Haz 02

Geçen yaz Fatih Ürek bi ‘’hadi hadi hadiiiiiiii’’ dedi şarkı pek bir kıymete bindi…Önce Seda SAYAN daha sonra kaçın kurası nam-ı diğer Urfalı İbo’muz  kaptı parçayı ve albümüne koydu…

Güzel mi!?…

Bence şarkının güzelliği ne amaçla dinlediğinize bağlı…ben ne zaman deşarj olmak istiyorum; açıyorum İbo’dan ‘’hadi hadi hadiii hadeeeeeeeeeee’’yi….Kime sallamak, sarmak istiyorsam son ses eşlik ediyorum İbo abime..hehe…

Hırsımızı, kinimizi, kızgınlığımızı ya da sinirimizi küfür sallayarak atarız ya! içinde müstehcen, ar, leke, yüz karası bulunan sözcükler kulanmayı tercih etmediğim için, benimde küfürüm ancak bu şekilde  oluyor…

Bugün burada birkaç madde asacağım tavanıma ve sallayacağım küfrümü…her şey deşarj olmak adına!

Şarkının yalnız nakarat kısmı ilgilendiriyor beni ve top yapıp fırlatıyorum dar ağacı listemdekilerin suratına;

  • ‘’Benimle evlenir misin?…koca arıyorum, hanım arıyorum’’ Tv gündüz kuşağını alt üst eden,  gelecek neslin bilinç altına ‘’evlilik kurumu’’ böyle ucuz kuruluyor mesajını bizzat veren ve destekleyen saf-i safinaz hanımlarımıza,
  • Hayatını yedek kulübesiyle dolduran ve kasım kasım kasılan kası fos mahlukatlarımıza,
  • Çiçeği koklamayı beceremeyip, burnunun ucunda ki sarı polenleri sümük zannedip hömkürenlerimize, (nereye çekerseniz çekin, lastik bu esnek oluyor nihayetinde!)
  • Seda Sayan’la yatıp Petek’le kalkan, arkadaş meclislerinde entel dantel takılan dili iğne oyalı kadınlarımıza,
  • Mail trafiğini allak bullak eden; ‘’bilmem kaç kişiye yolla, duan kabul olsun..yoksa öte dünyada Cııızzzssssssss’ olursun ‘’ diyen örümcek kafalı trafik canavarlarımıza,
  • Te Te Te TELEKOMAAAAAAA,
  • İnternetteki, Tv  de ki, Sokaktaki, Yüreklerde ki Görüntü Kirliliğine,
  • Ve tabii ‘’ver gazı, ver gazıııı evladııımmm’’ deyip beni gaza getiren Urfalı leehmağcuun İmparatorumuza,

‘’ HADİ HADİİ HADİİİ  HADEEEEEEEEEEEEEE..Aman beee kardeşim ağzı olan konuşuyooo..çok da biip biiip biipp ‘’

Çok da TIIIıııııNNnnnnnnnn

IIIıııınnnnnnNNNNNN

Nnnnnnnnnnnnnn….

Dar ağacında sallanıyor salkım salkım üzümLER….

Taşa tuttum birer birer yere dökülecekler…

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

May 21

Nasıl garip olur içim; kokusu gelince burnuma çocukluğumun..tabii yaa, her dönemin kendine has kokusu, havası vardır..siz aramazsınız hatta unutursunuz ama öyle bir anda gelir ki; her şeyi unutur başlarsınız zamanda yolculuk yapmaya..bir hanımeli, bir keçeli kalem veyahut toprak kokusu titretmeye yeter yüreğinizi…

Hangi vakit asmalar yaprak açsa, dutlar düşmeye dallarından ve baharla yaz iki kardeş edalarıyla çekişmeye; yaşım veda eder 30 larına; 10-11 yaşlarındaki bir kız çocuğu başlar lastik oynamaya, ağaçlara tırmanmaya…sevmez saçlarını iki örgü yapmayı, özenir ablalarına takar koca koca küpeleri kulağına…en çok dedesini sever ve elinden Uludağ gazozu içmeyi…üzümü dalından koparıp yemenin keyfine varıp, atar kendini çiğ kokulu çimenlerin kucağına…kestane yapraklarıyla kemer, papatyalarla taç yapar; sarı bukle bukle saçlarına…en çok konuşanları yazmayı sever kara tahtaya, beyaz tebeşirin tozunu yuta yuta…ve kıyamaz sonra siler bütün isimlerini; aynı tahta sıralarda kalem tutup, bir simidin parasını katıştırdıkları arkadaşlarının…

Ve ilk heyecan, ilk yürek kıpırtısı…ayaklarımın bağının çözülüp, kulağımın bütün seslere sağır oluşu…kalbimin yetim çığlıkları…gözlerimin pembenin tozuyla ilk tanışıklığı…ilk dalıp dalıp gitmelerim…adını koymaya sınıfta kaldığım, ilk gönül sınavım…Çocukluk ve Aşk…İlk Aşk…yıllar sonrasında bu garip hallerime gülüp geçeceğim; hayatla ilk savaşım..ilk toslayışım duvarlara….

Ve ilk tanışıklığı gurbetle…kâh yaban ellerde kâh cennet vatanında yaşamanın med-cezirliği içersinde… bazı geceler sessizce gözyaşını, saklamak yastığının altında…çocuk yüreğiyle anlamaya çalışmak kaderi, hasretliğin derin izlerini…babaanne dualarıyla uyumak ve karşılamak taze süt kokulu sabahları….

Bir hanımeli kokusu düştü burnuma, misafir oldu yüreğime ağır toprak kokusu ve közde mısır pişti de geçti gitti yanı başımdan…akreple yelkovanın sırtına binip yolculuk yaptım zamanın ardımda bıraktıklarında…ve anladım ki geçip giden aylar, yıllar değil; bizim yüzüne küsüp sırtımızı döndüğümüz anılarımız…oysa hiç de zor değilmiş can vermek arada sırada; bir kokuya, bir arkadaşa, bir papatyaya…

Ve tekrar ip atlamak, tırmanmak kiraz ağacına…

Paylaşmak

Simidini

Silgini

Sevgini

Yüreğini…

Yıllar önce, yıllar sonrası yok…biz ve anılar var yalnızca…ben 10-11 yaşlarımdaydım biraz önce…

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,