Haz 17

Hep bir umuttu
Hep bir hayal !
İnancın beli büküldüğü anlarda
Başın kollarının arasına saklandığında
Tam çığlık atacakken
Umutlar doğar
Ve adına cesaret koyarlar…

Cesaretin gölgeleri dans ediyor eteklerimde
Daha yerime varmadan tırmanıyorum merdivenleri üçer beşer
Hasretsen suya
İçeceksin kana kana…
Mavinin utangaç, duygusal kızına el sürüp
Rahmet yağdıracağım üzerime!…
Arınıp duygulardan kucak açacağım cesaretime…
Bugün dokundum aynadaki aksime
Gereksiz tozları sildim üzerinden
Mavileri giydim
Düğün var,
Dans ediyor gölgeler…..

                          emelsen

 

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

May 23

Hangi gözyaşı var ki, bu kadar müptela olsun yüreği titreğe
Hangi el var ki, vedalar mesken eylesin avuç içlerine

ve hangi ayrılık var ki, bu kadar uzun sürsün saltanatı!….
kömür kokan kaç vagon teker sürdü rayına da
bir ayrılıkları taşıyan vagonlar ne gelebildi ne götürebildi vedaları…
ortasında ‘’sap’’ gibi dikilmek yakışmıyor zamanın…
ve yırtık cepten çalmak umutları…
dokunduğumuz bütün güller intikamını alıyor
batıyor dikenleri yüreklerimize
ne kanımız diniyor
ne yaralarımız kabuk bağlıyor…
tek bir mevsim hüküm sürüyor ömrümüze,
boğazına ip geçirdik Sonbaharın
bir hamlede indiremedik iskemleyi yere…
med-cezirin namıyla oynamak yakışmıyor bize
zaten hiç yakışmamıştık bu sevdaya ikimizde…

 

                                                               emelSen

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

May 11

Öyle süslü laflar etmeyeceğim…klasikler serisine de katkıda bulunmayacağım…anneliğin bir güne sığdırılmayacağını bildiğimden, bunu fırsat bilip ticari boyuta taşıyan tüm ahtapot kollara da tutunmayıp yüreğimden geçen o en güzel cümleyi söylemek istiyorum yalnızca;

SENİ SEVİYORUM ANNECİĞİM….

Anneliğin çaba, emek, ve sevgiden geçtiğini anne olduktan sonra daha iyi anladığım için,

Tek koşulsuz sevginin bir annenin yüreğinden başka bir yürekte bulunmadığını, yaşayarak öğrettiğin için,

Gözyaşın olduğum vakitler Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Nis 22

Bazen iyi oluyor suskun, uslu bir çocuğun birden bire başkaldırması kendine…nasıl başkadır ruhunu güz bozumlarına uğratmak; küfrünü bu kez sadece kendine sallamak…titretmek, sarsmak ve bir tokat atmak!….

hayat geçiyorken yanıbaşından; ve arada savuruyorken rüzgarıyla saçlarını yüzüne, bil ki yaşayan bir ölüsündür de farkın farkında değilsindir…

‘’Heyhaaat’’ların birikmiş heybende…enerjin tükenmiş sürünüyor yerlerde…ve yalvaran gözlerle bakıyor sana içindeki çocuk….

Bir umut…

bir gülüş…

bir söz…de….mi yetmiyor gözlerini açmaya tekrar dünyaya….

Oysa biz ağlayarak almıştık ilk nefesimizi ve ağlamaların tadına vararak öğrendik gülmeleri…

Kızmalı insan bazen kendine..vazgeçmeli içine sindiremediği her şeyden; kendinden geçmeden!…

Heyhaatları çıkarıyorum heybemden; salıyorum gökyüzüne..yüreğime batan bütün darbelerin acısına aldırmadan….

Uzun zaman olmuş.. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Nis 14

Uzun zaman oldu…
nereden bilebilirdim ki bir damla gözyaşım olacak
akacaksın yanaklarıma…
Yüzüm nemli tıpkı sözlerim gibi
Ben konuştukça batıyorlar yerin dibine
Toprak oluyor toprağa karışıyor
Ve umudunla sulanıp bir bahar sabahı gün yüzüne çıkmayı bekliyorlar…
Hani hep özdeşleşirdim ya Ay ın  gizli suretinde
Gecenin kör ve suskun vakitlerinde
Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Mar 31

 

 

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , ,

Oca 04

Bu sabah çocukların sevinç çığlıkları ile uyandım…”anneee kaaaaarrr”diye bağırışlarıyla hemen perdeyi açtım ve gördüğüm manzara muhteşemdi…Doğa yine bembeyaz gelinliğini giymiş, bütün saflığı ve masumluğu ile gözlerimizi büyülüyordu….bir müddet çıkmak istemedim yataktan ve yattığım yerden izledim lapa lapa yağan incilerini….

Öğlen olduğunda birini okula yolculayıp, diğerini öğle uykusuna yatırdıktan sonra aldım kahvemi, açtım radyomu penceremin kenarına kurulup yağan karı izlemeye başladım…derken radyoda Candan Erçetin’in  o çok özel şarkısı ”yalan” parçası çalmaya başladı…

”geri döndüren gördün mü geçmişi, boşa soldurdun o nazlı gençliği…bir avuç toprak için yor kendini..dünyada ölümden başkası YaLan…”

ve daldım gittim beyazın en masum haline…soğuğun en güzel şekli şemaline…

değer miydi…?

kızgınlıklara…kırgınlıklara…

öfkelere…sitemlere….

 göremediğimiz güzelliklerin içinde boğulup gitmeye….

bugünün işini hep yarınların sırtına bindirmek, verdiğimiz sözleri hala bir umut deyip bekleyenlerin zamanlarından çalmak…

Yalansa ölümden gayrısı; kandırdığmız kendimiz mi yoksa başkaları mı…?

üç kuruşa sattığımız benliğimiz hesap sormayacak mı bize…?

mal mülk için dişimizi tırnağımıza takarken tükettiğimiz zamanlar geri gelecek mi geri…? 

bir türlü bastıramadığımız egomuz kaç kişinin kaderini yolundan döndürdü bilenimiz var mı…?

yüzüne kapıyı hızla çarptığımız hayatlar

yüreğine sevgi diye sunduğumuz yalanlar

ellerimize tutuşturulan boş avuntular….

sorgulamalı insan kendini…her kim döktüyse senin için gözyaşı; üzerinde hakkı kalmış ”Dünyada Ölümden Başkası Yalan”….

Kar/Candan ve YalaN…

Görmezden gelmeyi marifet bildiğimiz gerçekleri, ne güzel de su yüzüne çıkardı…

Kırmadan kırılmadan

                         Sevgi ve hoşgörü ile

                                    Yarın ölecekmiş gibi bugünü sevdiklerimizle paylaşmalı…

Yarın güneş açıp kar eridğinde kaybetmiş olmayacağız aslında beyazın masumiyetini…lapa lapa düşen her inci aslında önce yüreğimize iniyor ki seviyoruz onu izlemeyi…

Öyleyse çıkarıp bulmalı yüreğimizdeki incileri….

          ”açmadığın dal da sözün geçer mi…dünyada ölümden başkası YaLaN ”

                                                                                     emelSen

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Oca 02

Tadında kalmalı içtiğimiz ilk çayın sıcak havası…aslında inandığımız şey değildi yaşanılanlar…değildi seni bana getirenin adı ”aşk”…bırak bir fincan çayın içinde kalsın kandıklarımız…

gerçekler çıkmışken su üstüne ne anlamı var sonradan söylenen sözlerin avutturdukları…!

ki avutmak çare miydi yüreği kandırmaya….

ve sen bana geldiğinde kimbilir kaç sevdalı kanmışdı  ve kaçı sözlerinde umut bulup sabaha kuşlar salıyordu gökyüzüne…

Dokunma sonradan değerini bildiğin yüreğime….

Gitmek için gelen aslında hep geldiği yerdedir….Bundandır arada mevsimsel boşluklar yaradışımız ve o boşlukları bir türlü dolduramayışımız….

Bıraksaydın inandığımla kalacaktım ve

bilmeyecekti ellerim yalancı tutuşlarını…

Ben seni nasıl bildiysem ve bildirdiysen yüreğime

Öyle Sevecektim…!

Gözyaşlarımı nasıl hesapsızca harcadıysam yoluna onlar bile yakama yapışıp kimliğini sorgulamaycaklardı

ve geceler katili olmayacaktı gözlerinin…

bana yalandan gelen ayak izlerini silmeliyim

suçu günahı olmayan masum cümlelerini arıtmalıyım beynimden

rüya ile gerçek arasından çekilmeliyim

ve sen sadece ÖZNE olarak kalmalısın yüreğimde…

Tadı da kalmadı…

Tadında kalsaydı keşke…

                             emelSen

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Ara 30

çığlıklar…..

              sancılar…..

ve yıllar önce, bir kış gecesi vaktinden önce gelen minik bir yürek…

neler yaşayacağını, o yüreğin kimler için çırpınacağını bilmeden

taze bir nefes

yeni bir umut

yaşama merhaba…

Anne olmayı tadabildiğim için

Yaşamın acı tokadını her yanağımda hissettiğimde küsmek yerine barış içinde yaşamayı başarabildiğim için

Sevinçlerimi paylaştığım

Kin ve nefreti yüreğime kabul etmediğim için

Daima sevmek…sevmek…sevmek adına çırpındığım ve bundan hiç bir zaman pişman olmadığım için

Samimiyetten uzak yüreklerin derinliklerine inip bir parça sevgi mutlaka vardır umudumu asla yitirmediğim

sempati nedir bilmeyenlerle ille de empati kurup anlamaya çalıştığım ama anlaşılmaz olduğum için

Yüzüme gülüp arkamdan onlarca kuyu kazanları kazdıkları kuyulara gömmeyip daima affettiğim için

Beni sevenleri yüzüstü bırakmayıp her daim yanaklarında tebessüm olmaya çalıştığım için

Velhasıl ,  günahlarımla sevaplarımla  acıdan yoğrulmuş yine de baldan tatlı yaşamda bir nefeslik yerim olduğu için önce Allah’ a şükrediyor ve

İYİ Kİ DOĞMUŞUM…diyorum…

Yıllar önce bugün bütün o eziyetleri sancıları yaşattığım anneciğimin yüreğine yolluyorum bütün güzel dileklerimi….

ve her sabah küçük serçe parmağıma bir öpücük kondurup aynadaki aksime dokunup ”iyi ki varsın benim saf yüreğim” diyorum…

Sevginin kıymetini bilmeyenlere inat

yaşıyorum

yazıyorum

paylaşıyorum……

                                   emeL

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,