kas 27

‘’ gözlerimin içine bakar mısın? ‘’

…………………..

Ve…..artık git!

Yoruldu yüreğim empati kurmaktan..anlamaya çalışmaktan, kelimelerin sırtına yükü bindirmekten, indirmekten; sağa-sola çarpmaktan!

Yoruldum!…..

Nedenler, nasıllar…olabilir-mi (ler)

…………………..

Arada titriyor ellerim; kalbim nefesini tutuyor dalıyor derinlere

Çıkamamaktan yoruldum ve hep boğulma korkusuyla yaşamaktan !….

…………………….

Nefesim…nefesim olamadın

Empati hiç kurulmadı duygularıma istediğim değildi sempati !

……………………

Ünlemleri bol bir çizgide yürümek; Devamı »

Ağu 05

Saat sabahın 4’ü….Yataktan bilmem kaçıncı sefer kalkışım bu allam yaaa…Son zamanlarda ciddi anlamda uyku problemi yaşıyorum…Gündüzleri deli gibi uykulu, geceleri cin gibiii…Sebep?..sebebi yok…yok işte adı batasıca uyku gelmiiiiiiiiii…..Gece 12 de uzun bir dalış yaptım yatağıma…’’uyucaaaamm uyucaaamm ‘’ didim..333kere dön sağa, dön sola; kendimi tv nin karşısında buldum…Güzel ama sonu anlamsız biten bir filmi devirip ‘’ hehe artık uyuyabilirim ‘’ diyerekten o çok güvendiğim uzun uzun esnemelerimin sonucu koca bir hüsran !…herkes koyun sayar ben çekirge;
Hoplayıvediii çekirgeeeee
……….
Zıplayıvediiiii çekirgeeeee
……..
Alooooo sana diyoommmm çekirgeeeeee!!!

15 çekirge……………55 çekirgeeeeeee……155 çekirgeeee…
Hopadanak çekirgeeeeeee
Memlekette çekirge kalmadı…güle güle emiceeee..kusura galmaaaa  çuvalı boşalttık

Süt içtim

Sigara içtim

Kitap okumaya yeltendim

Balkonda pinekledim

Midemi sevindirdim

Yatağımı değiştirdim

Yastığımı değiştirdim

Ilık bir duş

Herkes şu saatlerde mışıl mışıl uyuyorken, üstüne üstlük rüyalar aleminde cirit atıyorken haksızlık ama buuuuuuuuuuuuu
Bak uyku kardeş! seninle aram aslında çok iyidir, bilirsin..ne yaptım sana da hiç yüz vermiyorsun bana..gündüzleri yanıma uğramakta neyin nesi oluyor !? Üstelik sabah 8 de ayakta olmam gerek…bütün gün anam ağlayacak..ayaklarım koşturacak, güneş beynimin etini yiyecek…benim etim ne budum ne yaw revamı bu bana?

Dünyam döndü tersine
Geceleri saklambaç oynuyoruz
Gündüzleri kovalamaca…
Ben seni bir geçirirsem elime
Kaçışın yok
3 aylık vizem var elimde

Ah uykusuzluk bir bu işe yarıyorsun…günlerdir yüzüne bakmadığım blogum sebeplendi sayende….
Anam esnemekten ağzım, dilim damağım yırtılacak..yalaaaaaaannnnn numara yapıyor bana…kandırıyoooor beniiiii…
Uykuuuuuuuuu seni seviyooooruuuummmm
Seni yanımda, dibimde, başucumda  istiyoruuummmmmm
Sen geL EmeL dal gül oluverecek sana birazdan
Olmadı şeker kaymakla besliceeek seni….
Gündüzleri git başka kapıyaaa
Geceleri götür beni rüyalar alemineeee..
Rüya görmeyi öslediiim….hatta yüksek bir yerden düşüyormuş hissine kapılıp uykudan sıçramayı öslediiim…
Ahanda saat 5’e geliiiii ne halt yiceeem ben sabah….nasıl dolanacam bütün gün uykulu uykuLu….
Kalk kızım kalk! Güneşin doğuşunu izle de, sanatsal bir mana taşısın bari uykusuzluğun….
Güneş
Kuşlaaaar
Böcükleeerrr
Tabiat anaaaaaaaaaa seni seviiyoommmmm
Denizi seviyooommmm
Yaşamayı seviyooommm
Hay anasınııı sattığımııınnnn uykusuuuuu sieeeeeeeeeeeeeeeee

                                                                          EveMELveSEN den…

Oca 06

 şöyleee lise yıllarıma gidesim geldi…asıp dersi kopmak geldi içimden…hayatı Tİ yeee aldığımız vakitlerin bol muhabbetli dar vakitlerine….

 defter, kitap tüm levazımları sırt çantasında taşımak yerine, elimizde taşımanın genç ruhumuza sardığı havayı sAR sAR SARMALAYASIM geldi….

tost yemenin en keyifli zamanlarında en buz gibisinden kolayı hüpletesim geldi okul bahçesinde….

dersi dinliyormuş edalarına bürünüp coğrafya kitabımın bilmem kaçıncı sayfasına, ortasına ok batırdığım uyduruk kalbe SeN ve BeN yazmak,

zil sesiyle rüyadan uyanıp, kızlar tuvaletinde kenarı kırık aynada 16yaşlarındaki EmeL’i görmek geldi 

adını sonradan ”platonik aşk” koyduğumuz utangaç hallerimize şimdi uzaktan bakıp gülümsemek ve pıR pıR atan kalbimizin en komik hallerine gülmek geldi az biRaz…

hababam sınıfı olma yolundaki çabalarımızın başarısızlıkla sonuçlandığı yıllardaki halimizin aslında ”Ha-babam hayata” diye direnen şaşkın ergen ruhumuza geçici dönüş yapıp;

beden dersini ‘’spor bahane bahçe şahane” diye iple çektiğimiz günlerin anısına smaç atasım geldi karşı takımın SaHaSıNa… P

yine su savaşı yapmak

arkadaşlar arası trip yapmak

boş derste gürültüyü had safhaya çıkarmak

herşeye rağmen takdir teşekkür alıp göğsümüzün kabardığı yıllara dikey geçiş yapmak geldi içimden…

belli ki ”ne güzel yıllardı beee” diyeceğimiz zamanlara gelmiş biz hiç farkında olmadan büyümüş ve aslında aklımız hep o yıllarda kalmış….

seviyorum hayat seni  arada anılarımızı dürtüp dürtüp önümüze koyduğun ve ”haydi bakem filmi geri sardım;otur izle ve keyfini çıkar” lüksünü yaşattığın için bize…

Oca 02

Tadında kalmalı içtiğimiz ilk çayın sıcak havası…aslında inandığımız şey değildi yaşanılanlar…değildi seni bana getirenin adı ”aşk”…bırak bir fincan çayın içinde kalsın kandıklarımız…

gerçekler çıkmışken su üstüne ne anlamı var sonradan söylenen sözlerin avutturdukları…!

ki avutmak çare miydi yüreği kandırmaya….

ve sen bana geldiğinde kimbilir kaç sevdalı kanmışdı  ve kaçı sözlerinde umut bulup sabaha kuşlar salıyordu gökyüzüne…

Dokunma sonradan değerini bildiğin yüreğime….

Gitmek için gelen aslında hep geldiği yerdedir….Bundandır arada mevsimsel boşluklar yaradışımız ve o boşlukları bir türlü dolduramayışımız….

Bıraksaydın inandığımla kalacaktım ve

bilmeyecekti ellerim yalancı tutuşlarını…

Ben seni nasıl bildiysem ve bildirdiysen yüreğime

Öyle Sevecektim…!

Gözyaşlarımı nasıl hesapsızca harcadıysam yoluna onlar bile yakama yapışıp kimliğini sorgulamaycaklardı

ve geceler katili olmayacaktı gözlerinin…

bana yalandan gelen ayak izlerini silmeliyim

suçu günahı olmayan masum cümlelerini arıtmalıyım beynimden

rüya ile gerçek arasından çekilmeliyim

ve sen sadece ÖZNE olarak kalmalısın yüreğimde…

Tadı da kalmadı…

Tadında kalsaydı keşke…

                             emelSen