Yürümeden bitmez yol…zift kokulu asfalta bulanmadan ayakların, kedere caka satamazsın…baş koyduğun her yol emek ister, emeklemeden adım atmayı öğrenemezsin ya! koşmak için bu acelen neye, nereye?
Sabır fırından yeni çıkmış bir somun ekmek; önce kokusuyla avunacaksın ki ağzın yanmasın!
Hürmetler HAYAT!…
Defolu bütün düşünceler
Falso vermiş hareketler
Yamalı tekrarlar ilk senin elinden geçiyor da sınıf geçiyoruz ite kaka…

On adım sonrası bir durak
Olmasa kaderde kötürüm olmak da var
Arada MoLaLaR gelip yerleşmese baş köşeye
Düşünceler defolu çıkacak…
Koşmadan ağır adımlarla yürümeyi öğretiyor yaşanılanlar
Bir somun ekmeğin kokusuyla ağzımıza KİLİT VURDUK
Yol bitmedi!…
Nakaratlardan pay çıkartılacak…
Hürmetler HAYAT!…
Çok yol aldım…bilirim kapın hep açık
Biraz toza, biraz ağa bulanmış odamın duvarları
Söyleyecek cümlelerim var
Her zamanki gibi yine yüreğim konuşacak…!
….bitmeyecek….
emelSen
Boğuluyor cümleler
Gerek yok çayır çimen gezip aramaya bulmaya…seyyah olmaya yok hacet!…zaten ilk bindiğimiz otobüs indirmemiş miydi bizi vakitli, vakitsiz yalnızlar durağına…bu ‘’yalnızlık’’ arabesk cümlelerin yakıştırdığı öksüz değil, yetim hiç değil….herkesin tek bir sahibi var; bazen dalıp gitsek de bu dünya aleminin içine…O her daim yüreğimizin içinde bir ses, bir anımsama bekler yalnızca….unutmaya ne hacet!
Sardı beni güncel yazı denemelerim..şiir de duygusallığı işlemeyi seviyorum daha çok…hatta öyle ki dibe vuracak kadar işliyorum içine, o zaman da fazla bunalım oluyor…bu aralar hiç o kadar duygusal değilim..olsam da hooop hemen kapı dışarı…sıkıldım bıktım yaw…ruhumu esir aldı sanki..istemiyiiiimmmmm kederleri, hüznü…ve de verenleri!…


Son Yorumlar