Oca 15

Hüznü de neşeyi de ağırlar yüreğimiz…hep gülmek isterken takılır sancılar kalbimize ve bize en çok hüznü yakıştırırlar…Düşerken Takvim Yaprakları ve Azat ederken yüreğimizi MevsimSiz liğimize yanar öksüzlüğümüzü seyr-i meydana ilan ederiz…Arada hoş muhabbet niyetine, bir bardak demli çayın hatrına şarkılarla, kahkahalarla örteriz yazılarımızın üstünü…gece soğuk olur; ayaz vurur…herkes derin uykudayken tipi yağar üstümüze….kül tablası boğulduğuna isyan ederken, yenisi çoktan yakılmıştır cigaranın…çekerken içine kahrolası dumanı umrunda mıdır midene giren krampların sayısı…!

Hep söyleyemediklerin değil midir, ya da anlatamadıkların…Kırgınlıkların faize binmiş ne ödeyen var ne ödeyecek takatin…kaç kere kırılır bahar dalı…kaç kez üstüne basılıp geçilir…UYUMALI dersin, TAT/SıZ ım die haykırırsın…kaç dalga boyu yayılır ki sesin yetişmek için…haykırdığınla kalırsın…ve bilinir ki—-der geçilir…..?  KALBİM diye inletirsin ruhsuz bedenleri…! saf dersin, yaralı dersin…anlatamazsın..kızarsın kendine… değil kimseye kendine tokat atmaya çalışırken elin havada asılı kalır…biçare onu da beceremezsin…

Beceriksizin teki olmak ne çok koyar adama…! Koparttık Fırtınaları, VAzgeçtik de yeri geldiğince…ne zaman Kilise Çanları çalındı yüreğimize Ah-ım ız Gitti hakettiği yere…

Ben bir Dikensiz Gül üm dersin ve bütün kabahatin bu sebeptendir….dikenin yoksa kimseninde seni tutmak için bahanesi yoktur…zira acıtan, yürek kanatan olamadıktan sonra kaç paralık değerin olur…? avuntularla geçiştirelecek kadarsındır işte….halbuki bilinmedi; bir yudum sevgiydi bir parça değer…dünyaları istedik…!

Dünyalar kadar verdik de, dünyalarında bir göz oda çok görüldü bize….

Nokta demiştik daha önce…! Sallamayıp Dünyanın anasını neşeyle balonlar uçurmuştuk cümlelerimizde….

Yeterrr…! demek gerekiyor bir yerde…

Bahar çoktan geçti…sıkıcı bir Ocak ayının tam ortasındayız…kırılacak dal da kalmadı….

Ne edersin…! 

Kör Çığlık geri döner…Yüreğinizin sesi hiç bu kadar isyan etmiş miydi…?

Bütün mesele…..SUSTUR!!!-A-MAMAK…

CAN-sız kalmalı bütün yazılar….!

Haketmiyor yürek bu kadarını….

                                              emelSen

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Oca 02

Tadında kalmalı içtiğimiz ilk çayın sıcak havası…aslında inandığımız şey değildi yaşanılanlar…değildi seni bana getirenin adı ”aşk”…bırak bir fincan çayın içinde kalsın kandıklarımız…

gerçekler çıkmışken su üstüne ne anlamı var sonradan söylenen sözlerin avutturdukları…!

ki avutmak çare miydi yüreği kandırmaya….

ve sen bana geldiğinde kimbilir kaç sevdalı kanmışdı  ve kaçı sözlerinde umut bulup sabaha kuşlar salıyordu gökyüzüne…

Dokunma sonradan değerini bildiğin yüreğime….

Gitmek için gelen aslında hep geldiği yerdedir….Bundandır arada mevsimsel boşluklar yaradışımız ve o boşlukları bir türlü dolduramayışımız….

Bıraksaydın inandığımla kalacaktım ve

bilmeyecekti ellerim yalancı tutuşlarını…

Ben seni nasıl bildiysem ve bildirdiysen yüreğime

Öyle Sevecektim…!

Gözyaşlarımı nasıl hesapsızca harcadıysam yoluna onlar bile yakama yapışıp kimliğini sorgulamaycaklardı

ve geceler katili olmayacaktı gözlerinin…

bana yalandan gelen ayak izlerini silmeliyim

suçu günahı olmayan masum cümlelerini arıtmalıyım beynimden

rüya ile gerçek arasından çekilmeliyim

ve sen sadece ÖZNE olarak kalmalısın yüreğimde…

Tadı da kalmadı…

Tadında kalsaydı keşke…

                             emelSen

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,